Haberin öne çıkan noktaları
- HSBC Baş Ekonomisti Frederick Neumann, yükselen ABD tahvil faizleri, zayıflayan Japon yeni ve teknoloji iyimserliğinin 1997 Asya krizini hatırlattığını söyledi. Neumann'a göre bugün bölge için asıl tehdit finansal çöküşten çok, ABD'de yapay zekâ talebinin yavaşlaması.
HSBC Baş Ekonomisti Frederick Neumann, küresel piyasalardaki bazı göstergelerin 1997 Asya finansal krizi öncesindeki tabloyla benzerlik taşıdığını belirtti. Neumann, bu benzerliğin özellikle yükselen ABD tahvil faizleri, Japon yenindeki değer kaybı ve yapay zekâ odaklı teknoloji yatırımlarına yönelik güçlü iyimserlikte görüldüğünü ifade etti.
HSBC'nin 31 Ağustos tarihli değerlendirmesinde, 1997'de Asya piyasalarını sarsan krizden önceki finansal koşullarla günümüzdeki piyasa görünümü karşılaştırıldı. Neumann'a göre ABD tahvil getirilerindeki artış, yenin dolar karşısındaki zayıf seyri ve teknoloji sektörüne ilişkin yüksek beklentiler, iki dönem arasındaki başlıca ortak noktaları oluşturuyor.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi, Ağustos 2020'de yüzde 0,5 seviyesinde bulunurken yaklaşık yüzde 4,79'a kadar çıktı. Söz konusu faiz, yalnızca bu yıl içinde de şubat ayında görülen yüzde 3,9 seviyesine kıyasla yaklaşık 80 baz puan yükseldi.
1997 Asya krizinden önce de ABD tahvil faizlerinde belirgin bir yükseliş yaşanmıştı. 10 yıllık tahvil faizi Ekim 1993'te yaklaşık yüzde 5 düzeyindeyken Kasım 1994'te yüzde 8'e yaklaşmış, Nisan 1997'de ise yüzde 7 civarında seyretmişti.
Japon yeni de iki dönem arasındaki karşılaştırmada öne çıkan göstergelerden biri oldu. Yen, 1995-1997 arasında dolar karşısında yaklaşık yüzde 55 değer kaybetmişti. Günümüzde ise para birimi, 2021'in başında 103 seviyesindeyken temmuz ayında 163'e kadar gerileyerek benzer ölçekte bir değer kaybı yaşadı.
Teknoloji piyasalarındaki beklentiler de dönemsel benzerliğin bir başka unsuru olarak değerlendirildi. 1990'lı yıllarda internetin yaygınlaşacağına ilişkin iyimserlik teknoloji şirketlerini ve piyasalarını desteklerken, bugün aynı rolü yapay zekâ yatırımlarına yönelik beklentiler üstleniyor.
Neumann, bu göstergelerin benzerlik taşımasına karşın 1997'de yaşanan koşulların Asya'da aynı biçimde tekrarlanmasını beklemediğini vurguladı. Bunun temel nedeni olarak, Asya ekonomilerinin dış finansmana olan bağımlılığının geçmişe göre belirgin biçimde azalmasını gösterdi.
1990'lı yıllarda sermaye ithalatçısı konumunda bulunan Asya ülkeleri, dolar cinsinden fonlama maliyetlerinin yükselmesinden ve yatırımcı güveninin bozulmasından doğrudan etkileniyordu. Günümüzde ise birçok Asya ekonomisi sermaye ihracatçısı durumunda bulunuyor.
Bu değişim nedeniyle bölgenin kırılganlığının finansman kanalından ziyade talep tarafında yoğunlaştığı belirtiliyor. ABD'de yapay zekâ donanımına yönelik talep; Güney Kore, Japonya, Tayvan ve Singapur'un elektronik ihracatıyla ekonomik büyümesini destekleyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Neumann, ABD'de yükselen tahvil faizleri ile artan fonlama maliyetlerinin yapay zekâ yatırımlarını baskılaması halinde Asya'nın elektronik ihracatında zayıflama görülebileceği uyarısında bulundu. HSBC'nin değerlendirmesine göre bölge, bu kez finansal bulaşma riskinden çok yapay zekâ talebinde yaşanabilecek olası yavaşlamayla karşı karşıya kalabilir.

