Haberin öne çıkan noktaları
- İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın İsrail’e yönelik yaptırım kararını açıklamadan önce ABD Başkanı Donald Trump’la görüştüğü ve Trump’ın karara itiraz etmediği öne sürüldü. Beyaz Saray’ın tutumu, Netanyahu hükümetinin Batı Şeria politikalarına yönelik rahatsızlığın işareti olarak değerlendirildi.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham’ın, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimlerine yönelik yaptırım kararını duyurmadan önce ABD Başkanı Donald Trump’la görüştüğü belirtildi. Görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi sahibi iki kaynak, Trump’ın İngiltere’nin adımına karşı çıkmadığını ve Burnham’dan bu karardan vazgeçmesini istemediğini aktardı.
Trump yönetimi kararı engellemedi
ABD yönetiminin İngiltere’nin yaptırım kararını önlemeye yönelik bir girişimde bulunmadığı, ABD’li yetkililer ve Batılı diplomatlar tarafından da dile getirildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Florida eyaletinin Miami kentinde Kolombiya’ya gitmeden önce gazetecilerin sorularını yanıtlarken İngiltere’nin kararını kınamaktan kaçınması da bu tutumun göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.
Beyaz Saray’ın yaklaşımı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’ya ilişkin politikalarından duyulan rahatsızlığın işareti şeklinde yorumlandı. ABD’li yetkililerin yaptırım paketine doğrudan destek vermemekle birlikte, Netanyahu hükümetinin politikaları konusunda taşıdıkları endişeleri İngiliz muhataplarıyla paylaştıkları belirtildi.
ABD’li yetkililer arasında açıklama ayrılığı
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise BBC’ye verdiği röportajda İngiltere’nin yaptırım kararını eleştirdi. Huckabee, bu adımın “mantık dışı ve Yahudi halkına karşı ayrımcılık” olduğunu savundu.
Huckabee, “İngiltere samimiyse Kuzey Kore, Çin ve Rusya’ya yönelik yaptırımlar nerede?” ifadelerini kullandı. Bunun üzerine üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, büyükelçinin açıklamalarının ABD yönetiminin resmî tutumunu yansıtmadığını belirtti. Yetkili, “Büyükelçi Huckabee’nin ifadeleri Beyaz Saray veya Dışişleri Bakanlığı ile koordine edilmemiştir.” diyerek söz konusu açıklamalardan uzak durulduğunu bildirdi.
Yaptırımların hedefinde E1 yerleşim planı var
Batılı ülkelerin yaptırım hamlesinin, Netanyahu hükümetinin işgal altındaki Batı Şeria’nın kritik bölgelerinden E1’de yeni bir yasa dışı yerleşim kurma planına karşı misilleme niteliği taşıdığı ifade edildi. E1 projesi, işgal altındaki Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasındaki fiziki bağlantıyı kopararak ileride kurulması öngörülen Filistin Devleti’nin toprak bütünlüğünü imkânsız hâle getirme riski taşıyor.
ABD’de hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat yönetimler, E1 bölgesindeki yerleşim planına geçmişten bu yana karşı çıkıyordu. Buna rağmen Netanyahu, Batı Şeria’yı fiilen ikiye böleceği belirtilen E1 Projesi’ni Trump’ın başkanlığı döneminde, Eylül 2025’te onayladı.
12 ülke yasa dışı yerleşim ürünlerine karşı ortak adım atacak
İngiltere’nin yanı sıra Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç’in dışişleri bakanları da İsrail’in E1 projesine karşı olduklarını açıkladı. Söz konusu ülkeler, yasa dışı yerleşimlerden elde edilen ürünlerin ticaretini yasaklamaya yönelik ortak bir adım atacaklarını duyurdu.
İsrail ise ticari yaptırım kararlarına karşılık olarak İngiltere’nin işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistin nezdinde faaliyet gösteren konsolosluğunu kapatma kararı aldığını açıkladı.
İsrail’den İngiltere’ye karşı ek yaptırımlar
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, konsolosluğun kapatılmasının yanı sıra İngiliz temsilcilerin, Gazze’de ateşkesin uygulanmasını denetlemek amacıyla Kiryat Gat’ta kurulan Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nden çıkarılacağını söyledi.
Saar ayrıca, İngiltere’nin işgal altındaki Batı Şeria’da Filistin yönetimine bağlı güçlere eğitim verilmesine yönelik faaliyetlerinin de durdurulacağını açıkladı. İsrail Dışişleri Bakanı, çoğunluğu milletvekili olan 12 İngiliz vatandaşının, “İsrail karşıtı faaliyetlere karıştıkları” gerekçesiyle ülkeye girişinin yasaklanacağını da duyurdu.



Yorumlar 0