Haberin öne çıkan noktaları
- AB ve ABD’nin hazır giyim ithalatında sert düşüş yaşanırken Türkiye’nin kaybı yüzde 1,5 ile sınırlı kaldı. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, istihdam ve konkordato verilerindeki iyileşmeye rağmen sektörün henüz toparlanmadığını, yalnızca duraklama dönemine girdiğini söyledi.
Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) 50’nci kuruluş yılı kapsamında düzenlediği 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı başladı. Kamu kurumlarının temsilcileri, Türkiye’den ve yurt dışından üreticiler, alım grupları, akademisyenler ile sivil toplum kuruluşlarının katıldığı konferansta, hazır giyim sektörünün mevcut görünümü ve geleceğe yönelik politika önerileri ele alındı.
Konferansta hangi başlıklar öne çıktı?
‘Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye’ temasıyla gerçekleştirilen konferansın açılışını Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya ile TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren yaptı. Açılış programının ardından TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay ve TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç’ın yer aldığı “Kritik Eşikteyiz: Çıkış Yolu Nerede? Raporlar Ne Söyledi, Bugün Neredeyiz?” başlıklı oturum düzenlendi.
Toygar Narbay sektörün mevcut durumunu nasıl değerlendirdi?
Toygar Narbay, hazır giyim sektörünün ağır koşullardan geçtiğini ancak buna rağmen üretim kapasitesini koruduğunu belirtti. Geçen yıl düzenlenen konferansta 2026’nın bir denge yılı olacağını öngördüklerini hatırlatan Narbay, jeopolitik gerilimler, Körfez’de yaşanan İran-ABD çatışması ve yükselen enerji maliyetleri nedeniyle pazarların beklenenden daha fazla daraldığını ifade etti.
Narbay, sektörün pazar çeşitlendirmesi sayesinde küresel daralmadan daha sınırlı etkilendiğini söyledi. Ocak-temmuz döneminde Avrupa Birliği’nin hazır giyim ithalatının yüzde 4,9, ABD’nin ithalatının ise yüzde 8,2 gerilediğini aktaran Narbay, Türkiye’nin aynı dönemdeki kaybının yüzde 1,5 seviyesinde kaldığını kaydetti. Kuzey Amerika’ya yapılan hazır giyim ihracatının yüzde 4,6 arttığını belirten Narbay, yılbaşından bu yana istihdamda yeniden yükseliş başladığını ve konkordato başvurularının yüzde 28 azaldığını açıkladı.
Bu göstergelerin sektör açısından olumlu sinyaller taşıdığını ancak kalıcı bir iyileşme anlamına gelmediğini vurgulayan Narbay, “Bu bir toparlanma değil, bir duraklama. Zemin düzelmeden ve TGSD’nin talep ettiği stabilizasyon dönemi destekleri tam olarak sağlanmadan bu dengenin kalıcı olduğunu söyleyemeyiz” dedi.
Türkiye’nin rekabet gücü hangi unsurlara dayanıyor?
Narbay, hazır giyim sektöründeki rekabetçiliğin yalnızca işçilik maliyetleri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi. Hız, dikey entegrasyon, pazara erişim ve işletme standartlarının birlikte ele alındığı değerlendirmede Türkiye’nin 23 ülke arasında ilk sırada yer aldığını açıkladı.
Sektörün birim fiyatını 2022’den bu yana yüzde 13 artırdığını belirten Narbay, üretimde yüzde 21’lik kayıp yaşanmasına karşın verimlilik seviyesinin yükseldiğini söyledi. Ancak verimlilik artışıyla elde edilen kazanımların maliyetlerdeki yükselişin yalnızca bir bölümünü telafi edebildiğini ifade eden Narbay, firmaların kârlılığında önemli bir gerileme meydana geldiğini kaydetti. Fiyat artışlarına rağmen katma değerde artış sağlanamadığını da vurguladı.
Küresel belirsizliğin önümüzdeki 5 ila 10 yıl boyunca azalmasının beklenmediğini belirten Narbay, yakın tedarikin artık yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda bir güvence olduğunu söyledi. Avrupa açısından bu güvenceyi sağlayabilecek en güçlü adresin Türkiye olduğunu dile getirdi.
TGSD’nin politika önerileri neleri kapsıyor?
Narbay, TGSD’nin geçen yıl gündeme getirdiği ‘Türkiye Markası’ çağrısının artık somut bir politika önerisine dönüştüğünü belirtti. Derneğin hazırladığı Strateji Haritası ve Uzgörü 2050 çalışmasının, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’na sunulan 138 maddelik bir çerçeveye dönüştürüldüğünü açıkladı.
Bu çalışma kapsamında mevcut 86 desteğin 83’ünün yeniden düzenlendiğini, ayrıca 55 yeni öneri geliştirildiğini aktaran Narbay, söz konusu çerçevede Türkiye Markası başlığının da yer aldığını söyledi. Strateji Haritası’ndaki temel önerinin, teşviklerin tek merkezden yönetilen; performans, nitelik ve ölçülebilirlik esaslarına dayalı bir sisteme bağlanması olduğunu ifade etti.
Made in Türkiye’nin değeri nasıl yükseltilecek?
TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, Türkiye’de üretilen değerlerin küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık bulabilmesi için farklı alanlardaki başarıların birbirini desteklemesi gerektiğini söyledi. Özüren, şef Fatih Tutak’ın NATO zirvesinde hazırladığı menüyü, bilim insanı Prof. Canan Dağdeviren’in giyilebilir teknolojiler alanındaki çalışmalarını ve Arda Güler’in Real Madrid’deki başarısını bu yaklaşımın örnekleri arasında gösterdi.
Türkiye’de üretilen giysilerin tasarım ve kalite özellikleriyle ülke hakkında olumlu bir izlenim oluşturduğunu belirten Özüren, bir şefin, bilim insanının, sporcunun, sanatçının veya tasarımcının elde ettiği başarının Türkiye için yeni fırsatlar yaratabileceğini ifade etti. Türkiye’nin dünyadaki itibarının ortak başarılarla güçlendirilebileceğini kaydeden Özüren, Made in Türkiye’nin değerini artırmanın Türkiye’de üretim yapan herkesin geleceğini güçlendireceğini söyledi.
Ticaret Bakanlığı hazır giyim sektörü için ne söyledi?
Konferansın açılışında konuşan Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Dr. Mehmet Ali Kılıçkaya, etkinliğin temasının Bakanlığın ihracat politikalarıyla örtüştüğünü belirtti. Küresel ticaretin belirsizliklerle karşı karşıya bulunduğu bir dönemden geçildiğini ifade eden Kılıçkaya, bu koşullara rağmen Türkiye’nin mal ihracatında artış sağlandığını söyledi.
Kılıçkaya’nın verdiği bilgilere göre Türkiye’nin toplam mal ihracatı, ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,2 yükselerek 211 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün ihracatı 12,4 milyar dolar, tekstil ve ham maddeleri sektörünün ihracatı ise 7,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Hazır giyim ihracatında yaklaşık yüzde 2,5’lik gerileme bulunduğuna dikkat çeken Kılıçkaya, sektörün rekabet gücünü koruması ve Türkiye’nin hazır giyimdeki marka gücünün sürdürülebilir hale gelmesi için tasarım, teknoloji, markalaşma, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik alanlarına daha fazla yatırım yapılması gerektiğini dile getirdi.


Yorumlar 0