Haberin öne çıkan noktaları
- Ambrey verilerine göre Mayıs-Ekim 2026 döneminde Karadeniz ve Azak Denizi'nde saldırılardan etkilenen gemi sayısı 317'ye ulaştı; bu, önceki altı aylık dönemin dört katından fazla. Saldırıların Romanya ve Bulgaristan kıyılarına yaklaşması, NATO güvenliği ve Türkiye'nin deniz ticareti üzerindeki endişeleri artırdı.
Rusya-Ukrayna savaşının Karadeniz'e yansıyan güvenlik sorunları, ticari deniz taşımacılığını, tahıl ve enerji sevkiyatını etkiliyor. İnsansız hava ve deniz araçlarıyla gerçekleştirilen saldırılar, Ukrayna ve Rusya limanlarının çevresiyle sınırlı kalmayarak NATO üyesi Romanya ve Bulgaristan'ın kıyılarına yakın alanlara da yayıldı. Çatışma alanının genişlemesi, ittifakın doğu kanadında yeni bir güvenlik ve gerilim başlığı oluştururken Türkiye'nin de yer aldığı bölgesel deniz trafiğini tehdit ediyor.
Deniz güvenliği alanında çalışan Ambrey'in verilerine göre, Mayıs-Ekim 2026 arasında Karadeniz ve Azak Denizi'nde toplam 317 gemi saldırılardan etkilendi. Bu sayı, bir önceki altı aylık dönemde kaydedilen düzeyin dört katından fazla. Artan saldırılar denizcilik faaliyetlerinin yanı sıra tahıl ihracatı, enerji taşımacılığı ve bölge ülkelerinin güvenliği üzerinde de doğrudan sonuçlar doğuruyor.
Saldırılar Romanya ve Bulgaristan kıyılarına yaklaştı
Ekim ayında Karadeniz'in batısında yaşanan olaylar, saldırıların ulaştığı alanı ortaya koydu. 5-28 Ekim tarihleri arasında en az dokuz yük gemisi ve tanker saldırıya uğradı; bazıları hasar gördü, bazıları ise battı. Olayların bir bölümü Romanya'nın kara sularında, diğerleri Romanya ve Bulgaristan'ın münhasır ekonomik bölgelerinde meydana geldi.
Bulgaristan açıklarında insansız deniz araçlarının hedef aldığı bir konteyner gemisindeki 18 mürettebat tahliye edildi. Diğer saldırılarda ise can kayıpları yaşandı ve bazı kişiler kayboldu. Ticari gemilerin limanlara yaklaşırken hedef alınması, Karadeniz'in batısında daha önce görece güvenli kabul edilen deniz yollarına ilişkin kaygıları artırdı.
Saldırıların kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor. Bazı güvenlik uzmanları, Rusya'nın Ukrayna'yla bağlantılı ticareti hedef aldığı görüşünü dile getiriyor. Rusya ise komşu NATO ülkelerine saldırdığı yönündeki suçlamaları kabul etmiyor. Romanya ve Bulgaristan'daki yetkililer de bazı olaylarda saldırıyı gerçekleştiren tarafın kesin biçimde belirlenemediğini bildirdi.
NATO'nun gözetleme ve savunma kapasitesi gündemde
Romanya ve Bulgaristan çevresinde yaşanan saldırılar, NATO'nun Karadeniz'deki hava ve deniz savunma imkânlarına yönelik tartışmaları yeniden öne çıkardı. İnsansız deniz araçlarının ticari gemilere, enerji tesislerine ve liman altyapısına yaklaşabilmesi, mevcut gözetleme sistemlerinin ve olası müdahale kapasitesinin yeterliliği konusunda soru işaretleri yarattı.
Romanya açıklarında yer alan Neptun Deep doğal gaz projesinin yakınlarında daha önce insansız deniz araçlarının tespit edilmesi, enerji altyapısına yönelik riskleri de gündeme taşıdı. Liman tesisleri, deniz altındaki enerji yatırımları ve ticari sevkiyat güzergâhları bölgede birbirine yakın konumda bulunuyor. Bu yakınlık, olası bir saldırının etkisinin tek bir gemiyle sınırlı kalmayıp daha geniş çaplı ekonomik faaliyetlere ulaşabileceği anlamına geliyor.
NATO, doğu kanadındaki savunma tedbirlerini güçlendirmeyi ve insansız araçlara karşı gözetleme kapasitesini artırmayı gündemine aldı. Bununla birlikte, münhasır ekonomik bölgelerde yaşanan olaylarla bir NATO ülkesinin kara sularında gerçekleşen saldırıların hukuki ve askerî sonuçları aynı değil. Dolayısıyla her saldırının ittifakın ortak savunma mekanizmasını doğrudan devreye sokacağı sonucuna varılamıyor.
Türkiye'nin deniz ticareti de etkilenebilir
Karadeniz'deki güvenlik riski, bölgenin önde gelen denizcilik ülkelerinden Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Türk limanlarının Rusya, Ukrayna, Romanya, Bulgaristan ve Gürcistan'la ticari bağlantıları bulunuyor. İstanbul ve Çanakkale boğazları da Karadeniz'deki uluslararası deniz trafiğinin işleyişinde kritik rol oynuyor.
Saldırılar nedeniyle denizcilik şirketlerinin daha uzun güzergâhlara yönelmesi, sigorta ve navlun maliyetleri üzerindeki baskıyı artırıyor. Tahıl, ham madde ve enerji taşımacılığında ortaya çıkan ek giderler, ithalatçı ve ihracatçı şirketlerin rekabet gücünü olumsuz etkileyebiliyor.
Bu gelişmeler, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasındaki deniz güvenliği iş birliğinin önemini de artırdı. Üç ülke, 28 Ekim'de savunma alanındaki koordinasyonu güçlendirme konusunda uzlaştı. Anlaşma, Karadeniz'in batısında büyüyen tehdide karşı bölgesel önlemlerin artırılması açısından öne çıktı.
Tahıl sevkiyatında maliyet ve arz kaygısı
Saldırıların ekonomik sonuçları özellikle tarım ürünleri ticaretinde belirginleşiyor. Ukrayna'nın deniz yoluyla yaptığı sevkiyatların aksaması, ihracatın Tuna Nehri üzerindeki limanlara ve Romanya üzerinden işleyen alternatif güzergâhlara kaymasına yol açıyor.
Alternatif rotaların taşıma kapasitesi sınırlı. Daha uzun mesafeler, ilave elleçleme işlemleri ve yükselen sigorta giderleri tahıl sevkiyatını pahalılaştırıyor. Rusya ve Ukrayna limanlarından yapılan taşımaların azalması, Karadeniz kaynaklı buğday ve mısıra bağımlı ülkelerde fiyat baskısını artırabilecek bir risk olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'nin de destek verdiği, ticari gemilere yönelik saldırıların durdurulmasını amaçlayan girişimler deniz taşımacılığının güvenli biçimde sürmesini hedefliyor. Ancak taraflar arasında kalıcı bir uzlaşmaya henüz ulaşılamadı. Saldırıların devam etmesi halinde Karadeniz'deki güvenlik sorununun daha geniş bir ticaret ve gıda arzı krizine dönüşebileceği endişesi bulunuyor.


