KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • İYV Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Almanya’nın Neuss kentindeki UID genel kurulunda Türkiye’nin daha güçlü ve dış politikasını kendi iradesiyle yürütme kararlılığında olduğunu söyledi. Erdoğan, bölgesel krizlerde Türkiye’nin arabulucu rolünün zorunluluk haline geldiğini ve sivil toplumun siyasete daha fazla yön vermesi gerektiğini vurguladı.

İlim Yayma Vakfı (İYV) Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, Uluslararası Demokratlar Birliğinin (UID) Almanya’nın Neuss kentinde düzenlenen 9. Olağan Genel Kurulu’nda konuştu. Türkiye’nin son 25 yılda ekonomik, siyasi ve diplomatik açıdan önemli bir değişim geçirdiğini belirten Erdoğan, ülkenin artık geçmişteki konumunda olmadığını ve daha güçlü bir yapıya kavuştuğunu ifade etti.

Erdoğan, Türkiye’nin kendi dış politikasını belirleme ve uygulama iradesine sahip olduğunu belirterek, çevresindeki savaşlara ve istikrarsızlıklara duyarsız kalamayacağını söyledi. Türkiye’nin yıllardır komşu bölgelerdeki savaşlar, iç çatışmalar ve istikrarsızlıklardan olumsuz etkilendiğini aktaran Erdoğan, mevcut koşullarda bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalmanın Türkiye açısından mümkün olmadığını dile getirdi.

“Türkiye artık daha güçlü bir ülke”

Genel kurulda katılımcılara hitap eden Bilal Erdoğan, “Artık 25 yıl önceki Türkiye elbette yok. Artık daha güçlü bir Türkiye var. Kendi dış politikasını kendisi icra etme kararlılığında bir Türkiye var. Bölgesindeki çatışmalara, istikrarsızlıklara kayıtsız kalma lüksü olmayan bir Türkiye var.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ekonomisinin çevresindeki krizlerden etkilenmesine rağmen son 23 yılda ortalama yüzde 5,5 büyüdüğünü söyleyen Erdoğan, savaşlar ve istikrarsızlıklar yaşanmasaydı ekonomik göstergelerin daha ileri bir seviyeye ulaşabileceğini belirtti. Erdoğan, 25 yıl önce Türkiye’de satın alma gücüne göre kişi başına düşen milli gelirin Avrupa ortalamasının yüzde 40’ları seviyesinde olduğunu, bugün ise bu oranın yüzde 70’lere ulaştığını kaydetti. Çevredeki çatışmaların oluşturduğu “ateş çemberi” bulunmasaydı Türkiye’nin Avrupa ortalamasının yüzde 90’ına, hatta yüzde 100’üne yaklaşabileceğini ifade etti.

Bölgesel krizlerde Türkiye’ye “zorunlu” rol

Bilal Erdoğan, Türkiye’nin özellikle komşu coğrafyalarda yaşanan krizlerde arabuluculuk yapmasının ve istikrar sağlamaya çalışmasının artık bir tercih olmaktan çıktığını, zorunluluk haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı’nın liderliğinde Türkiye’nin bölgedeki çatışmaların sona ermesi için aktif diplomasi yürüten ülkelerin başında geldiğini belirten Erdoğan; Ukrayna-Rusya Savaşı, Gazze’deki soykırım ve İran’a karşı İsrail ile Amerika tarafından başlatıldığını söylediği savaşın sona erdirilmesi için Türkiye’nin proaktif politikalar izlediğini dile getirdi.

Türkiye’nin gücünü koruduğu ve artırdığı sürece dünya genelinde sorumluluk üstlenen, istikrar sağlayıcı bir aktör olarak faaliyet göstermeyi sürdüreceğini vurgulayan Erdoğan, ülkenin uluslararası alandaki etkisinin bölgesel gelişmelerle doğrudan bağlantılı olduğunu kaydetti.

Dünyada öngörülemezliğin arttığı bir dönemden geçildiğini belirten Bilal Erdoğan, 2008’de yaşanan küresel finans krizinin etkilerinin halen devam ettiğini söyledi. İran Savaşı sonrasında yükselen petrol fiyatlarının yeni bir enflasyon dalgası ihtimalini güçlendirdiğini ifade eden Erdoğan, küresel ölçekteki bu sorunların hem Avrupa’yı hem de Türkiye’yi etkilediğini aktardı.

“Zorluğun peşinden gitmeliyiz”

Erdoğan, düşmanlara karşı birlik ve dayanışma içinde hareket edilmesi gerektiğini belirterek, inanan insanların amaçlarına ulaşabilmesi için yoğun çaba göstermesi, birbirine destek olması ve kolay olanı seçmek yerine zorlukları göze alması gerektiğini söyledi.

Bir yapıyı yıkmanın kolay, yeniden inşa etmenin ise zor olduğunu ifade eden Bilal Erdoğan, hedeflere ulaşmak isteyenlerin rahatlık, keyif ve haz arayışının yerine çalışmayı koyması gerektiğini dile getirdi. Erdoğan, “Eğer bizler zora talipsek o zaman kolayın peşinde, keyfin peşinde, hazzın peşinde gidenlerin seçtiği yol ne kadar keyifli olursa olsun zora talip olmanın hakkını çok çalışarak vereceğiz. Çünkü biz Allah’ın izniyle bu dünyadaki mükafatlar için yaşıyor olsaydık herhalde bugün burada olmazdık. Herhalde Cumhurbaşkanımız bugün bu görevde olmazdı.” diye konuştu.

Çalışmanın, karşılıklı teşvikin ve davaya bağlılığın önemine dikkat çeken Erdoğan, yorulanların desteklenmesi gerektiğini, katkı sunmayan ve topluluğa yük olanların ise yapıdan uzaklaştırılacağını belirtti. Bu anlayışla güçlü bir dava doğrultusunda yürümeye devam edeceklerini ifade etti.

Sivil toplumun siyasete etkisi artırılmalı

Gelişmiş ülkelerde sivil toplumun siyasete yol gösteren yönünün daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini savunan Necmeddin Bilal Erdoğan, Türkiye’de Cumhurbaşkanı’nın güçlü liderliği döneminde siyasetin topluma yön veren ve önünü açan bir rol üstlendiğini söyledi. Erdoğan, 21. yüzyıla damga vuracak Türkiye’nin geleceğinde sivil toplum kuruluşlarının siyasete daha fazla yön vermesine ihtiyaç bulunduğunu belirtti.

Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun iş insanları, siyasetçiler, sivil toplum temsilcileri ve akademisyenlerin katkısıyla, bulundukları ülkelere değer katan güçlü bir toplumsal yapıya dönüştüğünü anlatan Erdoğan, Avrupa’nın Türkiye ile işbirliği yaptığında mı, yoksa taraflar arasındaki anlaşmazlıkları ve yanlış anlamaları gideremediğinde mi güçleneceğinin sorgulanması gerektiğini söyledi.

Bilal Erdoğan, Avrupa’da yaşayan Türklerin bireysel ve toplumsal açıdan ne kadar güçlü olursa Avrupa’nın da o ölçüde güçleneceğini belirterek, Türkiye’nin daha istikrarlı ve güçlü bir Avrupa’dan fayda sağlayacağını dile getirdi. Dünyanın farklı bölgelerinde savaşların, zulümlerin ve soykırımların yaşandığı bir dönemde Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerin geliştirilmesinin önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye ve Avrupa’daki sivil toplum arasında işbirliği

Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarıyla Avrupa’daki Türk diasporası arasındaki bağların güçlendirilmesini önemsediklerini belirten Erdoğan, İlim Yayma Vakfı bünyesinde her yıl binlerce öğrenciye çeşitli eğitim ve araştırma destekleri sunmaya çalıştıklarını anlattı. Bu desteklerin özellikle yüksek lisans ve doktora düzeyindeki öğrencileri kapsadığını ifade etti.

İYV’nin çalışmalarında daha nitelikli bilim insanları ve araştırmacılar yetiştirilmesine, bunun aracılığıyla da Türkiye’nin gelecek hedeflerine katkı sunulmasına odaklanıldığını belirten Bilal Erdoğan, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarıyla Avrupa’daki eğitim aktörleri arasında kurulacak daha güçlü işbirliğinin karşılıklı fayda sağlayacağını söyledi.

Bu işbirliği sayesinde Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının deneyimlerinin Avrupa’daki Türk toplumuyla paylaşılabileceğini kaydeden Erdoğan, Avrupa’daki diasporanın bilgi ve birikiminin de Türkiye’nin gelişimine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Türk diasporası diğer Müslüman topluluklara örnek olabilir

Avrupa’da yaklaşık 500 milyon kişinin yaşadığını ve bu nüfusun yaklaşık yüzde 10’unu Müslümanların oluşturduğunu belirten Bilal Erdoğan, Avrupa’daki Müslüman diasporaların toplumsal temsil ve örgütlenme bakımından daha güçlü hale gelmesi gerektiğini söyledi.

Bu toplulukların yaşadıkları ülkelerin ekonomik ve sosyal hayatına katılmasının, aynı zamanda söz konusu ülkelerin refahından hak ettikleri payı alabilmesinin önemli olduğunu belirten Erdoğan, Avrupa’daki Türk diasporasının bu alanlarda diğer Müslüman topluluklara örnek teşkil edebileceğini dile getirdi.

Avrupa’daki Türk toplumunun güçlü bir örgütlenme ve temsil yapısına ulaşmasının yalnızca Türk diasporasına yarar sağlamayacağını vurgulayan Erdoğan, böyle bir yapının Avrupa’nın genel gücünü de artıracağını kaydetti.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...