KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Anadolu Ajansı ile Rami Kütüphanesi’nin ortaklaşa düzenlediği programda kültür sanat arşivlerinin nasıl oluşturulacağı, görsel hafızanın korunması ve dijital teknolojilerin katkısı konuşuldu. AA Görsel Arşiv Haber Müdürü Esra Hacıoğlu, ajansın arşivinde 15 milyondan fazla fotoğraf bulunduğunu açıkladı.

Kültür ve Medeniyet Vakfının (KÜME) ODAK projesi kapsamında Anadolu Ajansı (AA) ve Rami Kütüphanesi iş birliğiyle düzenlenen «Kültür-Sanatın İzinde: Etkinlikten Hafızaya» programında, kültür sanat alanındaki arşiv çalışmaları farklı yönleriyle değerlendirildi. Programda kayıt oluşturma yöntemlerinin yanı sıra görsel hafızanın korunması ve dijital teknolojilerin arşivcilikte üstlenebileceği rol ele alındı.

İbrahim Lütfi Oruçoğlu’nun koordinatörlüğündeki etkinliğin «Kültür-Sanatın Kaydını Tutmak» başlıklı açık masa oturumunda AA Görsel Arşiv Haber Müdürü Esra Hacıoğlu, Türk Kütüphaneciler Derneği İstanbul Şubesi Başkanı ve IFLA Kataloglama ve ISBD Komiteleri Üyesi Bahar Biçen Aras, Marmara Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sümeyye Akça ile yazar editör Asım Öz görüşlerini paylaştı.

Fotoğraflar arşivde nasıl yeni bir anlam kazanıyor?

Esra Hacıoğlu, fotoğrafın çekildiği anda bir anlatı ve yaşam kazandığını, arşivden yeniden çıkarıldığında ise ikinci kez anlam bulduğunu belirtti. Günümüzde cep telefonlarıyla insanların kendi bakış açılarını yansıtan kişisel albümler oluşturduğunu söyleyen Hacıoğlu, doğa ve çevrenin bu kayıtlarla arşivlendiğini, geçmişe dönüp bakıldığında kişisel bir hafızanın ortaya çıktığını anlattı.

AA’nın görsel arşivinde 15 milyondan fazla fotoğraf bulunduğunu bildiren Hacıoğlu, fotoğrafların bir döneme tanıklık etmenin ötesinde, gerektiğinde adli süreçlerde kanıt olarak da kullanılabildiğine dikkati çekti. Bir etkinlikte foto muhabirlerinin binlerce kare çekebildiğini belirten Hacıoğlu, bu görüntüler arasından hem estetik yönü güçlü hem de yaşanan olayı aktarabilen karelerin seçilerek arşive alındığını kaydetti.

Arşivleme sırasında yalnızca depolama kapasitesiyle ilgili güçlükler yaşanmadığını ifade eden Hacıoğlu, fotoğraflara eşlik etmesi gereken bilgilerin ve anahtar kelimelerin yetersiz olmasının da karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığını söyledi.

Kütüphaneler koleksiyonlarını hangi ölçütlerle oluşturuyor?

Bahar Biçen Aras, kütüphane koleksiyonlarının belirlenmesinde hem kurumun hem de kullanıcıların ihtiyaçlarının dikkate alındığını ifade etti. Kütüphanenin türüne göre bulunduracağı materyallerin değiştiğini belirten Aras, seçim yapılırken kullanıcıların alışkanlıklarının, hizmet sunulan sektörün ve kurumun özelliklerinin değerlendirildiğini anlattı.

Kütüphanelerde binlerce kaynak bulunmasına karşın bunların tamamının koleksiyona alınmasının mümkün olmadığını söyleyen Aras, bütçe ve fiziksel alan sınırlarının seçimleri etkilediğini aktardı. Fakültelerin ders programlarının ve kurumların izlediği stratejilerin de hangi kaynaklara yer verileceği konusunda belirleyici olduğunu kaydetti.

Aras, daha önce görev yaptığı üniversiteye bağışlanan eski bir Diyarbakır fotoğraf albümünün dijital ortama aktarılarak kataloglandığını ve kullanıcıların erişimine açıldığını bildirdi. Nadir eser niteliğindeki albümün bu çalışmaların ardından kitap olarak da yayımlandığını belirtti.

Kültür sanatın bütününü kayda geçirmek neden güç?

Yazar editör Asım Öz, kültür sanat alanındaki kayıtların yalnızca etkinlik duyurularından ibaret kalmaması gerektiğini söyledi. Öz’e göre kayıtların etkinliklerin içeriğini ve eleştirel değerlendirmeleri de kapsaması önem taşıyor.

Kültür sanat alanında bir yılı bütünlüklü şekilde belgelemeyi zor bir hedef olarak nitelendiren Öz, ön yargısız hareket eden bir kişinin bile kültür sanatla ilgili bir yılın çerçevesini çizemeyeceğini dile getirdi. Türkiye’nin tamamını yansıtan bir bakış açısının nasıl kurulabileceği üzerinde düşünmenin daha yaratıcı sonuçlara kapı aralayabileceğini belirten Öz, kültür sanatın bütününü kayıt altına almanın mümkün olmayabileceğinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Öz, bunun nedenini «her şeyin kültürleşmesi» olarak açıkladı.

Etkinliklere ilişkin kayıtların kimi zaman eksik kaldığını, programlarda konuşulan konulara ve yürütülen tartışmalara erişimin yeterince sağlanamadığını da belirten Öz, arşiv çalışmalarının birkaç kurumla sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleşen kültür sanat faaliyetlerinin de kayıt kapsamına alınmasının önemine işaret etti.

Dijital teknolojiler arşivlerde bağlamı nasıl koruyabilir?

Doç. Dr. Sümeyye Akça, kültürel mirası korurken yalnızca eserin kendisine odaklanmanın yeterli olmadığını; eserin anlamının ve ortaya çıktığı koşulların da gözetilmesi gerektiğini ifade etti. Dijital teknolojiler ile yapay zekâ uygulamalarının farklı içerikler arasında ilişki kurarak arşivleme çalışmalarını destekleyebileceğini belirten Akça, bu araçların araştırmacıların bilgiye ulaşmasını kolaylaştırabileceğini, arşiv çalışanlarının iş akışlarına da katkı sunabileceğini söyledi.

Akça, kültürel mirasın korunması kadar taşıdığı anlamın yaşatılmasının da önem kazandığını, bu yaklaşımın 1980 sonrasında uluslararası sözleşmeler çerçevesinde de öne çıktığını kaydetti. Anlamın korunabilmesi için öncelikle bağlamın muhafaza edilmesi gerektiğini vurgulayan Akça, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin çoğunlukla içerikleri tekil veriler olarak ele aldığını; ontolojilerin ise içerikleri bağlamlarıyla ilişkilendirdiğini anlattı.

Bu yaklaşım sayesinde farklı haber sitelerindeki verilerin bir araya getirilebildiğini belirten Akça, dijital arşivlerde bir olaya ait görüntülerin, transkripsiyonların ve farklı biçimlerdeki diğer içeriklerin ortak bir sistemde etiketlenebileceğini ifade etti. Dijital beşeri bilimler, web ontolojileri ve bağlantılı veri uygulamalarının arşivlerde bilgiye ve etiketlemeye ilişkin sorunları azaltmaya yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.