Haberin öne çıkan noktaları
- İnsanların ortalama boyu son yüzyılda dünya genelinde yaklaşık 10 santimetre artarken, tarih boyunca tarıma geçiş, salgınlar, savaşlar ve sanayileşme bu eğilimi defalarca değiştirdi. Araştırmacılar, günümüzde boy artışının gelişmiş ülkelerde yavaşladığını, eşitsizliklerin ise büyüdüğünü belirtiyor.
İnsanların ortalama boyu, yaşam koşullarındaki değişimleri izlemek için kullanılan önemli göstergelerden biri. Dünya genelinde genç yetişkinler bugün yaklaşık bir asır önceki akranlarından ortalama 10 santimetre daha uzun. Ancak bu tablo, insanlık tarihinin tamamına yayılan kesintisiz bir uzama hikâyesi sunmuyor. Beslenme, hastalıklar, savaşlar, çalışma koşulları, sağlık hizmetleri ve toplumsal dönüşümler, farklı dönemlerde ortalama boyların hem yükselmesine hem de gerilemesine yol açtı.
1896 ile 1996 yılları arasında doğan kuşakları karşılaştıran 2016 tarihli araştırma, son yüzyıldaki en büyük artışların Güney Koreli kadınlar ve İranlı erkeklerde görüldüğünü ortaya koydu. Güney Koreli kadınların ortalama boyu 20 santimetre, İranlı erkeklerin ortalama boyu ise 17 santimetre arttı. İskoçya’daki Aberdeen Üniversitesi’nde küresel sağlık alanında kıdemli öğretim üyesi olan Dr. Aravinda Guntupalli, bu değişimde beslenmenin iyileşmesi, hastalıklarla mücadeledeki ilerlemeler, aşılar ve başka birçok etkenin rol oynadığını belirtiyor.
Boy uzunluğu yaşam standartlarını nasıl gösteriyor?
Kuzey İrlanda’daki Belfast Queen’s Üniversitesi’nde ekonomi tarihçisi Prof. Dr. Matthias Blum’a göre boy uzunluğu, özellikle başka tarihsel veya istatistiksel verilerin yetersiz olduğu dönemlerde toplumların yaşam koşullarını anlamak için değerli bir pencere açıyor. Blum, “Boy, refahın iyi bir göstergesidir” değerlendirmesini yapıyor.
Araştırmalar, boy uzunluğunun yüzde 80 ila 90 oranında genetik etkenlerle belirlendiğini gösteriyor. Bunun dışında kalan bölümde beslenme düzeni, çocukluk döneminde geçirilen hastalıklar, yaşanılan çevre ve sağlık hizmetlerine ulaşım gibi unsurlar etkili oluyor. Blum, ortalama boydaki artışın daha yüksek yaşam standartlarını yansıttığını söylüyor.
Uzmanlara göre genetik farklılıkların etkisini azaltmak için tek tek bireyler yerine geniş nüfusların ortalama boyları inceleniyor. Bu yöntem, kişi başına düşen gayrisafi yurt içi hasıla gibi ekonomik göstergelerin tek başına ortaya koyamadığı uzun vadeli eğilimleri ve toplum içindeki eşitsizlikleri görünür hâle getirebiliyor.
Tarıma geçiş insanları neden kısalttı?
Blum, insan boyundaki tarihsel değişim açısından iki büyük dönüm noktasının öne çıktığını belirtiyor. Bunlardan ilki, insanların yaklaşık 12 bin ila 10 bin yıl önce avcılık ve toplayıcılıktan tarıma yönelmesiyle başlayan Neolitik Devrim oldu.
Bu kadar eski dönemlerdeki boy değişimlerini inceleyen araştırmacılar, başta iskelet kalıntıları olmak üzere arkeolojik verilere başvuruyor. Bu yöntemin çeşitli sınırlılıkları bulunsa da birçok bilim insanı, tarımın yaygınlaşmasıyla ortalama boyun gerilediği konusunda birleşiyor. Genetik çeşitliliği de hesaba katan 2022 tarihli bir araştırma, Neolitik dönemde yaşayan insanların, tarım öncesi topluluklara kıyasla ortalama 2,8 santimetre daha kısa olduğunu tahmin etti.
Tarım, gıda tedarikini daha düzenli hâle getirdi; ancak bu düzenlilik her zaman daha kaliteli veya dengeli beslenme anlamına gelmedi. Blum, avcı-toplayıcıların beslenmesinde hayvansal ürünlerin payının daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Ona göre bu ürünler, vücudun ihtiyaç duyduğu amino asitlerin alınması açısından kritik önem taşıyordu. Blum, “Burada açlık ya da aç kalmama durumundan bahsediyoruz. Bu açıdan bakıldığında, daha fazla hayvansal ürün tüketmek iyi bir fikir çünkü bu amino asitleri almak sizin için gerçekten hayati önem taşıyor” diyor.
Avcı-toplayıcı topluluklar, daha çeşitli beslenmenin yanı sıra hareket edebilme ve atıklarını yaşadıkları alanlardan uzaklaştırma avantajına da sahipti. Çiftçiler ise yerleşik yaşam nedeniyle aynı imkânlara sahip değildi. Tarım toplumlarında insanlar bulaşıcı hastalıklarla daha sık karşılaşıyor, ağır işlerde çalışıyor, evlerini ve hayvanlarını korumak zorunda kalıyor ve hayvanlarla yakın temas içinde yaşıyordu.
Tarımın başlamasından sonraki binlerce yıl boyunca farklı bölgelerde ortalama boylar zaman zaman yükseldi, zaman zaman da düştü. Ancak Blum, bu dalgalanmaların çoğunun kalıcı olmadığını belirtiyor. Kıtlıklar ve savaşlar sonrasında nüfusların yeniden toparlanabildiğini söyleyen uzman, uzun dönemler boyunca belirgin ve sürekli bir yükseliş ya da düşüş eğilimi görülmediğini ifade ediyor.
Kara vebadan sonra boylar neden uzadı?
Geçmiş toplumların boylarını tahmin etmek için araştırmacılar çoğunlukla iskeletlerdeki uzun kemiklerin ölçülerinden yararlanıyor. Uyluk kemiği gibi kemiklerin uzunluğu, kişinin yaşamış olabileceği dönem hakkında bilgi veren başlıca göstergeler arasında bulunuyor.
14. yüzyılın ortalarında Avrupa nüfusunun neredeyse yarısının ölümüne yol açan kara vebanın ardından yapılan bazı boy tahminleri, salgın sonrasında ortalama boyun arttığını gösteriyor. Guntupalli ve çalışma arkadaşlarının İngiltere’deki iskelet kalıntıları üzerinde yaptığı araştırmaya göre, 14. yüzyılın başlarında yaklaşık 170 santimetre olan ortalama boy, 15. yüzyılın başlarında yaklaşık 174 santimetreye çıktı.
Verilerin sınırlı olduğuna dikkat çeken Guntupalli, bu yükselişin olası nedenlerinden biri olarak salgın sonrasında yaşanan iş gücü kıtlığını gösteriyor. Çalışan sayısının azalması ücretleri artırmış, işçilerin pazarlık gücünü yükseltmiş ve yaşam standartlarının iyileşmesine katkıda bulunmuş olabilir. Uzman, ücretlerdeki bu artışın insanların boy uzunluğuna da yansımış olabileceğini düşünüyor.
Sanayileşme önce kısalttı, sonra uzattı
İnsan boyundaki ikinci büyük dönüşüm, 18. yüzyılda Britanya’da başlayan ve daha sonra dünyanın farklı bölgelerine yayılan Sanayi Devrimi’yle yaşandı. Sanayileşme, ekonomilerin tarımdan sanayiye yönelmesine, kitlesel kentleşmeye, yeni teknolojilerin kullanılmasına ve uluslararası ticaret ağlarının büyümesine zemin hazırladı.
Bu dönüşümün ortalama boy üzerindeki etkisi hemen olumlu olmadı. Guntupalli, erken sanayi dönemindeki yaşam koşullarının sağlık açısından elverişsiz olduğunu belirtiyor. Yetersiz hijyen, dar konutlar ve ağır fabrika işleri, farklı ülkelerde sanayileşmenin ilk aşamalarında insanların ortalama boyunun gerilemesine neden oldu. Blum ise büyük sanayi merkezlerinde bazı insanların vardiyalı biçimde aynı yatakta uyuduğunu aktarıyor.
Fabrikalar ve kömür madenleri, Sanayi Devrimi sırasında özellikle tehlikeli ve zorlu çalışma alanları hâline geldi. Bununla birlikte gelirlerin yükselmesi ve halk sağlığı uygulamalarının yaygınlaşmasıyla boy uzunlukları daha sonra belirgin biçimde artmaya başladı. Blum bu değişimi daha iyi hijyen, barınma ve gıda koşullarının yanı sıra tıbbi teknolojideki gelişmelere bağlıyor ve bunları “birbiriyle uyumlu çalışan büyük bir yenilikler bütünü” olarak tanımlıyor.
Sanayileşmeye daha geç başlayan Güney Kore, hızlı ekonomik kalkınmasının da etkisiyle son yüzyılda en dikkat çekici boy artışlarından birini yaşadı. 2016 tarihli analize göre ülkede erkeklerin ortalama boyu 15 santimetre, kadınların ortalama boyu ise 20 santimetre yükseldi.
Ortalama boy artışı gelişmiş ülkelerde durakladı mı?
Our World in Data verilerine göre 1996 yılında doğan erkeklerin dünya genelindeki ortalama boyu 171 santimetre, kadınlarınki ise 159 santimetreydi. Blum, günümüzde gelişmiş ülkelerde gelirlerin, üretkenliğin, ürün ve hizmetlerin artmaya devam etmesinin artık ortalama boyda aynı ölçüde yükseliş yaratmadığını belirtiyor.
Bu durgunluğun nedeni kesin olarak açıklanmış değil. Bazı araştırmacılar, söz konusu toplumların genetik olarak belirlenebilecek azami boy sınırına yaklaşmış olabileceğini savunuyor. Diğer bilim insanları ise fast food tüketimindeki artışın ve daha hareketsiz yaşam biçimlerinin etkili olabileceğini düşünüyor.
Blum, gelecekte yaşam koşullarını biyolojik açıdan değerlendirmek için boy uzunluğunun yanında yeni ölçütlere ihtiyaç duyulabileceği görüşünde. Vegan ve vejetaryen beslenmenin yaygınlaşmasının ortalama boyu artırmayabileceğini, buna karşın daha sağlıklı veya çevre açısından daha sürdürülebilir yaşam biçimleri gibi farklı yararlar sağlayabileceğini ifade ediyor.
Ülkelere göre ortalama boylar
Verilerde erkeklerin ortalama boyu Antigua ve Barbuda’da 172,7 santimetre, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde 166,7, Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde 173,6, Dominik Cumhuriyeti’nde 172,7, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde 166,8, Fransız Polinezyası’nda 177,4, Mikronezya Federe Devletleri’nde 168,5, Filistin Toprakları’nda 172,1, Rusya Federasyonu’nda 176,5, Saint Kitts ve Nevis’te 169,6, Saint Vincent ve Grenadinler’de 172,8, Sao Tome ve Principe’de 167,4, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde 170,4, Trinidad ve Tobago’da 173,7, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 170,5 ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 177,1 santimetre olarak yer alıyor.
Kadınların ortalama boyu ise Antigua ve Barbuda’da 160,7 santimetre, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde 158, Çin’in Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde 159, Dominik Cumhuriyeti’nde 159, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde 155,2, Fransız Polinezyası’nda 164,5, Mikronezya Federe Devletleri’nde 156,1, Filistin Toprakları’nda 158,8, Rusya Federasyonu’nda 165,3, Saint Kitts ve Nevis’te 159,2, Saint Vincent ve Grenadinler’de 160,7, Sao Tome ve Principe’de 158,9, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde 158,6, Trinidad ve Tobago’da 160,6, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 158,7 ve Amerika Birleşik Devletleri’nde 163,5 santimetre olarak ölçülüyor. Karşılaştırma aracında, kişinin boyunun belirli bir ülkenin erkek veya kadın ortalamasına yaklaşık olarak denk gelip gelmediği de gösteriliyor; bu deneyim için JavaScript etkin modern bir tarayıcı gerekiyor.
Gelecekte boy eşitsizliği artabilir
Guntupalli, dünya genelinde ortalama boyun uzamaya devam edeceği konusunda temkinli. Uzman, günümüzde devam eden gıda ve enerji yoksulluğunun yanı sıra “çok, çok belirgin eşitsizliklerin” bu süreci sınırlayabileceğini söylüyor.
Düşük ve orta gelirli ülkelerde büyüme geriliğinin daha yaygın görüldüğünü belirten Guntupalli, bu ülkelerdeki yoksul kesimlerin en kısa boya sahip gruplar arasında bulunduğuna dikkat çekiyor. Büyüme geriliği, çocukların yaşlarına göre beklenenden daha kısa olması anlamına geliyor ve çocukluk dönemindeki bu durum yetişkinlikte de daha kısa boyla sonuçlanabiliyor.
Kuraklık ve sel gibi aşırı hava olayları da gıda üretimini, süte ve diğer hayvansal ürünlere erişimi olumsuz etkiliyor. Guntupalli ayrıca küresel sağlık alanındaki fon kesintilerinin çok sayıda aşılama, beslenme ve mülteci programını etkilediğini belirtiyor.
Uzman, gıda ve enerji yoksulluğu, iklim kaynaklı sorunlar, sağlık programlarındaki finansman eksikliği ve derin toplumsal eşitsizliklerin birleşimini “kusursuz fırtına” olarak nitelendiriyor. Bu koşulların, boy uzunluğundaki farkları yalnızca zengin ve yoksul ülkeler arasında değil, aynı toplumların kendi içinde de büyütebileceğini düşünüyor. Guntupalli, “Eşitsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyada yaşıyoruz” diyor.
17 Ekim 2026 tarihli çalışma Catherine Heathwood imzasını taşıyor. İngilizce özgün metnin Türkçe çevirisinde yapay zekâdan yararlanıldı ve çeviri yayımlanmadan önce bir BBC gazetecisi tarafından kontrol edildi.


Yorumlar 0