Haberin öne çıkan noktaları
- Heinz von Foerster ve çalışma arkadaşlarının 1960'ta yayımladığı matematiksel model, nüfus artışının aynı hızla sürmesi halinde 13 Kasım 2026'yı teorik bir tekillik tarihi olarak hesapladı. Bu tarih gerçek bir kıyamet ya da fiziksel yıkım öngörüsü değil.
1960 yılında yayımlanan bir nüfus araştırmasında “kıyamet günü” diye anılan 13 Kasım 2026'ya 12 gün kaldı. Ancak bu tarih, Dünya'nın yok olacağı ya da gezegende fiziksel bir felaket yaşanacağı anlamına gelmiyor; geçmişteki nüfus artış hızının değişmeden devam ettiği varsayımına dayanan matematiksel bir hesaplamayı ifade ediyor.
Fizikçi Heinz von Foerster ile çalışma arkadaşlarının geliştirdiği model, gezegen kaynaklarının sınırlılığına dikkat çekmek için nüfus verilerini geleceğe yansıttı. Hesaplamaya göre büyüme eğrisi 2026'nın sonlarına doğru matematiksel olarak sonsuzluğa ulaşan bir “tekillik” noktasına varıyordu.
Modelin işaret ettiği tarih bir felaket öngörüsü değil
Araştırmacılar, milattan sonraki dönemden 1958'e kadar uzanan küresel nüfus verilerini kullanarak bir büyüme denklemi oluşturdu. O yıllarda gözlenen hızlı artışın aynı katsayıyla ve kesintiye uğramadan süreceği kabul edildi. Bu varsayım, nüfusun teorik olarak doygunluğa ulaşacağı 2026 tarihini ortaya çıkardı.
13 Kasım'ın seçilmesinin nedeni ise araştırmanın başındaki isim von Foerster'ın doğum günü olmasıydı. Araştırmacı, modelin ulaştığı teorik sınırı ironik biçimde “kıyamet günü” olarak nitelendirdi. Bu ifade, sınırlı fiziksel kaynaklara sahip bir dünyada nüfusun aynı hızla sonsuza dek artamayacağına işaret etmek için kullanıldı.
Çalışma, 13 Kasım'da dünya çapında bir yıkım veya kozmik felaket yaşanacağını öngörmüyor. Makalenin yayımlandığı dönemde de geçmişteki nüfus artışını geleceğe düz bir çizgi halinde taşıyan yöntemin gerçekçiliği tartışılmıştı. Yazarların vurguladığı nokta, mevcut verilerin sınırlarının ötesine uzatılan matematiksel kurguların sıra dışı sonuçlar üretebilmesiydi.
1960'tan bu yana küresel nüfus dinamikleri önemli ölçüde değişti. Sanayileşme, sosyoekonomik koşullardaki dönüşüm ve doğurganlık oranlarının gerilemesi, dünya nüfusundaki artış hızını yavaşlattı. Birleşmiş Milletlerin güncel projeksiyonlarına göre nüfusun 2080'li yıllarda 10 milyar düzeyinde zirveye ulaşması bekleniyor.


