KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Eurostat’ın öncü verilerine göre Euro Bölgesi ekonomisi temmuz-eylül döneminde yüzde 0,4 büyüyerek yüzde 0,2’lik tahmini geride bıraktı. Almanya toparlanmasını sürdürürken enerji maliyetleri ve yükselen borçlanma giderleri büyümenin devamlılığına ilişkin riskleri artırıyor.

Euro Bölgesi ekonomisi, İran savaşıyla yükselen enerji fiyatlarına ve küresel belirsizliklere karşın yılın üçüncü çeyreğinde ekonomistlerin tahminlerinden daha hızlı büyüdü. Avrupa Birliği İstatistik Ofisinin (Eurostat) 30 Ekim’de yayımladığı öncü verilere göre, bölgenin ekonomik faaliyeti temmuz-eylül döneminde bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4 genişledi. Sonuç, yüzde 0,2’lik piyasa beklentisinin iki katına ulaşırken yüksek enerji maliyetleri karşısında Avrupa ekonomisinin öngörülenden daha dirençli kaldığına işaret etti.

Büyüme hızı, ikinci çeyrekte kaydedilen yüzde 0,6’nın altında kaldı. Buna rağmen yıllık büyüme yüzde 1,3’e çıktı; piyasalarda bu oranın yüzde 1,1 olması bekleniyordu. Bölgenin en büyük ekonomisi Almanya da üçüncü çeyrekte yüzde 0,2 büyüyerek yüzde 0,1’lik tahmini aştı. Ancak Almanya ve Euro Bölgesi’ndeki toparlanmada kamu harcamaları ile yatırımların belirgin katkısı, büyümenin ne kadar kalıcı olacağı konusundaki soru işaretlerini gidermedi.

Almanya’da büyümeyi kamu yatırımları destekledi

Almanya Federal İstatistik Ofisinin (Destatis) öncü hesaplamaları, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrekte yüzde 0,2 büyüdüğünü ortaya koydu. Fiyat etkilerinden arındırılmış yıllık büyüme de yüzde 1,3 olarak hesaplandı. Böylece Avrupa’nın en büyük ekonomisi, önceki yıllardaki durgunluğun ardından üst üste dördüncü çeyrekte büyüme kaydetti.

Alman ekonomisi yılın ilk üç ayında yüzde 0,4, ikinci çeyreğinde ise yüzde 0,3 genişlemişti. Temmuz-eylül döneminde hanehalkı tüketimi ve kamu harcamaları sınırlı artış gösterirken, yılın ilk yarısında güçlü olan ihracatın büyüme hızı belirgin biçimde düştü. İran savaşı sonrasında yükselen enerji giderleri ve ticaret alanındaki belirsizlikler üretimi baskılasa da ekonomik faaliyetin genişlemeyi sürdürmesi dikkat çekti.

Toparlanmanın önemli bir kısmında hükümetin altyapı ve savunma yatırımlarına ayırdığı kaynakların etkili olduğu değerlendiriliyor. Özel sektör yatırımlarında ise benzer bir güçlenme görülmüyor. Ekonomistler, kamu harcamalarının sağladığı desteğin kalıcı bir iyileşmeye dönüşmesi için şirketlerin yeni üretim kapasitesine ve teknolojiye yönelik yatırımlarını da artırması gerektiğine dikkat çekiyor.

Alman hükümeti, 2026’da yüzde 1,3, 2027’de yüzde 1,1 büyüme öngörüyor. İş dünyasının beklentilerini ölçen Ifo güven endeksi ekim ayında üst üste altıncı kez yükselerek ekonomik görünümü destekledi. Buna karşın sanayi sektörü yüksek maliyetlerle mücadele etmeyi sürdürüyor.

Avrupa ülkelerinin büyüme performansı farklılaştı

Euro Bölgesi’nin büyük ekonomileri üçüncü çeyrekte aynı yönde ilerlemedi. İspanya ve Hollanda yüzde 0,6 büyürken Almanya’da genişleme yüzde 0,2’de kaldı. İtalya ekonomisi önceki çeyreğe göre değişim göstermezken Fransa yüzde 0,1 daraldı.

Fransa’daki küçülme, ihracat ve yatırımlardaki zayıflığın Avrupa ekonomileri üzerindeki baskısını yansıttı. İspanya ve Hollanda’nın daha güçlü sonuçları ise bölge genelindeki ekonomik faaliyetin beklentilerden iyi seyretmesine katkı sağladı. Ülkeler arasındaki ayrışma, enerji maliyetleri ile dış ticaret koşullarının her ekonomiyi aynı ölçüde etkilemediğini de gösterdi.

İrlanda, bölgenin genel büyüme rakamını etkileyen dikkat çekici ülkelerden biri oldu. Ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 5,5 büyüyen ülke, diğer büyük ekonomilerin çok üzerinde bir performans sergiledi. Bununla birlikte İrlanda’daki büyüme; özellikle ilaç ve teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren çok uluslu şirketlerin üretiminden ve finansal işlemlerinden önemli ölçüde etkileniyor.

Bu nedenle İrlanda’nın yüksek büyüme oranını Euro Bölgesi’ndeki genel toparlanmanın gücünü değerlendirirken ihtiyatla ele almak gerekiyor. Çok uluslu şirketlerin faaliyetlerine bağlı dönemsel dalgalanmalar, ülkenin ekonomik büyüklüğü nedeniyle bölge ortalamasını da anlamlı ölçüde değiştirebiliyor.

Yatırımlar ve tüketim büyümeyi destekledi

Euro Bölgesi’nde büyümenin tahminleri aşmasında yapay zekâ, savunma ve altyapı alanlarındaki yatırımlar etkili oldu. Veri merkezleri, elektrik altyapısı ve teknolojik üretim kapasitesi için yapılan harcamalar yatırım talebini canlı tutarken savunma bütçelerindeki artış sanayi faaliyetlerine ek destek sağladı. Dış talebin dirençli seyretmesi de bazı üretim kollarının yüksek enerji giderlerine rağmen faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı oldu.

Hanehalkı tüketimi de ekonomik genişlemeye katkıda bulunan unsurlar arasındaydı. Avrupalı tüketicilerin önceki yıllarda biriktirdikleri tasarrufların bir bölümünü harcamaya yöneltmesi, belirsizliklere rağmen iç talebin canlı kalmasını sağladı. Ancak enerji faturalarının ve finansman giderlerinin yüksek seyretmesi, önümüzdeki aylarda tüketicilerin harcama kapasitesini sınırlayabilir.

İran savaşının ardından yılın başında açıklanan karamsar tahminlerin aksine Euro Bölgesi, 2026 boyunca beklentilerin üzerinde bir performans gösterdi. Bu görünüm, yıl içindeki büyüme öngörülerinin yukarı yönlü güncellenmesine yol açtı. Mevcut beklentiler, bölge ekonomisinin 2026’yı yüzde 1’in üzerinde büyümeyle tamamlaması ve 2027’de daha hızlı genişlemesi yönünde.

Bununla birlikte yatırımların önemli bir bölümünün kamu bütçeleriyle finanse edilmesi, büyümeyi borçlanma koşullarına daha duyarlı hale getiriyor. Faiz ve borçlanma maliyetlerinin yükseldiği bir ortamda altyapı ve savunma projelerinin ekonomik faaliyeti ne kadar süre destekleyebileceği önem taşıyor.

Enerji maliyetleri ve faiz ihtimali görünümü zorlaştırıyor

Üçüncü çeyrekteki güçlü sonuçlara rağmen enerji fiyatlarındaki artış, Avrupa ekonomisinin karşı karşıya olduğu başlıca risklerden biri olmayı sürdürüyor. İran savaşıyla hızlanan petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatına bağımlı Euro Bölgesi’nde üretim giderlerini artırıyor. Avrupa’da doğal gaz fiyatlarının, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği 2022’den bu yana görülen en yüksek seviyelere çıkması sanayi ve hanehalkı üzerindeki baskıyı da artırıyor.

Yükselen enerji giderleri üreticilerin kâr marjlarını daraltmanın yanı sıra ithalat faturasını büyüterek bölgenin dış ticaret koşullarını olumsuz etkiliyor. Enerji yoğun sektörlerdeki şirketler için artan maliyetler, yatırım kararlarının ertelenmesi ve üretimin yavaşlaması riskini beraberinde getiriyor.

Küresel borçlanma maliyetlerinde son iki ayda yaşanan sert yükseliş de büyümenin geleceği açısından önem taşıyor. Faizlerin yüksek olması şirketlerin yatırım finansmanını pahalılaştırırken konut ve tüketici kredileri üzerinden hanehalkı harcamalarını da sınırlayabiliyor. Bu koşullar, üçüncü çeyrekte büyümeye katkıda bulunan yatırım ve tüketim kalemlerinin ilerleyen dönemde ivme kaybetmesine yol açabilir.

Enerji fiyatlarının enflasyonu yeniden yükseltme ihtimali, Avrupa Merkez Bankasının (ECB) faiz politikasını da güçleştiriyor. Enflasyon risklerinin sürmesi halinde piyasalarda, aralık ayı gibi erken bir tarihte yeni bir faiz artırımının gündeme gelebileceği değerlendiriliyor. Ancak bu yönde henüz bir karar alınmış değil; faizlerin seyri açıklanacak enflasyon verilerine ve ekonomik faaliyetin durumuna bağlı olacak.

Avrupa’daki toparlanma Türkiye’nin ihracatını etkileyebilir

Euro Bölgesi ve Almanya’nın büyüme sonuçlarının beklentileri aşması, Türkiye’nin ihracat görünümü açısından da önem taşıyor. Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarları arasında yer alırken Almanya; otomotiv, makine, elektrikli ekipman, hazır giyim ve yan sanayi ürünlerinde öne çıkıyor. Avrupa’daki ekonomik faaliyetin güçlenmesi, Türkiye’den ihraç edilen ürünlere yönelik talebi destekleyebilir.

Almanya’nın altyapı ve savunma harcamalarını artırması, belirli sanayi ürünleri için yeni tedarik olanakları yaratabilir. Ancak ülkedeki özel sektör yatırımlarının zayıf seyretmesi, büyümenin Türk tedarikçilere ne ölçüde yansıyacağı konusunda belirsizlik oluşturuyor. Enerji fiyatlarının yüksek kalması da hem Avrupalı müşterilerin satın alma gücünü hem Türkiye’deki üreticilerin maliyetlerini etkileyebilir.

Türkiye açısından belirleyici unsur, Avrupa ekonomisinin büyüme oranının yanı sıra bu büyümenin hangi faaliyetlerden kaynaklandığı olacak. Sanayi üretimi ve özel sektör yatırımlarının güç kazanması, kamu harcamalarının sınırlı desteğine dayanan bir toparlanmaya kıyasla Türk ihracatçıları için daha kalıcı bir talep artışı sağlayabilir.