Haberin öne çıkan noktaları
- Bağdat’taki Karh Merkez Cezaevi’nde bulunan 184 Türkiye vatandaşı IŞİD mensubunun tamamı Ankara’ya getirildi. Aralarında 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının firari sanıklarından Savaş Yıldız’ın da bulunduğu kişilerle ilgili Türkiye’deki adli işlemler sürerken, Ankara yönetimi şimdi Rusafa Cezaevi’nde tutulan yaklaşık 250 Türkiye vatandaşı kadının ülkeye nakli için hazırlık yapıyor.
- Sevki tamamlanan bazı IŞİD mensupları, Türkiye’de yaşayan aileleriyle telefon görüşmesi yaptı. Ailelerine Ankara’ya ulaştıklarını belirten kişilerden biri, “Türkiye’ye getirildim. Şu anda Ankara’dayım” ifadelerini kullandı. Karh Cezaevi’ndeki transferin ilk grubuyla ilgili bilgiler 4 Eylül’de paylaşılmış, sonraki günlerde gerçekleştirilen sevklerle 184 kişilik listenin tamamı Ankara’ya ulaştırılmış oldu. Son durum 7 Eylül 2026 saat 15.38 itibarıyla kayda geçti.
Türkiye’ye getirilen kişiler hakkındaki incelemeler devam ediyor. Hakkında açık soruşturma veya dava bulunan ya da yakalama kararı olanların, adli dosyalarının bulunduğu ilgili illere gönderilmesi bekleniyor. 184 kişilik listede, Türkiye’nin uzun yıllardır yürüttüğü IŞİD soruşturmaları ve davalarında adı geçen kişiler de yer alıyor.
Bu isimlerden biri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı davasının firari sanığı Savaş Yıldız. Firari sanıklar yönünden devam eden davanın bir sonraki duruşması 25 Eylül’de yapılacak. Yıldız’ın bu duruşmada mahkeme huzuruna çıkarılıp çıkarılmayacağı ise henüz netleşmedi.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dava dosyasındaki yazışmalarında da Yıldız’ın adına rastlanıyor. Mahkeme, 6 Mayıs 2026’da Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol-Europol Daire Başkanlığına gönderdiği yazıda, Suriye’den Irak’a sevk edildikleri yönünde bilgi bulunan ve haklarında yakalama emri bulunan firari sanıkların iade sürecinin başlatılabilmesi için adres ya da bulundukları ülke bilgilerinin bildirilmesini istedi. Savaş Yıldız, bilgi talep edilen isimler arasında yer aldı.
İlk yazıya yanıt verilmemesi üzerine mahkeme 7 Temmuz’da aynı kuruma ikinci bir yazı gönderdi. Yıldız’ın adı, bu ikinci yazışmada da bulunuyordu. Dava dosyasında açık ibareli resmi yazışmaların yanı sıra kurumlar arasında yürütülen ve üzerinde “GİZLİ” ibaresi bulunan yazışmalar da yer alıyor.
Karh’tan getirilenler arasında Adıyaman, İstanbul ve Adana’daki IŞİD soruşturmalarında adı geçen kişiler de bulunuyor. Mahmut Gazi Tatar’ın ismi, Mustafa Dokumacı çevresinde oluşan Adıyaman grubuna yönelik soruşturmalarda yer aldı. Tatar, Suruç saldırısının ardından hazırlanan muhtemel canlı bomba listesine dahil edilmiş, bir dönem İçişleri Bakanlığının terörden arananlar listesinde mavi kategoride aranmıştı.
184 kişilik listede İlyas Aydın’ın adı da bulunuyor. IŞİD içinde “Ebu Ubeyde” kod adını kullanan Aydın’ın gerçek kimliği uzun yıllardır biliniyordu. Aydın, 2019’da Haseke’ye bağlı Rimelan ilçesinde tutulduğu cezaevinde bir grup gazeteciyle görüştü. İstanbul IŞİD Ana Davası’nın iddianamesinde ise Aydın’ın örgütün İstanbul yapılanmasında yönetici seviyesinde faaliyet yürüttüğü öne sürüldü.
Listede yer alan bir diğer isim Burak Hazar. Hazar’ın adı, Adana’daki IŞİD yapılanmasına ilişkin soruşturmalarda geçti. Emniyet kayıtlarında “Sanayi Grubu” adıyla anılan çevreden bazı kişilerin 2014’ten itibaren Suriye’ye giderek IŞİD’e katıldığı, Hazar’ın da bu kişiler arasında bulunduğu belirtildi. Karh Cezaevi’ndeki 184 kişinin tamamının Türkiye’ye getirilmesiyle Tatar, Aydın ve Hazar da Ankara’ya ulaşmış oldu.
Suriye’de IŞİD’in kontrolündeki bölgelerin Kürt güçleri tarafından ele geçirilmesi sırasında yakalanan örgüt mensupları, Kuzeydoğu Suriye’deki cezaevlerine götürüldü. Türkiye’den IŞİD’e katılan kişiler de farklı tarihlerde bu cezaevlerine konuldu. IŞİD, Mart 2019’da Bağuz’un düşmesiyle Suriye’de kontrol ettiği son toprak parçasını kaybetti; ancak örgüt mensuplarının Kuzeydoğu Suriye’deki cezaevlerine sevk edilmesi Bağuz operasyonundan yıllar önce başlamıştı.
Cezaevlerinde tutulan Türkiye vatandaşlarının belirlenmesindeki güçlüklerden biri, bazı IŞİD mensuplarının gerçek kimliklerini veya vatandaşlıklarını gizlemesiydi. Bazı Türkiye vatandaşlarının yakalandıktan sonra başka ülkelerin vatandaşı olduklarını beyan ettikleri tespit edildi. Arapça ve Farsçayı iyi konuşan bazı kişilerin kendilerini Suriyeli ya da İranlı olarak tanıttığı, Darice ve Peştuca bilen bazı kişilerin ise Afganistan vatandaşı olduklarını söylediği belirlendi.
Vatandaşlığın gizlenmesi, örgüt mensuplarının kullandığı yöntemlerden biri olarak değerlendirildi. Bu durum, Türkiye’deki soruşturma ve dava dosyalarında adı bulunan kişilerle Kuzeydoğu Suriye cezaevlerinde tutulanların eşleştirilmesini zorlaştırdı.
Türkiye’de yıllardır sürdürülen IŞİD soruşturmalarında örgüte katılan çok sayıda kişinin adı yer aldı. Şüpheli ve sanık listeleri, yakalama kararları, dava dosyaları ile nüfus ve aile kayıtları, cezaevlerindeki kişilerin kimliklerini belirleme çalışmalarında kullanıldı. Türkiye’de düzenlenen IŞİD saldırılarının firari sanıklarının isimleri de bu incelemelerde dikkate alındı.
Farklı veya eksik kimlik bilgileriyle kayıtlı bazı kişilerin gerçek kimliklerinin doğrulanması için ailelerden de yararlanıldı. Yakınları daha sonra Irak’a sevk edilen beş aileyle yüz yüze görüşmeler yapıldı. Bu ailelerin tamamı, Aralık 2023 ile Ocak 2024 arasında ilgili kurumların kendilerinden DNA örneği aldığını anlattı. Örneklerden hazırlanan DNA profilleri Emniyet kayıtlarına işlendi.
Kuzeydoğu Suriye’de tutulan binlerce IŞİD mensubunun Irak’a nakli Ocak 2026’da başladı. 23 gün içinde 5 bin 700’den fazla yetişkin erkek IŞİD tutuklusu Irak’a gönderildi. Sevk öncesinde Türkiye vatandaşı olduğu değerlendirilen kişilerin kimlikleri yeniden incelendi.
Bağımsız denetçilerin de katıldığı çalışmada, tutuklulardan alınan DNA profilleri Türkiye’de ailelerden daha önce alınmış ve Emniyet kayıtlarına geçirilmiş profillerle karşılaştırıldı. Kimlik tespitinde kişilerin beyanları, cezaevi kayıtları, Türkiye’deki adli kayıtlar, nüfus ve aile bilgileri ile DNA eşleşmeleri birlikte değerlendirildi.
Bu incelemelerin ardından hazırlanan nihai Irak listesinde 184 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yer aldı. Listenin Türkiye’deki IŞİD dosyalarıyla karşılaştırılması sırasında, 10 yılı aşkın süredir firari olan Savaş Yıldız’ın da listede bulunduğu belirlendi.
Karh Cezaevi’ndeki sevkin tamamlanmasının ardından gözler Bağdat’taki Rusafa Cezaevi’nde tutulan kadınlara çevrildi. Edinilen bilgilere göre Rusafa’da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu tespit edilen yaklaşık 250 kadın bulunuyor. Bu kadınların büyük bölümü 2017’den bu yana Irak’ta tutuluyor. Aralarında Irak mahkemeleri tarafından idam, müebbet hapis ve uzun süreli hapis cezalarına mahkûm edilenler de var.
Kadınların Türkiye’ye getirilmesine yönelik hazırlıklar Eylül 2025’te başladı. Adalet ve güvenlik birimlerinden oluşan Türk heyeti Bağdat’a giderek kadınlarla tek tek görüştü. Bu görüşmeler kapsamında alınan parmak izleri ve fotoğraflar, Türkiye’deki nüfus kayıtları ile Irak’taki cezaevi kayıtlarıyla karşılaştırıldı.
Çalışmaya, anneleriyle birlikte cezaevinde kalan çocuklar da dahil edildi. Çocuklardan DNA örnekleri alınarak anneleriyle soy bağları ve babalarının vatandaşlıkları incelendi. Yapılan değerlendirmelerde çocukların babalarının 14 farklı ülkenin vatandaşı olduğu belirlendi. Irak’ta doğan çocukların doğum, nüfus ve vatandaşlık kayıtları da ayrıca incelendi.
Türkiye vatandaşı kadınların eylül ayı içinde Türkiye’ye getirilmesi planlanıyor. Rusafa Cezaevi’nde anneleriyle birlikte kalan çocukların aynı sevk kapsamında Türkiye’ye götürülüp götürülmeyeceği ise henüz kesinleşmedi.



Yorumlar 0