İstanbul ve Marmara Denizi çevresinde bugün peş peşe meydana gelen küçük ölçekli depremler, kentte yaşayan vatandaşları tedirgin etti. AFAD’ın verilerine göre Marmara Denizi’nde Adalar açıklarında saat 15.05’te 1,5, saat 16.08’de 2,2 büyüklüğünde sarsıntılar kaydedildi. Aynı saatlerde bölgede farklı büyüklüklerde başka depremler de meydana gelirken, hareketlilik yaklaşık iki saat boyunca sürdü. AFAD kayıtlarında Marmara Denizi’nde Çınarcık açıklarında da 2,6 büyüklüğünde bir deprem yer aldı.

Gözler yeniden Marmara’ya çevrildi

Küçük depremlerin ardından sosyal medyada “Büyük İstanbul depreminin habercisi mi?” sorusu gündeme gelirken, uzmanlar tek başına bu tür sarsıntıların büyük bir depremin hemen gerçekleşeceği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Ancak İstanbul’un deprem tehlikesinin ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.

Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, uzun süredir Marmara Denizi’ndeki fay sistemine ilişkin uyarılarını sürdürüyor. Görür, Marmara’daki fayların stres biriktirdiğini ve İstanbul için beklenen büyük depremin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Temmuz ayında yaptığı değerlendirmede de bölgedeki hareketliliğin Marmara’nın gerildiğini gösterdiğini ifade etmişti.

Görür’ün son dönemde özellikle vurguladığı noktalardan biri ise depremin zamanını kesin olarak tahmin etmeye çalışmak yerine kenti depreme hazırlamak. Mayıs ayında yaptığı açıklamada İstanbul için 30 yıllık büyük deprem riskinin yeni çalışmalarla yüzde 48 seviyesine revize edildiğini aktaran Görür, tehlikenin ortadan kalkmadığının altını çizdi.

Uzmanların önerisi: Beklemek yerine hazırlanmak

Deprem uzmanlarının ortaklaştığı temel konu, İstanbul’un olası büyük bir deprem öncesinde dirençli hale getirilmesi. Bunun başında riskli yapıların tespit edilmesi, gerekli binaların güçlendirilmesi veya yenilenmesi geliyor.

Bunun yanında vatandaşların evlerindeki dolap, raf ve ağır eşyaları sabitlemesi; acil durum çantası hazırlaması; aile bireyleriyle deprem sırasında buluşma ve iletişim planı oluşturması önem taşıyor. Deprem sırasında ise panik yapmadan “çök-kapan-tutun” hareketinin uygulanması ve sarsıntı geçene kadar güvenli yerde kalınması gerekiyor.

Bugünkü küçük sarsıntılar İstanbul’un deprem gerçeğini yeniden hatırlatırken, uzmanların mesajı değişmiyor: Depremi önlemek mümkün değil; ancak doğru hazırlıklarla can kaybını azaltmak mümkün.

İstanbul ve Marmara çevresinde art arda meydana gelen küçük ve orta büyüklükteki depremler, kentte yaşayan vatandaşlarda endişeye neden oldu. Kısa aralıklarla gerçekleşen sarsıntıların ardından gözler bir kez daha Marmara’da uzun süredir beklenen büyük depreme çevrildi.

Marmara’da yaşanan her deprem, “Büyük İstanbul depremi yaklaşıyor mu?” sorusunu yeniden gündeme getirirken uzmanlar, tek başına küçük depremlerin büyük bir depremin kesin habercisi olarak yorumlanamayacağına dikkat çekiyor. Ancak bu durum İstanbul’un taşıdığı deprem riskini de ortadan kaldırmıyor.

Naci Görür yıllardır uyarıyor

Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Marmara’daki fay sisteminin uzun süredir gerilim biriktirdiğine dikkat çeken uzmanların başında geliyor. Görür, son yıllardaki açıklamalarında depremin tarihini kesin olarak söylemenin mümkün olmadığını, ancak İstanbul’da büyük bir deprem olma ihtimalinin ciddi biçimde dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Haziran 2026’da yaptığı değerlendirmede de İstanbul’da depremin yakın bir tarihte meydana gelme olasılığının bulunduğunu ifade etmişti.

Görür, Temmuz ayında Marmara Bölgesi’ndeki tektonik hareketliliğe ilişkin değerlendirmesinde ise bölgenin gerildiğini vurgulamış ve beklenen büyük depremin Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzey kolunda gerçekleşmesini beklediklerini söylemişti.

Uzman ayrıca çözümün yalnızca depremin ne zaman olacağını tartışmak olmadığını belirtiyor. Görür’e göre asıl mesele, İstanbul’u deprem öncesinde dirençli bir kent haline getirmek.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...