KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • ABD’de Tim Andrews’a nakledilen genetik olarak değiştirilmiş domuz böbreği, çıkarılmadan önce 271 gün boyunca işlevini korudu. Uzmanlar, ksenotransplantasyonun organ bekleyen hastalar için diyaliz ile insan nakli arasında bir köprü olabileceğini belirtiyor.

ABD’de bir domuzdan alınarak 66 yaşındaki Tim Andrews’a nakledilen böbrek, insan vücudunda 271 gün boyunca çalıştı. Bu süre, bugüne kadar bir insana nakledilen domuz böbreğinin işlevini koruduğu en uzun dönem olarak kayıtlara geçti.

Tip 2 diyabete bağlı son evre böbrek yetmezliği yaşayan Andrews, naklin kendisine yeniden umut verdiğini söyledi. Diyaliz nedeniyle kanının filtrelenmesi için aylar boyunca hastaneye gitmek zorunda kalmaktan kurtulduğunu belirten Andrews, tedaviyi “tünelin sonundaki ışık” olarak değerlendirdi.

Organ Bekleme Krizi

Mass General Brigham Hastanesi’nde görev yapan ekip, elde ettikleri sonuçların domuz organlarının uygun bir insan donörü bulunana kadar geçici bir çözüm, başka bir ifadeyle “köprü”, olarak kullanılabileceğini gösterdiğini bildirdi. Ancak nakledilen böbrek daha sonra işlevini kaybetti ve vücuttan çıkarıldı. Bunun üzerine Andrews, yeni bir donör organı bulununcaya kadar kısa süreliğine yeniden diyaliz tedavisi gördü.

Organ yetersizliği nedeniyle doktorlar ve bilim insanları, insanlara başka hayvan türlerinden organ nakledilmesini ifade eden ksenotransplantasyon alanında çalışmalar yürütüyor. ABD’de yaklaşık 100 bin kişi böbrek nakli için beklerken, her yıl gerçekleştirilen böbrek nakli sayısı yaklaşık 25 binle sınırlı kalıyor.

Türkiye Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 2025 yılında toplam 5 bin 95 organ nakli yapıldı. Bu operasyonların 3 bin 299’unu böbrek nakilleri oluşturdu.

Andrews’a, nakil bekleme listesinin en üst sıralarına ulaşmasının yedi yılı bulabileceği söylendi. Buna karşılık, diyaliz tedavisi gören insanların ortalama yaşam süresinin yaklaşık beş yıl olduğu aktarıldı. Andrews, “Zamanım biraz kısıtlıydı. Bu da çok moral bozucu oldu” sözleriyle yaşadığı kaygıyı anlattı.

Buna rağmen domuz böbreği nakli fikrini “umut” ve “tünelin sonundaki ışık” ifadeleriyle tanımlayan Andrews, en önemli kazanımın diyaliz makinesinden kurtularak yaşamını sürdürme ihtimali olduğunu söyledi. Andrews, “En büyük şey umut, diyaliz makinesinden kurtulup hayatını yaşama şansı” dedi.

Genetik Uyarlama

Domuzlar, ksenotransplantasyon araştırmalarında tercih edilen hayvanların başında geliyor. Bu hayvanların organları insan organlarına yaklaşık olarak uygun boyutlara sahip bulunuyor. Ayrıca domuz yetiştiriciliği konusunda uzun yıllara dayanan bir deneyim bulunması da bu türü araştırmacılar açısından elverişli kılıyor.

Ancak herhangi bir çiftlikten alınan domuzun böbreğinin doğrudan bir insana nakledilmesi mümkün değil. İnsan bağışıklık sistemi, domuz organını hemen yabancı bir doku olarak tanıyor ve böbreği yok etmeye yönelik şiddetli bir saldırı başlatıyor. Bu süreçte organın hücrelerinde delikler oluşuyor, organın içindeki damar ve dokularda pıhtılaşma meydana geliyor; böbrek dakikalar içinde kararmaya başlayabiliyor.

Araştırmacılar bu bağışıklık tepkisini azaltmak amacıyla Yucatan minyatür domuzları geliştirdi. Bu hayvanların organları, onları insan vücuduyla daha uyumlu hâle getirmek amacıyla 69 genomik değişiklikten geçirildi.

Genetik düzenlemelerin bir bölümü, insan bağışıklık sisteminin tanıyıp saldırdığı domuz hücrelerindeki bazı özellikleri ortadan kaldırıyor. Bazı insan DNA’ları ise domuz dokusunu bağışıklık sisteminden saklamaya yardımcı olan bir kamuflaj ağı gibi görev yapıyor. Bunun yanı sıra domuz DNA’sında gizli bulunan virüsler etkisiz hâle getirilerek olası enfeksiyon riskinin azaltılması hedefleniyor.

Nakil Sonuçları

Andrews, 25 Ocak 2025’te ksenotransplantasyon ameliyatı geçirdiğinde 66 yaşındaydı. Lancet tıp dergisinde yayımlanan yeni bilgilere göre, genetik olarak değiştirilmiş domuzdan alınan böbrek nakledildikten hemen sonra çalışmaya başladı ve aynı yılın ekim ayında çıkarılana kadar toplam 271 gün işlevini sürdürdü.

Domuz böbreğinin vücuttan alınmasının ardından Andrews 82 gün boyunca diyaliz tedavisine ihtiyaç duydu. Daha sonra ocak ayında bir insan donörden böbrek nakli yapıldı. Donörden nakledilen bu organın şu anda iyi çalıştığı bildirildi.

Andrews’ın vücudunda erken dönemde bağışıklık sistemi tarafından organ reddine işaret eden bulgular görüldü. Doktorlar, ilaç tedavisini yeniden düzenleyerek bu sorunu başarıyla kontrol altına aldı. Ancak yaklaşık altı ay sonra böbreğin kan damarlarında hasar oluşmaya, organ iltihaplanmaya ve ardından böbrek yetmezliği gelişmeye başladı.

Doktorlar, domuz böbreğine saldıran antikorların varlığına ilişkin bir bulguya rastlanmadığı için organın neden işlevini yitirdiğinin kesin olarak belirlenemediğini açıkladı.

Mass General Brigham Organ Nakli Bilimleri Merkezi’nden Dr. Leonardo Riella, nakil için uygun organ sayısının yetersiz olmasının ciddi bir krize işaret ettiğini söyledi. Riella, “Umut getirmek için gerçekten çok çalışıyoruz ve ksenotransplantasyonun, canlı donörü olmayan hastaların diyalizi atlayarak nakle ulaşmasını sağlayabilecek bir alternatif olabileceğine gerçekten inanıyoruz” dedi.

Doktorlar, Lancet’te yayımlanan makalelerinde bu vakanın klinik böbrek ksenotransplantasyonunun hem taşıdığı potansiyeli hem de aşılması gereken sorunları ortaya koyduğunu belirtti.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...