Haberin öne çıkan noktaları
- Eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar, Melih Gökçek’in oğlu ve gelini üzerinden yurt dışına kayıt dışı para aktarıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturma hakkında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Tayyar, sürecin Almanya’daki gelişmelerle bağlantılı olabileceğini ve Alman gizli servisinin rolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı iddiasıyla resen başlattığı soruşturma, eski AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın açıklamalarıyla yeni bir tartışmanın odağına taşındı. Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda hem soruşturmanın siyasi amaçlarla ilişkilendirildiği senaryoları değerlendirdi hem de iddiaların Almanya bağlantısına dikkat çekti.
Şamil Tayyar, sosyal medyadaki iki senaryoyu aktardı
Tayyar, Gökçek’in oğlu ve gelini üzerinden yurt dışına kayıt dışı para gönderildiği iddiasının gündeme gelmesinin ardından, özellikle muhalif sosyal medya hesaplarında birbirine tamamen zıt iki görüşün öne çıkarıldığını belirtti. Bu senaryolardan ilkinde, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’a yönelik olası bir operasyon öncesinde gözaltına alınacağı veya hakkında işlem yapılacağı öne sürülüyordu.
İkinci senaryoda ise Mansur Yavaş’ın iktidarla anlaşmaya vardığı ve siyasi geçiş sürecinin ön koşulu olarak Melih Gökçek hakkında operasyon düzenlenmesini istediği iddia ediliyordu. Tayyar, söz konusu iki yaklaşımın da adli süreçlerin üzerine siyasi bir anlam yüklemeyi ve kamuoyunun dikkatini dağıtmayı amaçladığını savundu.
Şamil Tayyar, sosyal medya paylaşımında bu değerlendirmesini şu sözlerle dile getirdi: “1) Mansur Yavaş'a yapılacak operasyon öncesi Melih Gökçek'i alacaklar. 2) Mansur Yavaş iktidarla anlaştı, geçiş için Melih Gökçek'e operasyonu şart koştu. Akla ziyan, taban tabana zıt bu iki senaryodaki temel amaç, adli operasyonlara 'siyasi örtü' geçirmek, zihinleri bulandırmaktı.”
Tayyar’dan Almanya ve Alman gizli servisi iddiası
Tayyar, soruşturmanın merkezindeki para transferi iddiasının Almanya’dan başladığını belirterek, bu gelişmenin Alihan Kuriş hakkında düzenlenen operasyonun ardından gündeme gelmesine özel anlam yükledi. Kuriş’in Almanya’nın Köln kentinde 70 milyon avro değerinde büyük bir karargâh kurduğu iddiasını hatırlatan Tayyar, iki olayın zamanlamasının tesadüf olmayabileceğini öne sürdü.
Eski AKP Milletvekili, değerlendirmesinde Alman gizli servisinin sürece müdahil olabileceği ihtimalinin dikkate alınması gerektiğini savundu. Tayyar ayrıca, Alihan Kuriş’e yönelik operasyon karşısında Melih Gökçek’in yargı sürecinin önüne çıkarılmasının planlanmış olabileceğini iddia etti.
Tayyar’ın bu konudaki açıklaması şöyleydi: “Malum, iddiaya konu kayıt dışı transfer iddiası, Almanya'dan başlıyor. Köln'de 70 milyon Euro'luk devasa karargah kuran Alihan Kuriş'e yönelik operasyondan sonra bu iddianın gündeme getirilmesi tesadüf olamaz diye düşünüyorum.
Alman gizli servisinin süreçte rolü söz konusu olabilir, yabana atılmasın. Kuriş'e karşı Gökçek'i yargının önüne atmayı planlamış olabilirler.”
Gökçek’in tutumu ve soruşturmanın seyri
Soruşturmanın hangi gerekçeyle başlatılmış olursa olsun yargı tarafından yürütülmesini önemli gördüğünü ifade eden Tayyar, Melih Gökçek’in iddialar karşısındaki yaklaşımını da olumlu buldu. Gökçek’in kendisini yargıya emanet ettiğini açıkladığını belirten Tayyar, eski başkanın açıklamalarında soruşturmayı “siyasi” olarak nitelendirmediğini ve herhangi bir kişiye sitem etmediğini söyledi.
Tayyar, Gökçek’in kamuoyuna yönelik sert bir tepki vermek yerine sakin ve olgun bir tutum sergilediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Sebebi ne olursa olsun iddianın yargı eliyle araştırılması önemlidir. Nitekim Gökçek de kendini yargıya emanet ettiğini açıkladı. 'Siyasi' demedi. Kimseye 'sitem' etmedi. 'Türkiye ayağa kalkar' narası atmadı. Olgun davrandı, helal olsun. İzleyelim, bakalım süreç bizi nereye taşıyacak?”
İddiaların odağındaki para transferi ve şirket
Gazeteci ve yazar Murat Ağırel, Gökçek ailesinin Almanya’da 30 bin avro sermayeyle kurulan bir şirkete Türkiye’den yaklaşık 4,6 milyon avro gönderdiğini öne sürmüştü. Ağırel’in iddiasına göre, söz konusu şirket aracılığıyla 18 daireden oluşan bir bina satın alındı ve ayrıca 8,5 milyon avroluk bir alışveriş merkezi sözleşmesine imza atıldı.
Melih Gökçek ise kendisi ve ailesiyle ilgili bu iddiaları “iftira” olarak nitelendirmişti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yurt dışında bulunan şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki iddialar üzerine herhangi bir ihbar veya şikâyet beklemeden resen soruşturma başlatmıştı. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında iddiaların ve para transferlerinin yargı tarafından incelenmesi bekleniyor.



Yorumlar 0