Haberin öne çıkan noktaları
- Resmî bir psikiyatrik tanı olmayan “gülümseyen depresyon”, kişinin sosyal, başarılı ve neşeli görünürken iç dünyasında depresyon belirtileri yaşamasını ifade ediyor. Uzmanlar; zevk kaybı, aşırı uyku, yoğun yorgunluk ve eleştiriye karşı hassasiyet gibi işaretlerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Depresyon denildiğinde çoğu kişinin aklına yataktan çıkmakta zorlanan, sık sık ağlayan, çevresinden uzaklaşan ve günlük işlerini sürdürmekte güçlük çeken biri geliyor. Ancak bazı kişiler akşam yemeklerinde şakalar yapmaya, yoğun bir sosyal yaşam sürdürmeye ve işlerinde başarılı olmaya devam ederken içten içe depresyonla mücadele edebiliyor.
Bu kişiler arasında yakın bir arkadaş, iş arkadaşı ya da eş bulunabilir. Duygularını çevresinden gizleyen bu tablo, kamuoyunda “gülümseyen depresyon” adıyla anılıyor. Terim resmî bir teşhis olarak kabul edilmese de son beş yılda bu ifadeyle yapılan internet aramalarında yüzde 50 artış yaşandı. Konuya ilişkin değerlendirmeler 11 Ekim 2026 tarihinde yayımlandı.
Dr. Olivia Remes: Dışarıdan mutluluk, içeride depresyon
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesinde ruh sağlığı araştırmaları yapan Dr. Olivia Remes, “gülümseyen depresyon” ifadesini, kişinin dışarıdan mutlu görünmesine karşın iç dünyasında depresif ve mutsuz hissetmesi şeklinde açıklıyor.
İnsanların zaman zaman kendilerini kötü hissetmesinin olağan olduğunu belirten değerlendirmelere göre, Dünya Sağlık Örgütü dünya genelinde yaklaşık 322 milyon kişinin depresyonla mücadele ettiğini bildiriyor. Depresyon; sürekli üzüntü, ilgi veya zevk kaybı gibi belirtilerin haftalar ya da aylar boyunca devam etmesi ve kişinin işini, ilişkilerini, uykusunu veya günlük yaşamını etkilemesiyle tanımlanıyor.
Ancak depresyon herkes için aynı biçimde ortaya çıkmayabiliyor. Araştırmalar, depresyon yaşayan kişilerin yüzde 40’ına kadarının belirtilerin alışılmış örüntülerden ayrıldığı “atipik” özellikler gösterebildiğine işaret ediyor. Bu kişiler normalden az yerine daha fazla uyuyabilir veya yemek yiyebilir. Ayrıca olumlu ya da heyecan verici bir gelişme yaşandığında ruh hallerinde geçici bir düzelme görülebilir.
Depresyon yaşayan bazı insanların, çevreye uyum sağlamak amacıyla belirli özelliklerini ve duygularını gizlediğine dair bulgular bulunuyor. “Kamuflajlama” olarak da tanımlanan bu davranış, kişinin yaşadığı sıkıntıyı dışarıdan fark edilmez hâle getirebiliyor.
Depresyon yaşayanlar neden duygularını saklıyor?
Dr. Remes’e göre bazı kişiler depresyonda olduklarını fark etmiyor. Bu nedenle yaşadıkları belirtileri gizlediklerinin de bilincinde olmayabiliyorlar. Kimi insanlar, hissettiklerini yalnızca yoğun ve stresli yaşamın doğal bir sonucu olarak değerlendirebiliyor.
Bir başka grup ise zorlandığının farkında olmasına rağmen çevresindekilerin bunu anlamaması için büyük çaba harcıyor. Bu tutumun özellikle mükemmeliyetçi, sorumluluk duygusu güçlü ve kendisinden yüksek beklentiler taşıyan kişilerde daha sık görülebildiği belirtiliyor. Bu kişiler hem kendilerine hem de başkalarına güçlük yaşadıklarını itiraf etmek istemeyebiliyor.
Önyargıya maruz kalma ve başkalarına yük olma korkusu da depresyonu saklama nedenleri arasında yer alıyor. Araştırmalar, bazı kişilerin iş yerinde veya ilişkilerinde yargılanmaktan ve yaşadıkları durumun olası sonuçlarıyla karşılaşmaktan endişe duyduğunu gösteriyor. Kültürel ve ailevi beklentiler ise ruhsal sıkıntılar hakkında açıkça konuşmayı daha da zorlaştırabiliyor.
Prof. Barney Dunn: Sosyal bağlar koruyucu olabilir
İngiltere’deki Exeter Üniversitesinden klinik psikolog Prof. Barney Dunn, dışarıdan her şey yolundaymış gibi görünmeye çalışmanın risk taşıdığını vurguluyor. Dunn’a göre depresyon kişiyi izole ederek yalnızlık duygusunu artırıyor. Oysa başkalarıyla bağlantı kurmak, kötü ruh hâliyle mücadelede en güçlü desteklerden biri olabiliyor.
Duyguların gizlenmesi, kişinin ihtiyaç duyduğu yardıma ulaşmasını da geciktirebiliyor. Dr. Remes, erken belirtiler kontrol altına alınmadığında durumun kronikleşebileceği ve ağırlaşabileceği, bunun da intihar riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Gözden kaçabilen yedi belirti
Günlük yaşam dışarıdan olağan göründüğünde depresyonun bazı işaretlerini fark etmek zorlaşabiliyor. Aşağıdaki değişiklikler, kişinin kendisinde ya da yakın çevresinde daha yakından değerlendirilmesi gereken belirtiler olabilir.
1. Daha önce keyif veren şeylere ilginin kaybolması: Arkadaşlarla buluşmak, spor salonuna gitmek veya sevilen bir televizyon programını izlemek gibi normalde beklenen etkinlikler artık yapılması gereken birer yük gibi gelebilir. Dr. Remes, alışılmış hobilerden zevk almamayı yoğun ve hızlı yaşam temposuna bağlamanın kolay olduğunu belirtiyor.
2. Kol ve bacaklarda belirgin ağırlık hissi: “Kurşun ağırlığı” şeklinde tarif edilen bu durumda kollar ve bacaklar alışılmadık ölçüde ağır hissedilebilir. Günlük hareketler bile zorlaşabilir. Bu belirti, atipik depresyonun özellikleri arasında kabul ediliyor.
3. Planları sürekli iptal etmek: Kişi başkalarının yanındayken oldukça iyi görünebilir. Ancak ruh hâli kötüleştiğinde ve duygularını saklamak zorlaştığında sosyal buluşmalarını veya diğer planlarını iptal etmeye başlayabilir.
4. Daha fazla uykuya rağmen dinlenememek: Kişi olağan etkinliklerini sürdürse bile giderek daha tükenmiş hissedebilir. Dr. Remes, özellikle akşam saatlerinin zorlayıcı olabileceğini söylüyor. Bunun nedeni, bu tabloyu yaşayan kişilerin günün ilerleyen bölümünde kendilerini daha kötü hissetmesi ve normalden fazla uykuya ihtiyaç duyabilmesi.
5. Eleştiri ve reddedilmeye karşı aşırı hassasiyet: Bir yöneticinin sıradan bir yorumu veya bir arkadaşın planı iptal etmesi, kişiyi önceye kıyasla çok daha fazla incitebilir. Dr. Remes, eleştirilere ve reddedilmeye karşı artan duyarlılığın atipik depresyonun özelliklerinden biri olduğunu ifade ediyor.
6. Her zaman komik veya yardımsever kişi olmak: Depresyon yaşayan herkes içine kapanmayabilir. Bazı kişiler partilerin en neşeli insanı hâline gelebilir, kendisini tamamen işine adayabilir veya başkalarına destek olmak için kapasitesinin üzerinde çaba gösterebilir.
7. Sürekli olumsuz bir iç konuşma: Dışarıdan özgüvenli görünen bir kişi, kendi içinde kendisini sert biçimde eleştiriyor olabilir. Özgüven eksikliği, değersizlik hissi ve boşluk düşünceleri dikkate alınması gereken uyarı işaretleri arasında bulunuyor.
Uzmanlara göre hangi adımlar atılabilir?
“Gülümseyen depresyon” ifadesi, yaşanan deneyimin fark edilmesine ve adlandırılmasına yardımcı olsa da uzmanlar bu terimin karmaşık bir durumu fazla basitleştirebileceği konusunda uyarıyor. Dr. Remes, “gülümsemek” kelimesinin neşe ve mutluluk çağrıştırdığını, oysa tablonun merkezinde umutsuzluk, boşluk ve değersizlik duygularının bulunduğunu belirtiyor.
Prof. Dunn, kişinin güvendiği biriyle hisleri hakkında küçük bir paylaşım yaparak başlamasını öneriyor. Zorlanma sürüyorsa bir sağlık uzmanıyla görüşülmesi gerektiğini ifade ediyor. Konuşma terapileri, antidepresan ilaçlar ve sosyal tedavilerin etkili olabileceğini gösteren güçlü kanıtlar bulunuyor.


Yorumlar 0