Haberin öne çıkan noktaları
- Almanya’da bazı Türk vatandaşlarının iltica başvurularında kullanmak üzere Türkiye’de para karşılığında ceza soruşturması başlattırdığı öne sürülüyor. İddialar, BAMF’ın incelemelerinin yanı sıra iltica kararları ve Schengen vizesi süreçleri üzerindeki etkileriyle de gündemde.
Almanya, 2015-2016’da Suriye’deki iç savaşın tetiklediği mülteci krizinden bu yana Avrupa’ya yönelen sığınmacı hareketini sınırlaması için Türkiye’ye hem ikili ilişkiler kapsamında hem de Avrupa Birliği (AB) üzerinden mali destek sağlıyor. Türkiye de bu yardımlar çerçevesinde Suriye, Afganistan ve Afrika ülkelerinden gelenlerin Avrupa’ya geçişini önlemeye çalışıyor. Buna karşın son yıllarda Almanya’da iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarının sayısı arttı. Başvurularda Türkiye’deki siyasi baskıyı kanıtladığı öne sürülen soruşturma belgelerinin rüşvetle oluşturulduğu iddiası, bu nedenle hem iltica süreçlerinin güvenilirliği hem de gerçek başvuru sahiplerinin durumu açısından önem taşıyor.
Almanya’da iltica hakkı; kişinin ırkı, dini, milliyeti, siyasi görüşü ya da belirli bir sosyal gruba mensubiyeti nedeniyle kendi ülkesinde devlet veya devlet dışı aktörler tarafından ağır insan hakları ihlallerine, baskıya ya da kovuşturmaya uğrama riski bulunması halinde tanınıyor. Uzmanlar, Türk vatandaşlarının Avrupa’ya artan iltica başvurularında Türkiye’deki siyasi baskıların yanı sıra ekonomideki olumsuz gidişatın da etkili olduğuna işaret ediyor. Ülkesinde gelecek göremeyen bazı kişilerin Almanya’da yeni bir yaşam kurmaya çalıştığı değerlendiriliyor.
Alman Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), Türk vatandaşlarının başvurularında sunulan soruşturma belgelerine ilişkin iddiaları inceliyor. Alman medyasına yansıyan iddialara göre Türkiye’de bazı savcılara rüşvet verilerek, Almanya’da iltica talebinde bulunacak kişiler hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla soruşturma açılması sağlanıyor. İnsan kaçakçılığı yapan şebekelerin bu dosyaları, Türkiye’de siyasi baskı gördüklerinin kanıtı gibi göstererek başvuru sahiplerine sığınma hakkı elde etmeyi vadettiği ileri sürülüyor.
İddialara göre süreç sosyal medyada başlıyor
Yöntemi ilk olarak Die Zeit gazetesi gündeme taşıdı. Gazete, Türkiye’de Almanya’ya iltica edebilmek amacıyla ceza soruşturması satın alındığı iddiasını haberleştirdi. BAMF’ın uzun süredir takip ettiği konuya ilişkin daire kaynakları, bazı savcıların da sürece dahil olmuş olabileceğinden şüphelenildiğini aktarıyor. İltica etmek isteyen kişilerin TikTok ve Telegram gibi platformlar üzerinden suç örgütleriyle bağlantı kurduğu öne sürülüyor.
İnsan kaçakçılarının, para karşılığında yurt dışına çıkarmayı planladıkları kişilere «Sen cumhurbaşkanına hakaret et, gerisini biz halledeceğiz» diyerek izleyecekleri yolu tarif ettiği iddia ediliyor. 2025’te hazırlanan bir bilirkişi raporunun da bu şüpheleri desteklediği bildiriliyor.
İddia edilen yöntemde ilk adım, başvuru sahibinin Facebook ya da Instagram gibi bir platformda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştiren bir paylaşım yapması. Ardından şebekenin, rüşvet karşılığında işbirliği yaptığı öne sürülen savcılara bu paylaşımı bildirdiği belirtiliyor. Savcılık soruşturma başlatıyor ve dosya Ulusal Yargı Ağı Projesi’ne (UYAP) kaydediliyor. Böylece başvuru sahibi, Türkiye’de ceza takibiyle ve siyasi baskıyla karşı karşıya olduğunu göstermek amacıyla Almanya’da BAMF’a gerçek bir UYAP belgesi sunabiliyor. Türkiye’deki yargı süreçlerinin dijital olarak izlenmesini sağlayan UYAP sistemi, bu iddialarda iltica dosyalarına giren soruşturma belgelerinin merkezinde bulunuyor. Vatandaş portalına vatandas.uyap.gov.tr adresinden erişilebiliyor.
Die Zeit muhabiri, «iltica hizmeti» sunduğunu söyleyen bir kaçakçının kendisine 800 euro karşılığında Türkiye’de soruşturma başlatılmasını, evinde arama yapılmasını ve hakkında iddianame hazırlanmasını sağlayabileceğini söylediğini aktardı. Şebeke üyesinin, söz konusu belgelerle her yerde oturum izni alınabileceğini ve bu yöntemi daha önce de kullandıklarını öne sürdüğü belirtildi. Aynı kişi, Berlin ve Hamburg’da bu hizmetten memnun kalan müşterileri bulunduğunu da muhabire anlattı. Almanya’ya kaçak geçişi de kapsayan daha geniş, «her şey dahil» paketlerin ücretinin ise yaklaşık 6 bin ila 8 bin euro arasında olduğu kaydedildi.
Sahte belgelerden gerçek soruşturma şüphesine
Alman yetkililer, insan kaçakçılığı şebekelerinin yöntemi, yolsuzluğa karışmış olabilecek bazı yargı mensuplarını da kapsayacak şekilde değiştirdiği şüphesine dikkat çekiyor. Geçmişte Alman makamlarının sahte UYAP belgeleriyle ya da gerçek sisteme benzeyen kopya internet siteleriyle yanıltılmaya çalışıldığı belirtiliyor. Sahte ceza soruşturması ve mahkûmiyet kararı belgelerinin ise incelemeler sırasında tespit edildiği ifade ediliyor.
Yetkililer, başvuru sahibinin gösterdiği UYAP sayfasının sahte olup olmadığının ancak internet adresi kontrol edilerek anlaşılabildiğini aktarıyor. Şimdi ise Alman makamlarını şaşırtan iddianın, sahte belge üretmek yerine bazı yargı mensuplarının dahil olduğu öne sürülen bir düzenekle gerçek soruşturmalar başlatılması olduğu belirtiliyor. Bu durumun, iltica hakkının gerçek bir yargı süreci görüntüsü verilerek istismar edilmesi anlamına gelebileceği değerlendiriliyor.
İddialar Türkiye’de de siyasi gündeme taşındı. Adalet Bakanlığı konu hakkında açıklama yapmazken, bağımsız milletvekili Mustafa Yeneroğlu, bazı kişilerin Almanya’daki iltica başvurularında kullanmak üzere Türkiye’de para karşılığı haklarında ceza soruşturması başlatılmasını sağladıkları yönündeki iddialar hakkında TBMM’ye soru önergesi verdi. Almanya’da büyüyen ve hukuk eğitimi alan Yeneroğlu, Türkiye’de önce AKP’de, daha sonra bir süre DEVA Partisi’nde görev yaptı. Milletvekili, önergesini Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması talebiyle sundu.
Yeneroğlu, Bakan’a «Bakanlığınız veya HSK nezdinde inceleme başlatıldı mı?» ve «Yurt dışındaki iltica başvurularında kullanmak amacıyla gerçeğe aykırı soruşturma dosyası düzenlendiği iddiasıyla kaç soruşturma başlatıldı?» sorularını yöneltti. Die Zeit’te yer alan iddiaları münferit sahtecilik olaylarının ötesinde değerlendiren Yeneroğlu, bunun doğrudan yargı yetkisinin kötüye kullanılması olduğunu söyledi.
Milletvekili, iddiaların doğrulanması halinde soruşturma yetkisinin alınıp satılabilen bir hizmete dönüşmüş olacağını belirterek, «İddialar doğruysa, yalnızca kamu adına ve hukuka bağlı olarak kullanılması gereken soruşturma yetkisi alınıp satılabilen bir hizmete dönüşmüş demektir» dedi. Yeneroğlu, tablonun birkaç kamu görevlisinin kişisel suçu olarak görülemeyecek kadar ağır olduğunu; hukuk devletine duyulan güveni, ceza adaletinin meşruiyetini ve Türk yargı kararlarının hem yurt içinde hem yurt dışında inandırıcılığını temelden sarsacağını ifade etti.
Adalet Bakanlığı’nın iddiaları sessizlikle geçiştiremeyeceğini vurgulayan Yeneroğlu, kapsamın ve doğruluğun şeffaf biçimde ortaya çıkarılması, adli kayıtların güvenliğinin sağlanması ve sorumlular varsa haklarında gecikmeden işlem yapılması gerektiğini söyledi. Almanya’daki yetkililer de basına yansıyan soruşturma kumpası iddiaları dahil çeşitli konuların Türk makamlarıyla yapılan görüşmelerde gündeme getirildiğini belirtiyor.
Başvuru sayısı yüksek, kabul oranı geriliyor
BAMF’ın resmi verilerine göre Türk vatandaşları son yıllarda Almanya’ya en fazla iltica başvurusu yapan gruplar arasında yer alıyor. Türk vatandaşları 2023’te yaklaşık 61 bin ilk başvuruyla ikinci sıradaydı. Başvuru sayısı 2024’te 29 bin 177’ye geriledi; Türkiye vatandaşları bu yıl üçüncü sırada yer aldı. 2025’te ise 11 bin 919 ilk başvuruyla, Afgan ve Suriye vatandaşlarının ardından yine üçüncü sırada bulundular.
Aynı dönemde başvuruların kabul edilme oranı da düştü. Türk vatandaşlarının başvurularının yüzde 43’ü 2020’de olumlu sonuçlanırken, oran 2023’te yaklaşık yüzde 13’e, 2024’te yüzde 9,4’e ve 2025’te yüzde 8,1’e indi. Böylece Türk vatandaşları başvuru sayısı bakımından üst sıralarda kalırken, başvuruları en yüksek ret oranına sahip gruplar arasında yer aldı.
İltica hakkının sahtekârlık yoluyla kullanılmasının, Alman makamlarının çok sayıda başvuruya daha kuşkuyla yaklaşmasına ve korunma hakkı bulunan kişilerin işlemlerinin uzamasına yol açtığı belirtiliyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, federal hükümetin düzensiz göçü sınırlama politikalarını savunurken kurallara uymayanlara karşı sert tutum mesajı veriyor. Merz, yasal yollardan Almanya’ya gelen Türk göçmenlerin ülkeye katkı sunduğunu ve bu göçün büyük bir «başarı hikayesi» olduğunu da vurguluyor.
İltica başvuruları vize süreçlerini de etkiliyor
Almanya’ya gelen Türk vatandaşları arasında yalnızca düzensiz yolları kullananların sayısı artmadı. Yeşil veya gri pasaportla ya da Schengen vizesiyle ülkeye giriş yaptıktan sonra Türkiye’ye dönmeyip iltica başvurusunda bulunanların sayısında da yükseliş yaşandı. Alman makamlarının, vizesiz giriş imkânı sağlayan yeşil ve gri pasaport sahiplerine daha kuşkuyla yaklaşması; bazı kişilere ülkeye giriş izni verilmeyerek geri gönderilmeleriyle sonuçlanabiliyor.
Alman yetkililer ve uzmanlar, artan iltica başvurularının vize işlemlerini de etkilediğini belirtiyor. Türk vatandaşlarına Schengen vizesi verilmesinin zorlaşmasında, iltica başvurularındaki artışın rol oynadığı ifade ediliyor. Rüşvet karşılığında soruşturma başlatıldığı yönündeki iddiaların da bu tartışmalara eklenmesi, hem iltica başvurularının değerlendirilmesi hem de yasal yollarla seyahat etmek isteyen Türk vatandaşlarının karşılaştığı süreçler açısından yeni soru işaretleri doğuruyor.



Yorumlar 0