Haberin öne çıkan noktaları
- İstanbul’da 14 Ekim’deki sel felaketinin benzerinin yaşanıp yaşanmayacağını yağışın kısa sürede hangi bölgede yoğunlaşacağı ve altyapının suyu tahliye etme kapasitesi belirleyecek. Uzman, riskli alanlara ilişkin uyarılarını paylaşırken Marmara’daki rüzgârı ve kasım ayı beklentisini de değerlendirdi.
Yağışlı sistemin salı günü Marmara’dan Ege ve Akdeniz’e uzanan geniş bir alanda etkili olması, İstanbul’da ise kısa süreli kuvvetli sağanakların su baskını ve ulaşım sorunlarına yol açabilmesi bekleniyor. Dr. Öğr. Üyesi Güven Özdemir, 14 Ekim’de yaşanan sel felaketinin benzerinin tekrarlanma ihtimalinin tamamen göz ardı edilemeyeceğini, ancak aynı büyüklükte bir afetin yeniden yaşanacağını söylemek için yeterli veri olmadığını belirtti.
Özdemir’e göre riskin seviyesini toplam yağış miktarından çok, yağışın kısa sürede hangi noktaya ve ne şiddette düşeceği belirleyecek. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 26 Ekim tarihli resmî uyarısında İstanbul geneli için kesin bir yağış miktarı açıklanmadığına dikkat çeken Özdemir, kentte metrekareye 50, 70 ya da 100 kilogram yağış düşeceğini kesin tahmin gibi duyurmanın doğru olmayacağını kaydetti.
Uzmandan riskli bölgeler ve alınması gereken önlemler
Aynı gün için yayımlanan uyarılarda İzmir ile Aydın’ın bazı kesimlerinde metrekareye 21-50 kilogram, Aydın’ın batısı ve Muğla’da 51-100 kilogram, Antalya’nın batısında ise 30-75 kilogram yağış öngörülüyor. Özdemir, bu miktarların İstanbul’a değil, Ege ve Akdeniz bölgelerine yönelik tahminler olduğunu vurguladı.
Uzman, sağanağın özellikle sabah ve akşam ulaşım saatlerinde kuvvetlenmesi hâlinde ana yollarda, alt geçitlerde ve drenaj kapasitesi yetersiz noktalarda su birikmesi yaşanabileceğini; bunun da ulaşımı aksatabileceğini ifade etti. Avrupa Yakası’nda Arnavutköy, Başakşehir, Esenyurt, Büyükçekmece ve Küçükçekmece ile dere havzalarına yakın yerleşimler dikkatle izlenmesi gereken noktalar arasında yer alıyor. Anadolu Yakası’nda ise Pendik, Kartal, Tuzla, Maltepe ve Şile’de kuvvetli sağanağa karşı tedbirli olunması gerekiyor.
Risk yalnızca ilçe sınırlarıyla sınırlı değil. Kent genelindeki alt geçitler, bodrum katlar, eğimli yollarda suyun birikebildiği noktalar, kapatılmış dere güzergâhları ve yağmur suyunu tahliye etmekte yetersiz kalan alanlar da yakından takip edilmeli. Özdemir, sıraladığı ilçelerin kesin olarak sel yaşanacak yerler şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini; yerel yağışın şiddeti ve altyapı koşulları nedeniyle bu bölgelerde önlemlerin artırılmasının önem taşıdığını söyledi.
İstanbul’da kısa süreli ve yoğun yağışların afete dönüşmesinde meteorolojik koşulların yanı sıra kentleşme biçimi, geçirimsiz yüzeylerin çoğalması, yağmur suyu hatlarının kapasitesi ve dere yataklarının durumu da etkili. Özdemir, yağışın süresinden çok kısa zaman dilimlerinde ne kadar yoğunlaştığının belirleyici olduğunu; aralıklı sağanakların bazı bölgelerde aniden kuvvetlenmesi durumunda yetersiz drenaj ve tıkanan mazgallar nedeniyle yerel su baskınları görülebileceğini belirtti.
Özdemir’in özellikle yakından izlenmesi gerektiğini belirttiği diğer ilçeler arasında Fatih, Güngören, Bağcılar, Gaziosmanpaşa ve Beyoğlu bulunuyor. Dere yatakları, vadi tabanları, alt geçitler ve düşük kotlu mahalleler de riskli alanlar arasında sıralanıyor. 14 Ekim’deki afetin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı konusunda altyapının suyu tahliye edebilme kapasitesinin önemli olacağını kaydeden Özdemir, İSKİ, belediyeler ve ilgili kurumların yağış başlamadan mazgal temizliği ve saha kontrollerini tamamlaması gerektiğini dile getirdi.
Vatandaşlara da uyarıda bulunan Özdemir, mümkün olduğunda toplu taşımanın tercih edilmesini, suyla kaplanmış alt geçitlere girilmemesini ve araçların su baskını ihtimali bulunan noktalara bırakılmamasını istedi. Karada çatı kaplamalarının, tentelerin, tabelaların ve balkonlardaki sabitlenmemiş eşyaların kontrol edilmesi; araçların ağaç altlarına park edilmemesi ve yağış sırasında su basan alt geçitlerden uzak durulması gerektiğini de belirtti. Yağışla rüzgârın aynı saatlerde şiddetlenmesinin ulaşım ve kent altyapısı üzerindeki baskıyı artırabileceği uyarısını yaptı.
Ege ve Akdeniz’de kuvvetli yağış, Marmara’da rüzgâr bekleniyor
Özdemir’in değerlendirmesine göre yağışlı hava salı günü Marmara’dan Ege ve Akdeniz’e doğru yayılacak. Çarşamba günü Muğla ve Antalya çevresinde kuvvetli yağış ihtimali devam ederken, perşembe gününden itibaren yağışların yurt geneline ulaşması bekleniyor. En yüksek yağış şiddeti riski Güney Ege ve Batı Akdeniz kıyılarında öne çıkıyor; Muğla ile Aydın’ın bazı kesimlerinde çok kuvvetli, yer yer şiddetli yağış görülebilir.
İstanbul gibi yoğun yapılaşmış kentlerde toplam yağış miktarı daha düşük olsa bile kısa süreli kuvvetli sağanaklar su baskınına neden olabilir. Akarsu havzaları, dağlık bölgeler ve eğimli yamaçlarda taşkın ve heyelan riskine karşı dikkatli olunması gerekiyor; riskin yalnızca büyükşehir merkezleriyle sınırlı kalmayabileceği belirtiliyor.
Yağışa eşlik etmesi beklenen rüzgâr için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün deniz tahminlerinde Marmara’da kuzey ve kuzeydoğu yönlerden 5-7 kuvvetinde, saatte 29-61 kilometre hızla rüzgâr öngörülüyor. Rüzgârın öğleden sonra 3-5 kuvvetine gerilemesi, dalga yüksekliğinin ise 1,5-2,5 metreye ulaşması bekleniyor.
Deniz ulaşımında gecikme ve sefer iptalleri yaşanabileceğini belirten Özdemir, tüm vapur seferlerinin iptal olacağı anlamına gelmediğini, yolcuların resmî duyuruları takip etmesi gerektiğini söyledi. Rüzgâr ve yağışın aynı zaman diliminde kuvvet kazanması hâlinde ulaşım ile kent altyapısının daha fazla zorlanabileceğini yineledi.
Kasım ayında yağışlı ve ılık dönemler birbirini izleyebilir
Kasım 2026’ya ilişkin öngörüsünü paylaşan Özdemir, en makul senaryonun yağışlı hava sistemleriyle daha sakin ve ılık dönemlerin sırayla etkili olması olduğunu belirtti. Doğu’daki yüksek kesimlerde kar ihtimalinin artabileceğini, batı bölgelerinde ise zaman zaman kuvvetli sağanakların görülebileceğini ifade etti.
Ayın ikinci yarısında soğuk hava ve kar ihtimalinin daha sağlıklı değerlendirilebilmesi için kasımın ilk 10-15 gününde oluşacak atmosfer koşullarının izlenmesi gerektiğini kaydeden Özdemir, özellikle üst seviyelerdeki soğuk hava hareketleri ve basınç dağılımının belirleyici olacağını söyledi.



Yorumlar 0