KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Hollandalı Elysian Aircraft, 90 yolcu taşıyabilecek bataryalı E9X’i 2034’te hizmete sokmayı planlıyor. Şirketin hedeflediği uçak, başlangıçta 800, ilerleyen dönemde 1.000 kilometreye kadar menzile ulaşabilecek.

Hollandalı girişim Elysian Aircraft, 90 yolcu taşıyarak ilk aşamada 800, zamanla ise 1.000 kilometreye kadar uçabilecek bataryalı yolcu uçağı E9X’i geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Şirket, büyük ölçekli elektrikli uçağın 2034’te hizmete girmesini hedeflerken, ölçekli gösterim modelinin ilk test uçuşlarını da gerçekleştirdi. Hollanda’da pilotların elektrikli uçaklarla uçuş eğitimi aldığı dönemde yürütülen proje, havacılık kaynaklı emisyonları azaltma arayışının bir parçası.

Pilotlar Johannes, Peter ve Floris, ölçekli E9X gösterim uçağının ilk denemelerinde görev aldı. Deneme uçuşunun ardından güvenli biçimde yere inen model bütünlüğünü korudu; ekip de Schiphol Havalimanı’nın yakınındaki Elysian Aircraft laboratuvarında uçuş verilerini incelemeye başladı. Bu ölçekli uçuşlar, başarılı olması halinde küçük bir gösterim modelinden büyük bir yolcu uçağına uzanabilecek sürecin ilk adımları arasında görülüyor. Test uçuşuna hazırlıklar Gizem Titi tarafından görüntülendi.

Dünya genelinde hava yoluyla seyahat eden yolcu sayısının gelecek 20 yıl içinde iki katına çıkacağı öngörülüyor. Yolcu trafiğindeki bu artış iklim açısından kaygı yaratırken, genç Hollanda şirketi Elysian bu etkinin azaltılmasına katkı sunacak bir uçak geliştirmeyi amaçlıyor. Elysian Aircraft’ın kurucularından Daniel Jacobson, 10 milyon avroluk başlangıç sermayesiyle dünyanın ilk büyük batarya destekli yolcu uçaklarından birini üretmek üzere çalıştıklarını belirtiyor.

Jacobson’ın atölyesinde anlattığı tasarımda altı motor bulunacak. Kanat uçları katlanabilir biçimde tasarlanıyor; böylece kanat açıklığı 50 metreyi aşsa da uçakların mevcut havalimanlarındaki kapı altyapısına sığması amaçlanıyor. Jacobson, yenilikçi kanadın tam ölçekli ilk modelini Euronews’e gösteriyor. Batarya paketleri kanadın yapısına entegre edilmiş durumda; kanat boyunca yaklaşık 40 paket bulunuyor ve her biri yaklaşık 1.000 kilogram ağırlığında.

Uçağın yüksek ağırlığına değinen Jacobson, esprili bir ifadeyle E9X’i “şişman” olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte ekibin tasarım üzerinde sürekli çalışarak ağırlığı düşürmeye uğraştığını söylüyor. Farklı malzemelerin seçilmesi ve bir araya getirilmesi ile ısı yönetimi, üzerinde durulan başlıca konular arasında. Jacobson, bu çalışmalarla ortaya çıkan çözümlerin aynı zamanda şirketin fikri mülkiyetini oluşturduğunu ifade ediyor; ayrıntılar ise sıkı gizlilik kapsamında tutuluyor. Elysian’ın kurucu ortağı ve eş CEO’su, büyük uçaklarda elektrikli uçuşun mümkün olmayacağı yönündeki akademik ve sektörel görüşün, tasarım üzerinde yapılan araştırmalarla sorgulandığını savunuyor. Jacobson, E9X’i Hans von der Brelie’ye de anlattı.

Şirketin hesaplamalarına göre uçak, 90 yolcuyla 800 kilometreden başlayıp ilerleyen dönemde 1.000 kilometreye ulaşan menzile erişebilirse dünyadaki uçuşların yaklaşık yarısında emisyonların sıfırlanmasına katkıda bulunabilir. Jacobson, bu uçuşların havacılık faaliyetlerinin çok büyük bir bölümünü kapsayacağını ve sektörün toplam emisyonlarını yüzde 20 azaltabileceğini dile getiriyor. E9X’in 2034’te hizmete alınması planlanıyor.

Jacobson, havacılığın geleceği için yürütülen yarışta Avrupa’nın halen güçlü bir konumda olduğunu düşünüyor. Ancak Avrupa Birliği’nin ABD ve Çin karşısındaki üstünlüğünü koruması için girişimlere ve yenilikçi çalışmalara çok daha yoğun kaynak ayırması gerektiğini belirtiyor. Bu çağrı, E9X gibi yeni teknolojilerin geliştirilmesi için finansmanın önemine işaret ediyor.

Elektrikli uçuş Hollanda’nın Teuge bölgesel havalimanında eğitim amacıyla şimdiden uygulanıyor. E-Flight Academy, pilotları düşük irtifada, elektrikle çalışan uçaklarla eğitiyor. Akademinin kurucu ortağı Merlijn van Vliet, iki kişilik uçaklarında her biri 11 kilovatsaat kapasiteli iki batarya bulunduğunu, toplam 22 kilovatsaat enerjiyle 45 ila 50 dakika uçabildiklerini anlatıyor. Bu sürenin sonunda ayrıca 10 dakikalık yedek enerji kapasitesi kalıyor.

Van Vliet’in kullandığı uçakla yeşil çayırların arasından kıvrılan bir nehrin kıyısı boyunca ilerlenirken Hollanda inekleri otluyor. Uçuş sırasında Deventer’in eski şehir merkezine doğru gidildiğini belirten Van Vliet, uçağın sessizliğine dikkat çekiyor: Aşağıdaki insanların uçağı duymadığını, bu sayede istenen güzergâhta uçulabildiğini söylüyor. Elektrikli uçuşun geleceğine ilişkin öngörüsü ise 10 yıl içinde bu alanın büyümesi ve 40 ya da 60, hatta daha fazla yolcu taşıyan uçakların elektrikle uçması. E-Flight Academy’nin uçakları şimdiye kadar toplamda yarım milyona yakın hava mili uçuş gerçekleştirdi.

Elektrikli uçakların yaygınlaşmasında şarj altyapısı da önemli bir başlık. Elektrikli otomobiller için şarj istasyonlarından gelir elde eden ve bu alanda Avrupa’nın öncülerinden olan Jurjen de Jong, kazancını bu kez uçaklar için Avrupa çapında bir şarj ağı kurmaya yöneltiyor. NRG2fly’ın kurucu ortağı, ağı Hollanda’dan İskandinav ülkelerine, Fransa’ya, Almanya’ya ve İsviçre’ye genişletmeyi planlıyor. Hedef, düşük emisyonlu ve düşük gürültülü elektrikli ulaşım için kapsamlı bir altyapı oluşturmak.

De Jong’un yaklaşımında havalimanlarının çevresindeki geniş otoparklar, güneş panelleri, on binlerce elektrikli otomobil ve sabit enerji depolama sistemleri birbirine bağlı bir ağın parçaları olabilir. Bu modeli “enerjinin interneti” olarak tanımlıyor. Teuge Havalimanı da konsepti uygulamalı olarak deniyor: Çatısında bulunan 500 güneş panelinin ürettiği enerji bataryada saklanıyor. Böylece havalimanı şebekeden elektrik alan bir nokta olmak yerine enerji sağlayabilen bir merkeze dönüşüyor. De Jong’un uzun vadeli hayali, bölgesel elektrikli uçakların tamamının güneş enerjisiyle çalışması; bu hedefin kendisi, çocukları ve herkes için daha iyi bir dünya bırakmaya katkı sunacağını düşünüyor.

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...