İsrail’in Damon Hapishanesi’nde tutulan Filistinli kadın tutuklular arasında uyuz vakalarının yayılması yeni bir sağlık krizini gündeme getirdi. Son dönemde yapılan ziyaretlerde en az 10 kadın tutukluda uyuz tespit edildiği bildirilirken, hastalığın yalnızca bireysel vakalarla sınırlı kalmadığı ve hapishanedeki yaşam koşulları nedeniyle yayılma riskinin devam ettiği ileri sürüldü.
En az 10 kadın tutukluda tespit edildi
Damon Hapishanesi’nde 90’dan fazla Filistinli kadın tutuklunun bulunduğu belirtiliyor. Bu grubun içerisinde farklı sağlık sorunları yaşayan kadınların yanı sıra hamileler ve reşit olmayanların da bulunduğu aktarılıyor. Son ziyaretlerde en az 10 kadın tutukluda uyuz belirtilerinin ve hastalığın tespit edilmesi, cezaevindeki sağlık koşullarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Uyuz, özellikle kalabalık yaşam alanlarında ve yakın temasın yoğun olduğu ortamlarda hızla yayılabilen bulaşıcı bir deri hastalığı. Tedavinin gecikmesi veya hastalığa neden olan koşulların ortadan kaldırılmaması durumunda aynı ortamda bulunan kişiler arasında yeniden bulaşma riski ortaya çıkabiliyor.
Hastalığın yeniden ortaya çıkması endişe yaratıyor
Filistinli tutuklu kuruluşlarının aktardığı bilgilere göre bazı kadınlar hastalık nedeniyle tedavi gördükten sonra yeniden uyuz belirtileri yaşamaya başladı. Bu durumun temel nedenlerinden biri olarak hapishanedeki fiziksel koşullar gösteriliyor. Kalabalık koğuşlar, yetersiz havalandırma, temizlik malzemelerine erişimde yaşanan sorunlar, yüksek nem ve kıyafet eksikliği gibi koşulların hastalığın kontrol altına alınmasını zorlaştırdığı ileri sürülüyor.
Bazı tutukluların aylar boyunca hastalıkla mücadele ettiği ve etkili bir tedaviye ulaşmakta güçlük yaşadığı da iddialar arasında.
Şiddetli kaşıntı ve cilt yaraları
Uyuz vakalarının tutuklular üzerinde yalnızca kısa süreli bir rahatsızlık oluşturmadığı belirtiliyor. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte yoğun kaşıntı, ciltte yaralar, iltihaplanma ve ağrı görülebiliyor. Özellikle geceleri artan kaşıntı nedeniyle uyku düzeninin bozulması, uzun süre devam eden vakalarda günlük hareketlerin de zorlaşmasına neden olabiliyor. Hastalığın aylar boyunca devam etmesinin psikolojik açıdan da ciddi bir yük oluşturduğu ifade ediliyor. Sürekli kaşıntı, ağrı, uykusuzluk ve hastalığın yeniden ortaya çıkması, tutukluların yaşam koşullarını daha da ağırlaştıran unsurlar arasında gösteriliyor.
Sorunun geçmişi iki yılı aşıyor
Damon Hapishanesi’ndeki son vakalar, İsrail hapishanelerinde Filistinli tutuklular arasında uyuz hastalığına ilişkin daha önce gündeme getirilen endişeleri yeniden gündeme taşıdı.
2024 yılından bu yana farklı cezaevlerinde uyuz vakalarının görüldüğü, özellikle kalabalık koğuşlarda hastalığın hızla yayıldığı ve bazı tutukluların uzun süre tedavi beklediği yönünde açıklamalar yapılıyor.
Daha önce farklı hapishanelerde yapılan ziyaretlerde de benzer sağlık sorunlarının tespit edildiği bildirilmişti. Bu nedenle son vakalar, tek bir cezaevindeki münferit bir sağlık problemi yerine daha geniş kapsamlı bir hapishane sağlığı tartışmasının parçası olarak değerlendiriliyor.
Hijyen koşulları tartışmanın merkezinde
Hastalığın kontrol altına alınmasında yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmayabiliyor. Uyuz vakalarının görüldüğü kişilerin tedavi edilmesinin yanı sıra kıyafet, yatak ve ortak kullanım alanlarının da uygun şekilde temizlenmesi gerekiyor. Bu nedenle hapishanelerdeki temizlik ve hijyen koşulları kritik önem taşıyor. Filistinli kuruluşlar, Damon Hapishanesi’ndeki kalabalık, yetersiz havalandırma ve temizlik imkanlarının hastalığın yayılmasına uygun bir ortam oluşturduğunu savunuyor.
Özellikle hastalığı geçiren kişilerin yeniden aynı koşullara dönmesinin, tedavinin ardından tekrar enfekte olma riskini artırdığı belirtiliyor.
“Tıbbi ihmal” suçlaması
Filistin Esirler Cemiyeti, yaşananları yalnızca hijyen sorunu olarak değerlendirmiyor. Kuruluş, tutukluların gerekli sağlık hizmetlerine erişememesinin ve hastalığın yayılmasına neden olduğu öne sürülen koşulların devam etmesinin “tıbbi ihmal” oluşturduğunu savunuyor.
Kuruluş ayrıca hastalığın uzun süre kontrol altına alınamamasının tutukluların yaşamını ve sağlığını tehdit ettiğini belirterek uluslararası kuruluşlara müdahale çağrısında bulunuyor. Bu iddialara karşın İsrail makamları geçmiş açıklamalarında cezaevlerinde sağlık hizmetlerinin bulunduğunu, tutukluların ihtiyaç halinde tıbbi muayene ve tedaviye erişebildiğini savunmuştu.
Uluslararası müdahale çağrısı
Filistinli kuruluşlar, hastalığın yayılmasının önüne geçilebilmesi için bağımsız sağlık ekiplerinin hapishanelerde inceleme yapmasını ve tutukluların sağlık durumlarının düzenli biçimde değerlendirilmesini talep ediyor. Özellikle bulaşıcı hastalık taşıyan kişilerin tedavisinin geciktirilmemesi, hijyen koşullarının iyileştirilmesi ve hastalığın yeniden bulaşmasına neden olabilecek ortamların ortadan kaldırılması çağrısı yapılıyor.
Damon Hapishanesi’ndeki son gelişme, Filistinli kadın tutukluların yalnızca hukuki statülerini değil, cezaevi koşullarındaki sağlık ve insan hakları sorunlarını da yeniden gündeme taşıdı. En az 10 kadında tespit edildiği bildirilen uyuz vakalarının ilerleyen günlerde daha geniş bir salgına dönüşüp dönüşmeyeceği ise uygulanacak sağlık önlemlerine bağlı olacak.



Yorumlar 0