Haberin öne çıkan noktaları
- 2 Temmuz’da tutuklanan Deniz Göktaş, hakkında 12 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşmasında hakim karşısına çıktı. Savcı, Göktaş’ın cezalandırılmasını ve tahliye edilmesini istedi.
Deniz Göktaş, sosyal medya platformlarında yayımladığı videolarda suç unsuru bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın ilk duruşmasına çıktı. 2 Temmuz’da tutuklanan Göktaş hakkında, “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” ile “suçu ve suçluyu övme” suçlarından 2 yıl 7 aydan 12 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmanın ardından hazırlanan iddianame kapsamında görülen duruşma, İstanbul 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde yapıldı. Ancak salonun kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle duruşma, İstanbul 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin salonunda gerçekleştirildi.
Duruşmada esas hakkındaki mütalaasını açıklayan savcı, Göktaş’ın “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve “suçu ve suçluyu övme” suçlarından cezalandırılmasını talep etti. Savcı aynı zamanda sanığın tahliye edilmesini istedi. Böylece mahkemenin önünde hem hapis cezası talebi hem de tutukluluk halinin sona erdirilmesi yönündeki istem bulunuyor.
Tarafların Açıklamaları ve Davanın Olası Sonuçları
İddianamede, Göktaş’ın YouTube’da yayımlanan bir videoda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ilişkin kullandığı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı öne sürüldü. Bu sözlerin Cumhurbaşkanı’nın toplum nezdindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olduğu iddiasına yer verildi.
Göktaş’ın Kur’an-ı Kerim ve din bakımından farklı özelliklere sahip toplumsal kesimler hakkında kullandığı ifadelerin de bir kesimi diğerine karşı kin ve düşmanlığa alenen tahrik ettiği ileri sürüldü. İddianamede, gösteri sırasında dini inançları gereği denize kapalı kıyafetlerle giren kadınların hedef alındığı ve bu sözlerin nefret söylemi niteliği taşıdığı savunuldu.
Söz konusu ifadeler nedeniyle CİMER’e 500’ü aşkın başvuru yapıldığı belirtilen iddianamede, Göktaş’ın açıklamalarının toplumun geniş kesimlerinde infial yaratmaya elverişli olduğu ve kamu güvenliği bakımından açık ve yakın bir tehlike oluşturduğu değerlendirmesi aktarıldı. Bu sözlerin toplumsal barışı zedeleyici, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı bir mahiyet taşıdığı da iddianamede ifade edildi.
Göktaş’ın tutukluluğuna yapılan itirazın ardından, “Cumhurbaşkanına hakaret” ile “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçlamaları yönünden tahliye kararı verilmişti. Ancak bu kararın sonrasında Göktaş, “basın yoluyla suçu ve suçluyu övme” suçlaması kapsamında yeniden tutuklanmıştı.
Sanık, tutuklanmadan önce emniyette verdiği ifadede kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi. Gösterisini yaklaşık üç yıldır Türkiye’nin farklı şehirlerinde sahnelediğini belirten Göktaş, sözlerinin suç işleme kastıyla söylenmediğini savundu.
Göktaş, gösterisinin 100 binin üzerinde kişi tarafından izlendiğini ve söz konusu bölüme ilişkin izleyicilerden herhangi bir incinme şikayeti almadığını söyledi. Gösterisi boyunca yalnızca dindarlar hakkında değil, farklı siyasi görüşler ve popüler kişiler hakkında da konuştuğunu belirten Göktaş, Kur’an-ı Kerim’e ilişkin ifadelerinin “favori kitabım” sözünden ve yıllardır sürdürülen meal tartışmalarına yaptığı göndermeden ibaret olduğunu dile getirdi.
İfadesinde, “İnançlı bir insanı kırmak gibi bir amacım kesinlikle yoktur. Böyle bir yorumu günlük hayatta bir seyirciden duysam üzülürdüm” diyen Göktaş, kullandığı sözlerin bu şekilde yorumlanmasına karşı çıktı.
“Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasına ilişkin savunmasında da ifadelerinin mizah çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Göktaş, Cumhurbaşkanı’nı aşağılamak gibi bir niyet taşımadığını söyledi. “Diktatör” kelimesinin siyasi bir niteleme olduğunu ve kamuoyunda sıkça tartışıldığını ifade eden Göktaş, bu kelimeyi demokrat ve otokrat gibi siyasi tanımlamalarla aynı kapsamda değerlendirdiğini aktardı.
Göktaş, gösterisi boyunca popüler kişiler, ideolojiler ve Türkiye’ye ilişkin sosyolojik olaylar hakkında mizahi bir anlatım kullandığını savunarak başka bir amacının olmadığını ve üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini belirtti. Duruşmada savcının ceza ve tahliye yönündeki mütalaasının ardından, tutukluluk durumu ile suçlamalar hakkında mahkemenin değerlendirmesi bekleniyor.



Yorumlar 0