Haberin öne çıkan noktaları
- Ankara’da düzenlenen Alevi çalıştayının sonuç bildirgesinde, Abdullah Öcalan’ın Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki tarihsel ilişkiye yaptığı gönderme eleştirildi. Bildirgede, Suriye’deki Alevilerin hakları için TBMM’de araştırma komisyonu kurulması da istendi.
Alevi Aydınlar İstişare Meclisi’nin Ankara’da düzenlediği çalıştayın sonuç bildirgesinde, Abdullah Öcalan’ın Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki ittifaka ilişkin değerlendirmesine tepki gösterildi. Bildirgede, tarihin güncel siyasi tartışmalarda araç olarak kullanılmasına son verilmesi çağrısı yapılırken, Suriye’deki Alevilerin haklarının korunması için Türkiye’nin girişimde bulunması ve TBMM bünyesinde araştırma komisyonu kurulması talep edildi.
“21. Yüzyılda Aleviler: Hukuk, Güvenlik, Hafıza ve Gelecek” başlıklı buluşma, Ankara Kızılay’daki Mülkiyeliler Birliği’nde gerçekleştirildi. Dört oturum halinde düzenlenen çalıştayda Alevi toplumunun hukuki statüsü, güvenlik kaygıları, tarihsel hafızası ve geleceği ele alındı; toplumun sosyal ve siyasi alandaki talepleri değerlendirildi.
Etkinliğin açılış konuşmasını araştırmacı-yazar Mesut Özcan yaptı. Özcan, Alevilerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olması ve bağımsız biçimde temsil edilmesi gerektiğini vurguladı. Aleviler adına başkalarının karar almasını kabul etmediklerini belirten Özcan, farklılıkların ortak bir gelecek fikri içinde korunmasının önemine işaret etti.
Çalıştay programında “Alevilerin Hukuki Statüsü”, “Aleviler ve Güvenlik Kaygısı”, “Alevilerin Tarihsel Hafızası” ile “Aleviler ve Gelecek” başlıkları altında oturumlar yapıldı. Görüşmelerde cemevlerinin anayasal güvenceye alınması, Alevilerin bağımsız temsiliyeti, laik hukuk devletinin korunması ve Alevifobiyle mücadele konuları gündeme taşındı.
Sonuç bildirgesinde, Öcalan’ın Yavuz Sultan Selim ve İdris-i Bitlisi arasındaki tarihsel ilişkiye yönelik sözleri de değerlendirildi. Bildirgede, “Güncelleme adı altında meşrulaştırılması ve tarihin bu döneminin, politikada araçsallaştırılması politikasından ilgili muhataplar ebediyen vazgeçmelidir” ifadesi kullanıldı. Alevi aydınları daha önce yayımladıkları açıklamada da söz konusu referansa karşı çıkarak, “Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz” demişti.
Tartışma, Öcalan’ın Yavuz Sultan Selim ile İdris-i Bitlisi arasındaki ilişkiyi bugüne dönük siyasi bir referans olarak göstermesinin ardından gündeme geldi. Odatv, 31 Ağustos’ta “‘Kanlı ittifakı reddediyoruz’... Öcalan Alevileri kızdırdı” başlıklı haberiyle konuyu manşetine taşıdı. Haberde, 53 Alevi kanaat önderinin Öcalan’ın sözlerine karşı yayımladığı bildirgeye yer verildi; bildirgede “Yavuz Selim ve İdris-i Bitlisi referanslı arkaik ve kanlı ittifakı reddediyoruz” denildi.
Gazeteci Soner Yalçın da 3 Eylül’de Odatv’de yayımlanan “Öcalan’ın tarihsel gafı: Kullanışlı hafıza... Tarihi siyasete uydurdu” başlıklı yazısında tartışmayı ele aldı. Yalçın, Yavuz Sultan Selim ile bazı Kürt beyleri arasındaki ilişkinin bütün Türkler ve Kürtler arasında kurulmuş bir ittifak gibi yorumlanmasının tarihsel tabloyu eksik bıraktığını savundu. Bu yaklaşımın, dönemin sınıfsal ilişkilerini ve Osmanlı merkezileşmesinin baskısı altında kalan Kızılbaş Türkmenleri ile Alevilerin tarihsel hafızasını geri plana ittiğini belirtti.
Öcalan ise son değerlendirmesinde bu eleştirilere değinerek, İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmanın geçmişteki modeli eksikleriyle birlikte yeniden kurmak anlamına gelmediğini söyledi. Geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarları temelinde şekillenen ittifak anlayışının bugün halkların ve inançların çıkarları doğrultusunda ele alınması gerektiğini savunan Öcalan, Alevilerin tarihsel hafızası ile bu hafızadan kaynaklanan kaygıların ciddiye alınması gerektiğini ifade etti.
Öcalan’ın açıklaması şöyle: “İdris-i Bitlisi’nin Sünni mirliklerle Osmanlı arasındaki ittifakını hatırlatmak, onu eksiklikleri ile beraber olduğu gibi yeniden canlandırmak değildir. Tam tersine, geçmişte mirlerin ve egemenlerin çıkarına kurulan ittifak anlayışını, bugün halkların ve inançların çıkarı doğrultusunda güncellemektir. Alevilerin tarihsel hafızasını ve bu nedenle oluşan kaygılarını elbette ciddiye almak gerekir. Buradaki amaç Aleviliği Sünnilik içinde eritmek değil, Kürtleri ve Alevileri kendi kimlikleri ve özgünlükleriyle bu yeni demokratik ittifakın kurucu öznesi haline getirmektir. Söz konusu olan mirlerin değil halkların ittifakıdır. Amaç egemenliğin değil eşitliğin ve özgürlüğün ittifakıdır. Alevi rönesansı da bu ortak demokratik geleceğin en önemli sütunlarından biridir.”
Çalıştayın bildirgesinde Suriye’de yaşayan Alevilerin maruz kaldığı hak ihlallerine de dikkat çekildi. Türkiye’nin bu topluluğun yaşam hakkı ile temel haklarının korunması için adım atması gerektiği belirtilirken, konunun TBMM’de araştırılması istendi. Bildiride ayrıca Suriye’de laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine dayalı bir yönetim anlayışının desteklenmesi çağrısı yer aldı.


