KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • 27 Ekim seçimlerinde hiçbir blokun parlamentoda çoğunluğu sağlayamaması beklenirken, İsrail’de hükümetin geleceği Arap partilerinin desteği, birlik hükümeti görüşmeleri ya da yeni seçim seçenekleri arasında şekillenecek. Kesin sonuçların ardından Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un hükümet kurma görevini kime vereceği ilk kritik adım olacak.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılan parlamento seçimlerinin ardından hükümetin kim tarafından kurulacağı henüz netleşmedi. Oyların yüzde 84,5’i sayılırken, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki sağ blokun ve Gadi Eisenkot’un öncülük ettiği muhalefetin parlamentoda çoğunluk için gereken 61 sandalyeye ulaşması beklenmiyor. Seçim sonrasında başlayacak koalisyon görüşmelerinde Netanyahu’nun Arap partilerinin desteğiyle görevden uzaklaştırılması, rakiplerin birlik hükümetinde anlaşması veya ülkenin yeniden seçime gitmesi olasılıkları öne çıkıyor.

Mevcut tahminlere göre Netanyahu’nun bloğu, 120 üyeli Knesset’te 54 sandalye elde edecek. Netanyahu’nun bloğunun 54 sandalyesi, hükümet kurmak için gereken 61 sayısının yedi altında kalıyor. Muhalefet bloğunun ise 49 sandalye kazanması bekleniyor. Arap partilerinin ortak listesinin 17 sandalye kazanması bekleniyor. Seçimlere katılım yüzde 77,7’ye çıkarak 1999’dan bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Kesin sonuçlardan sonra Herzog devreye girecek

İsrail Merkez Seçim Komisyonu’nun oy sayımını 30 Ekim’e kadar tamamlaması bekleniyor. Resmi sonuçların en geç 4 Kasım’da Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’a sunulması gerekiyor. Sayım sürecinde askerlerin ve yurt dışında görev yapan diplomatların oyları da hesaba katılacak.

Kesin sonuçlar belli olduktan sonra Herzog, parlamentoya giren partilerin temsilcileriyle görüşecek ve başbakan olarak kimi önerdiklerini soracak. Cumhurbaşkanı, hükümet kurma ihtimalini en yüksek gördüğü kişiyi görevlendirecek; bu ismin seçimde en çok oyu alan partinin lideri olması şart değil.

Görevlendirilen siyasetçiye koalisyon oluşturması için 28 gün süre verilecek. Bu süre 14 gün daha uzatılabilecek. İlk aday başarısız olursa Herzog başka bir siyasetçiye görev verebilir; ikinci adayın hükümet kurmak için 28 günü olacak ancak ek süre alamayacak. Hiç kimse hükümet kurmayı başaramazsa parlamento feshedilecek ve yeni seçim süreci başlayacak.

İsrail’de seçmenler başbakanı doğrudan belirlemiyor; başbakanlık, parlamento seçiminin ardından yürütülen hükümet kurma süreciyle şekilleniyor. Ayrıca partilerin parlamentoya girebilmesi için ülke genelindeki oyların en az yüzde 3,25’ini alması gerekiyor. Küçük partilerin bu seçim barajını geçip geçememesi, sandalye dağılımını ve kurulabilecek koalisyonların hesabını değiştirebilir.

Arap partileri muhalefetin çoğunluk hesabında belirleyici olabilir

Arap partilerinin önceki parlamentoda toplam 10 olan sandalye sayısının yeni dönemde 17’ye yükselmesi bekleniyor. Sonuçlar bu şekilde kesinleşirse, bu partiler Netanyahu karşıtı muhalefetin hükümet kurup kuramayacağını belirleyen aktörler arasına girecek. Eisenkot’un öncülüğündeki blok, Arap partilerinin desteğini alması halinde 61 sandalye eşiğini aşabilir.

Ancak muhalefet içindeki birçok parti, seçim kampanyası sırasında Arap partileriyle koalisyon kurmayacağını duyurdu. Eski Savunma Bakanı Avigdor Lieberman’ın liderliğindeki Yisrael Beiteinu, böyle bir ortaklığa karşı çıkıyor. Buna karşılık Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, Arap partilerinin hükümete katılmasına destek veriyor.

İslamcı Ra’am partisinin lideri Mansur Abbas da muhalefetle birlikte çalışmaya açık olduğunu ifade ediyor. Abbas’ın partisi, 2021-2022 döneminde Naftali Bennett ile Yair Lapid’in öncülük ettiği koalisyona katılmış ve İsrail tarihinde hükümet ortağı olan ilk bağımsız Arap partisi olmuştu.

Bu kez benzer bir işbirliğinin kurulması daha güç görünüyor. 7 Ekim saldırılarının ve ardından Gazze’de yaşanan savaşın İsrail toplumundaki Yahudi-Arap ilişkilerini daha da gerginleştirmesi, olası ortaklığın önündeki siyasi engellerden biri. Eisenkot, Arap partileriyle işbirliğine tümüyle kapıyı kapatmasa da İsrail’in Yahudi devleti olarak tanınması ve Hamas’ın aşırılıkçı bir örgüt kabul edilmesi gibi koşullar öne sürüyor.

Muhalefetin değerlendirebileceği bir başka seçenek, Arap partilerini kabineye almadan azınlık hükümeti kurmak. Bu modelde Arap milletvekilleri hükümette görev üstlenmeyecek; ancak hükümetin kurulmasına ve önemli oylamalarda ayakta kalmasına dışarıdan destek verebilecek. İsrail Demokrasi Enstitüsü Başkanı Yohanan Plesner, bu seçeneğin hem matematiksel hem siyasi açıdan mümkün hale geldiğini, buna karşın toplumun böyle bir koalisyona henüz hazır olmadığını düşündüğünü belirtiyor.

Netanyahu birlik hükümeti çağrısı yaptı

Seçim sonrasındaki ikinci seçenek, kampanya döneminde sert biçimde karşı karşıya gelen siyasi rakiplerin geniş tabanlı bir birlik hükümetinde uzlaşması. Netanyahu’nun Likud’u ile Eisenkot’un Yashar partisi ve diğer merkez sağ oluşumların parlamentoda kayda değer bir ağırlık kazanması bekleniyor. Bu dağılım, bazı ideolojik ortaklıkları bulunan ancak Netanyahu’nun siyasi geleceği konusunda ayrışan partiler arasında koalisyon ihtimalini gündeme taşıyor.

Netanyahu, seçim gecesi rakiplerine Arap partileriyle ortaklık kurmamaları ve kendi liderliğinde milliyetçi bir sağ hükümete katılmaları yönünde çağrı yaptı. Ancak muhalefet partileri kampanyalarını büyük ölçüde Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma sözü üzerine kurdu. Bu nedenle Netanyahu’nun başbakanlığını sürdürdüğü bir hükümete katılmaları, seçmenleri açısından önemli bir siyasi geri adım olarak değerlendirilebilir.

Birlik hükümeti müzakerelerinde Netanyahu’nun mevcut ortaklarından bazılarından vazgeçmesi de gündeme gelebilir. Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’in liderliğindeki aşırı sağcı partiler ile ultra-Ortodoks erkeklerin askerlikten muaf tutulmasında ısrar eden dini partiler, uzlaşmanın önündeki engeller arasında bulunuyor.

Tarafların değerlendirebileceği formüllerden biri de dönüşümlü başbakanlık. Böyle bir anlaşmada Netanyahu ile Eisenkot’un belirli dönemlerde başbakanlık görevini üstlenmesi mümkün olabilir. İsrail’de 2020’de Netanyahu ile Benny Gantz arasında benzer bir dönüşümlü başbakanlık anlaşması yapılmış, ancak ortaklık uzun sürmemişti. Bugün gündeme gelebilecek bir düzenlemede de göreve ilk kimin başlayacağı temel anlaşmazlıklardan biri olabilir.

Partilerin uzlaşamaması yeni seçim ihtimalini artırıyor

Siyasi aktörlerin birbirleriyle işbirliğine mesafeli durması, İsrail’in yeniden sandığa gitmesi olasılığını güçlendiriyor. Ülke, Nisan 2019 ile Kasım 2022 arasındaki siyasi tıkanıklık döneminde beş genel seçim yapmıştı. Netanyahu 2021’de iktidarı kaybetmiş, Kasım 2022 seçimlerinin ardından yeniden başbakanlık görevine dönmüştü.

Eisenkot, seçim gecesi yaptığı konuşmada, katılımın yüksek olduğu bir seçimin ardından yeniden sandık başına gidilmesini hata olarak nitelendirdi. Buna karşın uzmanlar, siyasi kamplar arasındaki derin ayrılıkların hükümet kurulmasını engelleyebileceği görüşünde. Plesner, yeni seçim olasılığının özellikle Netanyahu’nun işine yarayabileceğini belirtiyor. Hükümet kurma girişimleri sonuçsuz kalsa bile Netanyahu, yeni hükümet göreve başlayana kadar başbakanlık görevini sürdürebilir.

Netanyahu yeni hükümet kurulana kadar görevde kalabilir

Netanyahu’nun liderliğindeki bloğun çoğunluğu kaybetmesi, başbakanın görevinden kendiliğinden ayrılacağı anlamına gelmiyor. Mevcut hükümet, yerine yeni bir hükümet kuruluncaya kadar görevini sürdürecek. Dolayısıyla koalisyon görüşmeleri devam ederken de Netanyahu başbakan olarak kalacak.

Financial Times'ın aktardığına göre, bazı muhalefet temsilcileri ve sivil toplum aktivistleri Netanyahu ile müttefiklerinin iktidarı kaybetmeleri halinde siyasi sonuçları kabul etmeyebileceğinden endişe ediyor. Bu kaygılar, 2020’de yaşanan bir krizi de hatırlatıyor: O dönemde Likud üyesi olan Meclis Başkanı, görevinden ayrılmayı başlangıçta reddetmiş ve Yüksek Mahkeme’nin kararına uymayabileceği tehdidinde bulunmuştu.

Koalisyonun bileşimi bölgesel politikaları da etkileyecek

İsrail’de hükümet kurma sürecinin sonucu yalnızca ülke içindeki siyasi dengeler açısından önem taşımıyor. Yeni hükümetin kimlerden oluşacağı; Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik politikaların yanı sıra İsrail’in uluslararası ilişkilerinin seyrini de etkileyebilir. Netanyahu, İran’ın İsrail açısından varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu savunmuş ve yeniden askeri harekât düzenlenebileceği mesajını vermişti.

Bu nedenle seçim sonuçlarının kesinleşmesinden sonraki mücadele, yalnızca sandalye sayılarına değil, partilerin birlikte hareket etmeye ne ölçüde razı olacağına da bağlı olacak. Netanyahu’nun bloğunun 54 sandalye kazanması bekleniyor; ancak bu durum tek başına yeniden hükümet kurmasını garanti etmiyor. Eisenkot’un muhalefeti bir araya getirmesi de Arap partilerinin desteği olmadan çoğunluk sağlamasına yetmeyebilir. Herzog’un hükümet kurma görevini hangi siyasetçiye vereceği, seçim sonrasındaki ilk kritik eşik olacak.

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...