KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Yükselen petrol fiyatları ve ABD tahvil faizleri küresel piyasalar üzerindeki baskıyı artırırken, teknoloji hisselerindeki kayıplar satışları derinleştirdi. Nasdaq yüzde 1,3 gerilerken Hindistan’da yabancı yatırımcıların 1,3 milyar dolarlık hisse satışı dikkat çekti.

Küresel piyasalar, yüksek enerji maliyetleri, ABD tahvil faizlerindeki yükseliş ve teknoloji şirketlerinin finansman ihtiyaçlarına ilişkin endişeler nedeniyle 9 Ekim Cuma gününe temkinli başladı. Wall Street’te özellikle yapay zekâ yatırımlarının hangi kaynaklarla finanse edileceğine yönelik soru işaretleri satış baskısını artırırken, Asya borsalarında Japonya öncülüğünde düşüşler görüldü. Petrol fiyatlarındaki hareketlilik ve yüksek faiz ortamı, yatırımcıların riskli varlıklara yönelme isteğini sınırlamayı sürdürüyor.

Piyasalardaki baskının arka planında yalnızca faiz beklentileri bulunmuyor. Yapay zekâ altyapısına ayrılan büyük bütçelerin şirket bilançolarına etkisi, borçlanma maliyetleri ve yatırımların ne kadar sürede gelir yaratacağı da yatırımcıların kararlarında belirleyici hale geliyor. Bu nedenle teknoloji hisselerindeki geri çekilme, büyüme beklentilerinin yanı sıra söz konusu büyümenin nasıl finanse edileceğine ilişkin belirsizliklerden de besleniyor.

Nasdaq yüzde 1,3 geriledi

ABD borsaları 8 Ekim Perşembe gününü farklı yönlerde tamamladı. Teknoloji şirketlerinin yoğunlukta olduğu Nasdaq Bileşik Endeksi yüzde 1,3 değer kaybederek 27 bin 193,34 puana indi. S&P 500 endeksi de yüzde 0,5 düşüşle günü 7 bin 765,36 puandan kapattı.

Dow Jones Sanayi Endeksi ise diğer iki ana endeksten ayrıştı ve yüzde 0,1 yükselerek 51 bin 231,64 puana ulaştı. Böylece büyük teknoloji şirketlerinin ağırlık taşıdığı endekslerde satışlar belirginleşirken, geleneksel sanayi şirketlerinin yer aldığı Dow Jones sınırlı da olsa yükseliş kaydetti.

Satış dalgasında yarı iletken üreticileri ile yapay zekâ yatırımlarına bağlı şirketler öne çıktı. Çip sektöründeki kayıp yüzde 3,4’e kadar ulaşırken Broadcom hisseleri yüzde 4,4, Oracle hisseleri ise yüzde 5,5 geriledi.

Yapay zekâ yatırımlarının finansmanı sorgulanıyor

Broadcom ve Oracle gibi şirketlerin yüksek tutarlı finansman gereksinimlerine ilişkin gelişmeler, yapay zekâ yatırımlarının şirket bilançolarında yaratabileceği yükü yeniden gündeme taşıdı. Piyasalarda uzun süredir yapay zekâ yatırımlarının sağlayacağı gelir artışı fiyatlanırken, son dönemde yatırımcıların borçlanma maliyetlerine ve harcamaların geri dönüş süresine daha fazla odaklandığı görülüyor.

Yüksek faizler teknoloji şirketlerinin finansman koşullarını zorlaştırırken, büyük ölçekli yapay zekâ altyapı yatırımlarının sürdürülebilirliği konusundaki belirsizlikler de satışları destekliyor. Böylece teknoloji sektöründeki kayıplar, yalnızca faiz oranlarına ilişkin beklentilerdeki değişimle değil, büyümenin finansmanına yönelik kaygılarla da açıklanıyor.

Asya piyasalarında Japonya öncülüğünde kayıplar

Wall Street’teki teknoloji satışları, 9 Ekim sabahında Asya borsalarına da yansıdı. Japonya’nın Nikkei 225 endeksi ilk işlemlerde yüzde 0,8’e yakın değer kaybederken, çip üreticileri ve teknoloji hisselerindeki düşüşler endeks üzerinde etkili oldu.

Japonya’da yarı iletken üretimiyle bağlantılı şirketler ve teknoloji yatırımlarına duyarlı hisseler baskı altında kaldı. Bunun yanında yükselen enerji maliyetleri, sanayi şirketlerinin kârlılık görünümü açısından da risk oluşturdu.

Asya-Pasifik bölgesindeki borsalarda ise ortak bir yön oluşmadı. Japonya’da satışlar öne çıkarken Avustralya borsası yaklaşık yüzde 0,4 yükseldi. ABD tahvil faizlerinin yüksek seviyelerini koruması, gelecekteki büyüme beklentileriyle değerlenen teknoloji şirketleri üzerindeki baskının sürmesine neden oluyor.

Hindistan borsasında yabancı çıkışı hızlandı

Küresel risk iştahındaki zayıflık Hindistan piyasalarında da belirgin biçimde hissedildi. Hindistan’ın Sensex endeksi 8 Ekim’de yüzde 1,44 gerileyerek 71 bin 593,24 puana düştü ve yaklaşık 32 ayın en düşük kapanışını gerçekleştirdi. Nifty 50 endeksi ise yüzde 1,64 kayıpla 22 bin 231,80 puana inerek yaklaşık 18 ayın dip seviyesini gördü.

Düşüşte yabancı yatırımcıların hızlanan satışları etkili oldu. Yabancı kurumsal yatırımcılar tek işlem gününde yaklaşık 1,3 milyar dolarlık hisse satışı gerçekleştirirken, yerli kurumsal yatırımcıların alımları oluşan baskıyı telafi edemedi.

Petrol fiyatlarındaki yükseliş, yerel para biriminin zayıflaması ve küresel faizlerin yüksek seyretmesi, yabancı sermayenin gelişmekte olan piyasalardaki pozisyonlarını yeniden değerlendirmesinde rol oynuyor.

Petrol ve tahvil faizleri yatırımcıları zorluyor

Küresel hisse senedi piyasalarında öne çıkan iki temel risk, petrol fiyatları ile yüksek tahvil faizleri olmaya devam ediyor. Brent petrol 8 Ekim’de yüzde 4’ün üzerinde yükselerek varil başına 104 doların üzerine çıktı. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi de gün içinde yüzde 5,3 seviyesine yaklaştı.

Güçlü bir tahvil ihalesinin ardından ABD tahvil faizlerinde kısmi gerileme yaşandı. Brent petrolün 9 Ekim sabahında 104 doların altına çekilmesi de enerji maliyetlerinden kaynaklanan baskıyı bir miktar azalttı. Buna karşın fiyatların hâlâ yüksek seviyelerde bulunması, enflasyon beklentileri bakımından önemini koruyor.

Enerji maliyetlerindeki artış şirketlerin üretim ve taşıma giderlerini yükseltirken, tahvil faizlerindeki yükseliş borçlanmayı pahalılaştırıyor. Her iki koşulun aynı anda ortaya çıkması, özellikle yüksek yatırım harcaması yapan şirketlerin finansal açıdan daha kırılgan hale gelmesine yol açıyor.

Gözler ABD verileri ve Fed açıklamalarında

Küresel piyasaların haftanın son işlem günündeki odağında ABD’den açıklanacak ekonomik veriler ile Fed yetkililerinin değerlendirmeleri yer alıyor. Michigan Üniversitesi tarafından yayımlanacak öncü tüketici güveni verisi, tüketicilerin enflasyon beklentilerindeki değişimi göstermesi açısından yakından takip edilecek.

Yatırımcılar, petrol fiyatlarındaki hareketin enflasyon üzerindeki etkisini ve Fed’in para politikasında yeniden sıkılaşmaya gidip gitmeyeceğini değerlendirecek. Bu gelişmeler Türkiye açısından da önem taşıyor. Küresel faizlerin yüksek kalması, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarını sınırlayabilirken, petrol fiyatları Türkiye’nin enerji ithalat maliyetleri ve enflasyon görünümü üzerinde belirleyici olmayı sürdürüyor.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...