Haberin öne çıkan noktaları
- Diyarbakır’da konuşan Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, çözüm sürecinin referandumla halkın onayına sunulması gerektiğini belirtti. Erbakan, PKK mensuplarının affı konusunda son sözün şehit aileleri ve gazilere bırakılması gerektiğini söyledi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin partisinin yaklaşımını Diyarbakır’da düzenlediği basın toplantısında açıkladı. Sürecin toplumun geniş kesimlerinin katılımıyla yürütülmesi ve halkın onayına sunulması gerektiğini savunan Erbakan, özellikle PKK mensuplarının affı konusunda şehit aileleri ile gazilerin görüşünün belirleyici olması gerektiğini ifade etti. Erbakan, sürecin bu şekilde ilerlemediğini, Meclis’ten büyük çoğunlukla geçtiğini ve gelişmeleri takip ettiklerini söyledi.
Çeşitli temaslarda bulunmak üzere kente gelen Erbakan, çözümün referandum yoluyla milletin iradesine başvurularak şekillenmesini istediklerini belirtti. PKK mensuplarının affedilmesi meselesinde son sözü şehit ailelerinin ve gazilerin söylemesi gerektiğini daha önce de dile getirdiklerini kaydeden Erbakan, örgütün tasfiye edilmesi, silahların teslim edilmesi ve ülkede huzurla barışın sağlanmasının öncelikleri arasında bulunduğunu vurguladı.
“Kardeşliğin yolu Diyarbakır’dan geçer”
Konuşmasına “Fitnenin yolu Diyarbakır’dan geçmez” sözleriyle başlayan Erbakan, kenti kardeşlik, adalet ve hakikat vurgusuyla tanımladı. İhanet projelerinin, Büyük İsrail hedefinin ve Büyük Orta Doğu Projesi’nin Diyarbakır’la ilişkilendirilemeyeceğini söyleyen Erbakan; ümmet olma, kardeşlik ve İslam birliği anlayışının bu topraklarda karşılık bulduğunu dile getirdi. Diyarbakır’ın fitne, nifak ve ayrışmanın değil, bin yıllık güçlü kardeşliğin merkezi olduğunu ifade etti.
Ana dilini kullanmanın herkes için doğal bir hak olduğunu belirten Erbakan, Allah’ın insanlara verdiği hakların beşeri sistemler ya da vesayet odakları tarafından engellenemeyeceğini söyledi. Dillerin, soyların ve boyların çeşitliliğini Allah’ın takdirinin ve kudretinin işaretleri olarak nitelendiren Erbakan, bu farklılıkların yok sayılması yerine insanların birbirlerinin diline, kimliğine ve yaratılışına saygı göstermesi gerektiğini kaydetti.
İnsanların örf ve adetlerine göre yaşamasının, ana dilini konuşmasının ve bu dili çocuklarına öğretip aktarmasının en doğal hakları olduğunu belirten Erbakan, bu hakların engellenmesinin zulüm anlamına geleceğini dile getirdi. Ana dilinin öğrenilmesini ve konuşulmasını desteklediklerini söyleyen Erbakan, aynı görüşü Bitlis ve Van’da da dile getirdiğini, Diyarbakır’da bir kez daha tekrarladığını aktardı. Bir dilin korunması, öğretilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasının doğal hak olduğunu ifade eden Erbakan, bunun özel okullar aracılığıyla, mümkün olması durumunda ise devlet okullarında da yapılabileceğini düşündüklerini söyledi.
Kayyum uygulamaları ve devletin yaklaşımı
“Terörsüz Türkiye” sürecindeki görüşlerini aktarırken Milli Görüş’ün bu topraklarda kardeşliği yeniden kurma konusunda kendisiyle kıyaslanamayacağını savunan Erbakan, kardeşliğin yalnızca sözle değil, insanın kendisi için istediğini başkası için de istemesiyle mümkün olacağını belirtti. Açlık içindeki kardeşini düşünmenin ve geçmişte “yapamazsınız, çalıştıramazsınız” diyenlere rağmen Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu fabrikalarla, ağır sanayi hamleleriyle donatmanın da kardeşliğin gereği olduğunu söyledi.
Erbakan, 1990’larda bölgede acı çeken, ezilen ve çaresiz bırakılan halkın sesinin duyulması gerektiğini ifade etti. Yaşanan kargaşanın ve yanlış politikaların en ağır yükünü bölge halkının ve yoksul köylülerin taşıdığını kaydeden Erbakan; yakılan köyleri, boşaltılan mezraları, yurdundan edilen aileleri ve çocukları annelerinin yanından alınıp dağa götürülen gençleri hatırlattı. Terörle mücadele adı altında yapılan ağır hatalara, kötü muameleye ve insanlık dışı yöntemlere de değinen Erbakan, “Beyaz Toros” skandallarının hafızalarda kara bir iz bıraktığını söyledi.
Adalet ve merhametin zarar gördüğü bir yerde kardeşliğin gelişip gelişemeyeceğini sorgulayan Erbakan, devletin vatandaşına baskıyla değil şefkatle yaklaşması gerektiğini belirtti. “Gardiyan devlet” anlayışını sona erdirerek adil, şefkatli ve hizmet odaklı “garson devlet” yaklaşımını hakim kılmayı hedeflediklerini dile getirdi.
Kayyum atamalarının halkın iradesini yok saydığını savunan Erbakan, bu uygulamalarla huzurun tesis edilemeyeceğini söyledi. Kayyum atanan belediyelerde cezalandırılanın yine ezilen halk, göz ardı edilenin ise halkın kendi iradesi olduğunu ifade etti. İktidara daha önce de seslendiklerini belirten Erbakan, samimiyetin kayyum uygulamalarına son verilmesiyle gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Çözüm için referandum çağrısı
Partisinin çözüm karşıtı olmadığını vurgulayan Erbakan, geçmişte de bugün de çözümsüzlüğü savunmadıklarını, samimi ve kalıcı bir çözümden yana olduklarını söyledi. Meclis’te kurulan komisyona üye vererek sorumluluk almaktan kaçınmadıklarını belirten Erbakan, buna karşın kapalı kapılar ardında siyasi hesaplar yapılmasını ve gizli pazarlıkları istemediklerini dile getirdi.
Çözümün toplumun tüm kesimlerini kapsayan geniş bir zeminde ele alınması gerektiğini savunan Erbakan, böylesine önemli bir meselenin referandumla halkın doğrudan onayına sunulmasını istediklerini kaydetti. Bu yolla sürecin milletin iradesi ve büyük çoğunluğun desteğiyle güçlü bir meşruiyet kazanabileceğini ifade etti. Erbakan, PKK mensuplarının affı konusunda şehit aileleri ve gazilerin son sözü söylemesi gerektiği yönündeki tutumlarını yineledi.
2027 bütçesinde faiz ve borç eleştirisi
Erbakan, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na ilişkin değerlendirmesinde bütçeyi borç ve faiz bütçesi olarak nitelendirdi. Emeklilerle çalışanların yaşadığı geçim sıkıntısının temel nedenlerinden birinin faiz olduğunu belirten Erbakan, bütçe giderlerinin 27 trilyon lirayı aşacağını, gelirlerin ise 23 trilyon lirada kalacağını söyledi. Aradaki yaklaşık 4 trilyon liralık açığın borçlanmayla karşılanacağını ifade etti.
Borçlanmanın faiz yükünü artıracağına dikkati çeken Erbakan, 2027’de faize ayrılacak tutarın 4 trilyon lira olduğunu kaydetti. Bu hesabın, vatandaşlardan toplanan her 100 liralık verginin 20 lirasının doğrudan faize gideceği anlamına geldiğini söyledi. Millete ve üretime kaynak bulunamazken imtiyazlı holdinglere 2,5 trilyon liralık vergi muafiyeti tanındığını savunan Erbakan, faiz ödemelerinin sağlığa ayrılan kaynağın iki, tarıma ayrılanın beş, sanayi ve üretime verilen desteğin ise 16 katına ulaştığını belirtti. Faiz ve rant için kullanılan bu kaynakların ülkenin geleceğinden eksildiğini ifade etti.
Belediye başkanlarının parti değiştirmesi
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Erbakan, belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin değerlendirmesinde geçişlerin yalnızca Yeniden Refah Partisi’yle sınırlı olmadığını söyledi. CHP’den de birçok başkanın başka partilere geçtiğini, bu partiden ayrılan belediye başkanlarının sayısının kendi partilerinden ayrılanların sayısına yaklaştığını ifade etti.
İktidarın belediye başkanlarının parti değiştirmesi konusunda ciddi bir çalışma yürüttüğünü öne süren Erbakan, başkanların kimi zaman baskı altına alındığını ve kendilerine “sopa gösterildiğini”, kimi zaman da kolaylıklar ve çeşitli menfaatler sunulduğunu savundu. Bu yolla belediye başkanlarının transfer edilmeye devam edildiğini belirten Erbakan, durumun yalnızca Yeniden Refah Partisi’ne özgü olmadığını söyledi.
Partisinden ayrılan bazı belediye başkanlarının geçişinde, seçim döneminde Türkiye genelinde ve yerel bölgelerde yüksek oy oranına ulaşma hedefinin de etkili olduğunu kaydeden Erbakan, kuruluşundan itibaren partiyle birlikte çalışmamış ve seçim sürecinde kendilerine katılmış bazı belediye başkan adaylarının gösterilmesinin bu tercihte payı bulunduğunu dile getirdi. O dönemde seçimi kazanmak ve ülke genelindeki oy oranını artırmak amacıyla böyle bir karar alındığını belirten Erbakan, kalan belediye başkanlarının bundan sonra yollarına sağlam biçimde devam edeceğini umduğunu söyledi.
Erbakan, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin son değerlendirmesinde, çözümün referandumla milletin iradesine sunulması gerektiği görüşünü yineledi. PKK mensuplarının affı konusunda şehit aileleriyle gazilerin karar sürecinde son sözü söylemesini istediklerini, ancak sürecin bu şekilde yürütülmediğini belirten Erbakan, Meclis’ten büyük çoğunlukla geçen süreci izlediklerini ve örgütün tasfiyesi, silahların teslimi, huzur ile barışın sağlanmasını öncelikli gördüklerini kaydetti.



Yorumlar 0