Haberin öne çıkan noktaları
- İstanbul Beyoğlu’nda sırt ve boyun ağrıları nedeniyle hacamat ve boyun kütletme işlemi yaptıran 42 yaşındaki TIR şoförü Berat Topay, uygulamanın ardından fenalaşarak yaşamını yitirdi. Olayla ilgili tutuklanan şüpheli, masörlük kurs belgesi bulunduğunu savunurken uzmanlar, bilinçsiz boyun manipülasyonlarının damar yırtılması, felç ve ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.
İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde sırt ve boyun ağrılarından kurtulmak isteyen 42 yaşındaki TIR şoförü Berat Topay, hacamat ve boyun kütletme işlemi yaptırmak üzere bir uygulayıcıya gitti. Masörlük belgesi olduğunu öne süren ve yetkili olmadığı belirtilen kişinin gerçekleştirdiği sert boyun manipülasyonunun hemen ardından Topay’ın durumu ağırlaştı.
Beynine 5 pıhtı attığı tespit edilen Berat Topay, kaldırıldığı hastanede doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı. Topay’ın ölümü üzerine polis ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı.
Şüpheli Tutuklandı, Aile Şikâyetçi Olmadı
İşlemi gerçekleştiren ve kamuoyunda sözde fizyoterapist olarak nitelendirilen Ş.K., Kasımpaşa Polis Merkezi Amirliği ekiplerince gözaltına alındı. Adliyeye sevk edilen şüpheli, taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla tutuklandı. Berat Topay’ın ailesinin ise şüpheliden şikâyetçi olmadığı öğrenildi.
Ş.K. ifadesinde yaklaşık 5-6 yıldır gelir elde etmek amacıyla hacamat ve masaj yaptığını söyledi. Masörlük kursuna ait bir belgesinin bulunduğunu ileri süren şüpheli, olay günü Topay’a yaklaşık 5 dakika masaj yaptığını, ardından boynundan tutarak çekme hareketi uyguladığını anlattı.
Boyun çekme işleminin hemen sonrasında Topay’ın fenalaştığını belirten Ş.K., herhangi bir kasıt taşımadığını ve zarar verme niyeti bulunmadığını savundu. Şüpheli, Topay’ın neden bu şekilde rahatsızlandığını bilmediğini de ifade etti.
Uzmandan Boyun Manipülasyonu Uyarısı
Yaşanan ölüm, tıbbi eğitim ve yetkinliği bulunmayan kişilerin gerçekleştirdiği müdahalelerin yanı sıra boyun kütletme uygulamalarının taşıdığı ciddi riskleri yeniden gündeme getirdi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Melih Üçer, boyun manipülasyonunun sanıldığı gibi sıradan bir rahatlama yöntemi olmadığını, yalnızca belirli durumlarda başvurulan tıbbi bir işlem niteliği taşıdığını belirtti.
Üçer, yüksek hızlı boyun hareketlerinin eğitimli kişilerce yapılması halinde bile düşük olmakla birlikte gerçek bir ciddi komplikasyon riski taşıdığını söyledi. Bu nedenle hekimlerin boyun ağrısında bu yöntemi ilk seçenek olarak değerlendirmediğini aktaran Üçer, hastaların büyük bölümünde egzersiz, duruşun düzeltilmesi, kısa süreli ilaç kullanımı ve fizik tedaviyle sonuç alınabildiğini ifade etti.
Uzman, eğitim almamış kişilerin yaptığı müdahalelerde tehlikenin çok daha fazla arttığını vurguladı. Güvenliğin yalnızca uygulanan hareketle değil, işlem öncesinde yapılan tıbbi değerlendirmeyle de ilgili olduğunu belirten Üçer; ileri disk fıtığı, kanal darlığı, kemik erimesi, romatizmal hastalık, tümör veya damar problemi bulunan bir kişiye, sağlam bir boyunda zarar vermeyecek kuvvetin uygulanmasının kırılma, felç ve hatta ölümle sonuçlanabileceğini kaydetti.
Boyundan Gelen “Çıt” Sesi Ne Anlama Geliyor?
Boyun, bel ya da sırt kütletilirken duyulan sesin omurun yerine oturduğu yönündeki inanışın doğru olmadığını belirten Doç. Dr. Üçer, bu sesin eklem sıvısında oluşan gaz kabarcığının patlamasından kaynaklandığını söyledi. Tıpta kavitasyon olarak adlandırılan bu olay sırasında herhangi bir omurun yerine oturmadığını ve sinirin serbest kalmadığını aktaran Üçer, sesin işlemin doğru uygulandığını gösteren bir kanıt olmadığını vurguladı.
İşlem sonrasında yalnızca kısa süreli bir refleks gevşemesi hissedilebileceğini belirten uzman, asıl hastalığın ortadan kalkmadığını ifade etti. Hacamat ve kupa uygulamalarının ise ayrı değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Üçer, sterilizasyon eksikliğinin enfeksiyona, kan sulandırıcı kullanan kişilerde ise kanamaya neden olabileceği uyarısında bulundu.
Üçer ayrıca bu uygulamaların en önemli zararlarından birinin tanıda gecikme olduğunu dile getirdi. Ciddi bir rahatsızlığı bulunan kişilerin haftalar boyunca bu yöntemlerle oyalanabileceğini ve bu nedenle gerçek hastalıklarına geç tanı konulabileceğini belirtti.
Damar Yırtılması Pıhtıya Nasıl Yol Açıyor?
Boynun ani ve sert biçimde çevrilmesi ya da zorlanması, beynin arka bölümüyle beyin sapını besleyen vertebral arterler açısından ciddi risk oluşturabiliyor. Doç. Dr. Melih Üçer’in verdiği bilgiye göre bu damarlar, boyun omurlarının yan tarafındaki kemik kanalların içinden yukarı doğru ilerliyor. Damarın birinci boyun omuru üzerinde keskin bir dönüş yaptığı bölümde kemiğe adeta sabitlenmesi, ani hareketler sırasında bu bölgenin gerilmesine ve bükülmesine neden olabiliyor.
Aşırı zorlanma sonucunda damarın en iç tabakası olan intima yırtılabiliyor. Kanın damar duvarının katmanları arasına girmesiyle ortaya çıkan bu durum diseksiyon olarak adlandırılıyor. Yırtılan yüzeyde pıhtılaşma başlayınca damar içinde pıhtı meydana geliyor.
Oluşan pıhtıdan kopan parçalar kan dolaşımıyla beyne taşınarak beyin sapı, beyincik ve beynin arka bölümündeki damarları tıkayabiliyor. Topay’ın durumunda ifade edilen beynine birden fazla pıhtı atması tablosunun da tek bir damar yırtılması noktasından ayrılan çoklu embolilerle açıklanabileceği belirtildi.
Hasar Dakikalar İçinde Solunum ve Dolaşımı Durdurabilir
Boyun kütletme sırasında ortaya çıkabilecek ikinci tehlikenin doğrudan mekanik yaralanma olduğunu belirten Üçer, birinci ve ikinci boyun omurları arasındaki eklemin yer değiştirebileceğini, diş çıkıntısı olarak bilinen bölümün kırılabileceğini ve mevcut bir disk fıtığının omuriliğe baskı yapabileceğini anlattı.
Boynun üst kısmının solunumu ve kalp ritmini yöneten merkezlere çok yakın olduğunu ifade eden uzman, bu bölgedeki bir hasarın dakikalar içinde bilinç kaybına, solunumun durmasına ve dolaşımın bozulmasına kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu.
Doç. Dr. Üçer, damar diseksiyonunun her zaman işlemden hemen sonra belirti vermeyebileceğine de dikkat çekti. Kişinin uygulama sonrasında kendisini iyi hissederek evine gidebileceğini, ancak pıhtının saatler veya günler sonra beyne ulaşabileceğini belirten Üçer, işlemden sonra herhangi bir sorun yaşanmamasının güvenli olunduğu anlamına gelmediğini söyledi.
Bu Belirtilerde Boyuna Müdahale Edilmemeli
Boyun ve bel ağrılarının çoğunun iyi huylu olmasına karşın bazı bulguların kırmızı bayrak olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Üçer, bu belirtiler görüldüğünde boyna herhangi bir kişinin müdahale etmemesi ve hastanın doğrudan sağlık kuruluşuna götürülmesi gerektiğini söyledi.
Uzmanın dikkat çektiği risk işaretleri arasında kollarda güç kaybı, eldeki eşyaları düşürme, düğme ilikleyememe, yürürken dengesizlik ve bacaklarda tutulma hissi bulunuyor. İdrar ya da gaita kaçırma, daha önce geçirilmiş kanser, nedeni açıklanamayan kilo kaybı ve ateş de değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında yer alıyor.
Gece uykudan uyandıran ve dinlenmeyle geçmeyen ağrı, kaza veya düşme sonrasında başlayan boyun ağrısı, romatoid artrit, ankilozan spondilit, ileri derecede kemik erimesi ya da kan sulandırıcı kullanımı da boyun manipülasyonundan kaçınılmasını gerektiriyor. Yeni başlayan şiddetli ense veya baş ağrısına baş dönmesi, çift görme ya da konuşma bozukluğunun eşlik etmesi halinde de acil tıbbi değerlendirme gerekiyor.
Güvenli Müdahalenin Şartları ve Hukuki Boyutu
Berber koltuğunda, spor salonunda veya ev ortamında yapılan boyun kütletme işlemlerinin tıbbi uygulama olarak kabul edilemeyeceğini belirten Üçer, bu tür müdahalelerin hukuki açıdan da karşılığı bulunduğunu söyledi. Uzman, 1219 sayılı kanun kapsamında yetkisiz tıp icrasının suç olduğunu ifade etti.
Hacamat ya da boyun kütletme sonrasında kişi fenalaşırsa öncelikle 112’nin aranması ve çağrı sırasında “boyun manipülasyonu sonrası fenalaşma” bilgisinin açıkça verilmesi gerekiyor. Bu bilginin, sağlık ekiplerinin hastayı uygun merkeze ve doğru müdahale protokolüne yönlendirmesine yardımcı olacağı belirtildi.
Fenalaşan kişiye ikinci bir müdahale yapılmaması gerektiğini vurgulayan Üçer, boynu yeniden çevirmeye, kişiyi “düzeltmeye”, sarsmaya, oturtmaya veya ayağa kaldırmaya çalışmanın tabloyu ağırlaştırabileceği uyarısında bulundu. Baş, boyun ve gövdenin aynı hizada tutulması, kişinin mümkün olduğunca hareket ettirilmeden bekletilmesi gerekiyor.
Hastaya ağızdan hiçbir yiyecek veya içecek verilmemesi gerektiğini belirten uzman, yutma refleksi bozulmuş kişide sıvı ya da gıdanın akciğerlere kaçabileceğini söyledi. Bilinci kapalı ancak solunumu devam eden kişinin hava yolunun açık tutulması; solunum ve nabız bulunmuyorsa gecikmeden kalp masajına başlanması gerektiğini aktardı.
İşlemden Sonraki Saatler ve Günler Kritik
Boyun işleminden sonra ortaya çıkan belirtilerin yalnızca ilk dakikalarla sınırlı olmayabileceğine dikkat çeken Üçer, sonraki saatlerde veya günlerde şiddetli ense ya da baş ağrısı gelişmesi halinde beklenmemesi gerektiğini belirtti. Baş dönmesi, çift görme, konuşma bozukluğu, yutma güçlüğü, yüzde veya kolda uyuşma ve denge kaybı da acil başvuru gerektiren belirtiler arasında sıralandı.
Bu bulgulardan herhangi biri ortaya çıkarsa kişinin doğrudan acil servise başvurması ve boynuna daha önce hangi işlemin uygulandığını hekime mutlaka anlatması gerektiği vurgulandı.
Sosyal Medyadaki Kütletme Videolarına Dikkat
Doç. Dr. Melih Üçer, sosyal medyada yaygınlaşan boyun kütletme videolarının tehlikenin tamamını göstermediğini söyledi. Bu videolarda uygulamanın olası sonuçlarının görünmediğini belirten Üçer, felç kalan veya yaşamını yitiren hastaların görüntülerinin paylaşılmadığına dikkat çekti.
Boyun ağrısı yaşayan kişilerin izlemesi gereken yolun önce tanı, ardından tedavi olduğunu ifade eden uzman, bu sıralamanın bozulmasının ağır sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Üçer, bilinçsiz müdahalelerin bedelinin bazı durumlarda insan hayatı olabildiği uyarısında bulundu.


Yorumlar 0