Haberin öne çıkan noktaları
- Kene popülasyonlarının iklim değişikliğiyle birlikte yayılması, Lyme hastalığına karşı koruyucu yöntem arayışını hızlandırdı. Pfizer ve Valneva’nın geliştirdiği PF-07307405 adlı aşı adayı, insanlarda yürütülen çalışmalar bakımından en ileri aşamadaki seçenek olarak öne çıkıyor.
Kene ısırıklarıyla bulaşan Lyme hastalığı vakalarındaki artış, bilim dünyasını enfeksiyonu ortaya çıkmadan önlemeye yönelik yeni yöntemler geliştirmeye yöneltiyor. İnsanlarda kullanılmak üzere lisanslı bir Lyme aşısı henüz bulunmasa da araştırmacılar, hem aşı hem de farklı koruyucu stratejiler üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.
Lyme hastalığı, keneler aracılığıyla bulaşan bakteriyel bir enfeksiyon. Hastalık, oval veya dairesel biçimde görülebilen cilt döküntüsünün yanı sıra üşüme, vücut ağrısı ve gribe benzeyen başka belirtilere de neden olabiliyor. Enfeksiyon kısa sürede tedavi edilmediğinde ise sonraki aylarda ya da yıllarda uzun süreli yorgunluk, vücut ağrıları ve sinir hasarı gibi yaşam kalitesini düşürebilecek sorunlar ortaya çıkabiliyor.
Hastalığı geçiren bazı kişiler, enfeksiyonun belirtilerini uzun süre hatırlıyor. Kene ısırığının fark edilmediği bir vakada yaşanan grip benzeri üşüme nöbetleri, vücut ağrıları ve kolda ilerleyen döküntüler, bir aylık yoğun antibiyotik tedavisiyle ortadan kaldırılabildi. Ancak Lyme hastalığına yakalanan herkesin aynı ölçüde hızlı ve sorunsuz iyileşemediği vurgulanıyor.
ABD’de her yıl yaklaşık 476 bin kişiye Lyme hastalığı teşhisi konulduğu tahmin ediliyor. Ormanlık alanların ve geyik popülasyonlarının genişlemesi, iklim değişikliğinin daha ılıman kışlara yol açmasıyla birleşince kene sayısı hem ABD’de hem de Avrupa’da artıyor. Kene mevsimi birçok bölgede ilkbahar ile sonbahar arasındaki dönemle sınırlı kalırken, değişen iklim koşulları ısırık riskinin daha uzun sürmesine, bazı yerlerde ise yıl boyunca devam etmesine neden oluyor.
Keneler insanlara geçebilen çok sayıda patojen taşıyor. Bu patojenler arasında beyin iltihabına yol açabilen ensefalit etkenleri, anaplazmozis ve babesiyoz da bulunuyor. Bununla birlikte, bazı Borrelia bakterilerinin neden olduğu Lyme hastalığı, Avrupa ve Kuzey Amerika’da kene kaynaklı hastalıklar içinde en yaygın olanı olarak öne çıkıyor.
Aşı araştırmaları ve kene kaynaklı risk
Maryland eyaletindeki Johns Hopkins Lyme ve Kene Kaynaklı Hastalıklar Araştırma ve Eğitim Enstitüsü’nde moleküler mikrobiyoloji ve immünoloji alanında yardımcı doçent olarak görev yapan Thomas Hart, son dönemde sağlık kuruluşlarına daha fazla başvuru yapıldığını ve enfekte olan kişi sayısında belirgin artış görüldüğünü belirtiyor. Hart, “Yeni bir önleyici yöntem bulunması için elverişli bir zamandayız” değerlendirmesinde bulunuyor.
İnsanlarda koruyucu ilaç veya aşı geliştirmek, hayvanlar üzerinde çalışma yapmaya kıyasla daha karmaşık ve maliyetli. İnsan deneylerinde araştırmacıların çok sayıda katılımcıyı çalışmaya dahil etmesi ve bu kişileri günlük hayatlarını sürdürürken izlemesi gerekiyor. Çünkü katılımcıların yalnızca küçük bir bölümünün kene tarafından ısırılması ve kene kaynaklı bir hastalığa yakalanması bekleniyor. Bir aşının ya da ilacın etkili olup olmadığını göstermek için de yeterli sayıda enfeksiyonun gözlemlenmesi gerekiyor.
Hayvan deneylerinde süreç daha kontrollü ilerliyor. Araştırmacılar, enfekte keneleri çoğu zaman doğrudan hayvanların üzerine yerleştiriyor. Bu yöntem, hayvanların belirli bir kene kaynaklı patojenle enfekte olma ihtimalini neredeyse garanti ediyor ve deneylerin sonuçlandırılmasını kolaylaştırıyor.
Ancak aynı yaklaşımın Lyme hastalığı araştırmalarında insanlar üzerinde uygulanması bilim insanlarında etik kaygı yaratıyor. Bunun temel nedenlerinden biri, gönüllülerin kalıcı ve uzun süreli hastalık belirtileri yaşama riskine maruz bırakılmak istenmemesi. Massachusetts’teki Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde immünoloji profesörü olan ve insanlara yönelik kene karşıtı stratejiler geliştirmek için çeşitli şirketlerle çalışan Linden Hu, “Sanırım hiç kimse Lyme için gönüllü olmaz” diyor. Hu, bu durumun kene kaynaklı hastalıklara karşı geliştirilen ürünlerin onay sürecini zorlaştırdığını ifade ediyor.
Günümüzde köpekler ve kediler için çeşitli kene mücadele ürünleri bulunuyor. Labrador cinsi Walter da uzun otların arasında koşup oynarken kene kaynaklı hastalıklardan korunmaya devam ediyor. Lyme hastalığına karşı aşılanan Walter, pire, kene ve sivrisinek ısırıklarıyla bulaşan kalp kurduna karşı koruma sağlamak amacıyla her ay verilen çiğneme tabletini sürülebilir peynirin içinde tüketiyor.
Evcil hayvanlara yönelik kene ürünlerinin önemli bölümü, keneler beslenmeye başladıktan sonra onları öldüren kimyasallara dayanıyor. Bu ürünler doğrudan cilde uygulanan çözümler, etken maddeleri vücuda yayan tasmalar veya tablet biçiminde kullanılan ilaçlar şeklinde sunuluyor.
Tarafların açıklamaları ve olası sonuçlar
İnsanlar için geliştirilen Lyme aşısı konusunda geçmişte de önemli bir adım atılmıştı. ABD’de 1998 yılında LYMErix adlı aşıya onay verildi. 10 binden fazla kişinin katıldığı çalışmada aşı, Lyme hastalığını önlemede yüzde 76 etkinlik gösterdi.
Ancak özellikle artritle bağlantılı yan etki iddiaları ve bu konudaki davalar, aşıya yönelik talebin düşük kalmasına yol açtı. Sağlık yetkilileri 2002’de mevcut verileri yeniden değerlendirdi ve aşının güvenlik riski oluşturduğunu gösteren bir kanıt bulunmadığı sonucuna vardı. Buna rağmen üretici şirket, talebin yetersiz olduğunu belirterek aynı yıl LYMErix’in üretimini durdurdu.
Kene kaynaklı hastalıklar açısından risk altında bulunan kişi sayısının artması, koruyucu çalışmalara yeni yatırımlar yapılmasını teşvik ediyor. Özellikle Lyme hastalığına karşı yeni bir aşı geliştirme çabaları hız kazanırken, bu alandaki en ileri aşamadaki aday Pfizer ile Valneva tarafından geliştirilen PF-07307405 olarak gösteriliyor.
PF-07307405, LYMErix’e ve köpekler için geliştirilen Lyme aşılarına benzer biçimde, hastalığa yol açan Borrelia burgdorferi bakterisinin yüzeyinde bulunan OspA adlı proteinin bir bölümünü hedefliyor. Aşının, bağışıklık sistemini ABD ve Avrupa’da görülen OspA’nın altı yaygın çeşidine karşı antikor üretmeye yönlendirmesi amaçlanıyor.
Enfekte bir kene insanı ısırıp kanla beslenmeye başladığında, bu antikorların bir bölümünü de bünyesine alıyor. Kenenin vücudunda OspA’ya bağlanan antikorlar, bakterinin keneden dışarı çıkmasını engellemeye yardımcı oluyor. Hart bu mekanizmayı anlatırken, “Antikorlarınız, bakteri…” ifadesini kullanıyor.
İklim değişikliğinin kene mevsimini uzatması ve bu canlıların yaşam alanlarını genişletmesi, Lyme hastalığına karşı etkili bir koruyucu yönteme duyulan ihtiyacı artırıyor. Yeni aşı adaylarının yanı sıra farklı önleme stratejilerinin geliştirilmesi, hastalığın hem görülme sıklığını hem de tedavi edilmediğinde ortaya çıkabilen uzun vadeli sonuçları azaltma potansiyeli taşıyor.



Yorumlar 0