KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Türkiye’den gelen göçün ülkenin kültürel, ekonomik ve bilimsel gelişimine büyük katkı sunduğunu söyledi. Merz, Türk göçünün tarihinin entegrasyon başarılarının yanı sıra ırkçılık ve yabancı düşmanlığıyla mücadeleyi de kapsadığını vurguladı.

Almanya ile Türkiye arasındaki iş gücü anlaşmasının 65. yıl dönümü dolayısıyla Alman hükümeti tarafından düzenlenen “65 Yıl Ortak Tarih - Almanya-Türkiye İş Gücü Anlaşması’nın Yıl Dönümü” etkinliğinde konuşan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Türkiye’den Almanya’ya yönelen göçün ülkeyi kültürel, ekonomik ve bilimsel bakımdan zenginleştirdiğini belirtti.

1961’de başlayan iş gücü göçü

Merz, 1961’de başlayan ve 1973’e kadar devam eden dönemin ilk kuşağındaki Türk işçilerin Almanya’daki yaşamının büyük ölçüde çalışmak ve dinlenmek arasında geçtiğini anlattı. İlk yıllarda fabrikaların ve sanayi tesislerinin çevresindeki işçi kolonilerinde, yerleşim alanlarında ve ayrı yurtlarda kalan işçilerin, zorlu ve sınırlı koşullarda yaşadığını ifade etti.

Bu yerleşimlerde çelikten yapılmış sade barınakların bulunduğunu aktaran Merz, bazı boya atölyelerinin zaman zaman iyi çalıştığını, konaklama alanlarında çok yataklı odalar ile ortak mutfakların kullanıldığını söyledi. Merz, bu dönem içinde kimi yerlerde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulandığını da dile getirdi.

Misafir işçilerden Almanya’da kalıcı topluma

Almanya’ya gelen işçilerin başlangıçta iki yılın ardından Türkiye’ye dönmeyi planladığını belirten Merz, 1961-1973 arasında ülkeye gelenlerin yaklaşık yarısının daha sonra Türkiye’ye geri döndüğünü kaydetti. Diğer yarısının ise Almanya’da yaşamını sürdürdüğünü ifade eden Merz, bu süreçte “misafir işçi” olarak anılan kişilerin zamanla göçmen kimliği kazandığını söyledi.

İşçilerin ailelerini Almanya’ya getirmesi ve şehir merkezlerine taşınmasıyla birlikte göçün niteliğinin değiştiğini anlatan Merz, Türk işçilerin Almanya’nın sanayi yapısının oluşmasına katkı sağladığını vurguladı. Ruhr Bölgesi’nin, ilk kuşağın emeği olmadan bugünkü zenginliğine ve gelişmişliğine ulaşamayacağını belirten Merz, bugün Almanya’da yaşanan refahın temelinde bu insanların oluşturduğu altyapının bulunduğunu söyledi.

Merz, ilk kuşağın çoğu zaman olağanüstü bir çalışma disiplini sergilediğini belirterek Türk göçmenlerin Almanya’nın kültürel görünümünü derinden etkilediğini ve bu etkinin günümüzde de devam ettiğini ifade etti.

Konuşmasında yazarlar Aras Ören ve Deniz Utlu, yönetmen Fatih Akın, futbolcu İlkay Gündoğan ile bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci’yi anan Merz, bu isimleri Türk kökenli toplumun elde ettiği başarılara örnek olarak gösterdi. Ayrıca Özcan Mutlu’nun İş Gücü Anlaşması’nın 60. yıl dönümü vesilesiyle beş yıl önce yayımladığı kitabı tavsiye eden Merz, eserin bugün de okunmaya değer olduğunu söyledi.

65 yıllık süreçte entegrasyon ve ayrımcılıkla mücadele

Merz, Türk göçünün 65 yıllık geçmişinin yalnızca başarılı entegrasyon örneklerinden ibaret olmadığını, aynı zamanda ırkçılık ve yabancı düşmanlığına karşı verilen mücadeleyi de içerdiğini belirtti. Almanya’da yabancı düşmanlığının gerilemediğini, aksine arttığını ifade eden Merz, bu korkunun ideolojik hedefler doğrultusunda yeniden kullanıldığını söyledi.

“Geri göç” kavramını da eleştiren Merz, bu söylemin son 65 yılda birlikte kurulan modern Almanya’ya yönelik bir saldırı niteliği taşıdığını savundu. Almanya’ya uyum sağlayan insanların fırsat eşitliği ve topluma ait olma beklentilerinin karşılanması gerektiğini belirten Merz, “Ülkemizde herkes, ten rengi veya ebeveynlerinin kökeni ne olursa olsun, değer görmelidir.” dedi.

Merz, Türk göçünün ilk kuşağından birçok kişinin, çocuklarının ve torunlarının gösterdiği tüm çabaya rağmen hâlâ yabancı muamelesi gördüğüne dikkati çekti. Yabancı düşmanlığının özgür toplum düzeni için tehdit oluşturduğunu vurgulayan Merz, Almanya’nın yakın tarihinde ırkçı şiddetin karanlık örnekleri bulunduğunu hatırlattı.

Almanya Başbakanı, 1990’larda Mölln ve Solingen’de düzenlenen ırkçı saldırılara, yıllarca cinayet işleyen aşırı sağcı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör hücresine ve Hanau’daki ırkçı saldırıya işaret etti. NSU cinayetlerinin kurbanları arasında Türk kökenli sekiz kişinin bulunduğunu belirten Merz, bu tarihsel deneyimlerin toplumdaki dikkatin ve duyarlılığın artırılması gerektiğini gösterdiğini söyledi.

Toplumsal ilerlemenin aktif ve kararlı biçimde savunulmadığında kaybedilebileceği uyarısında bulunan Merz, Almanya’nın demokratik ve özgür yapısının korunması gerektiğini ifade etti.

Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Turan’dan ortak tarih vurgusu

Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Gökhan Turan da iki ülke arasındaki ilişkilere “vefa” anlayışıyla yaklaştıklarını belirtti. Türkiye ile Almanya arasındaki dostluğun tarih boyunca çeşitli sınamalardan geçtiğini söyleyen Turan, iki ülkenin zaman zaman farklı görüşler taşıdığını ve zor meselelerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Turan, buna rağmen Türkiye ve Almanya’nın ortak akıl ile karşılıklı anlayışı temel alarak birlikteliğini koruduğunu ve güçlükleri aşmayı başardığını söyledi. Sirkeci’den başlayan, uzun ve belirsizliklerle dolu yolculuğun zaman içinde iki ülkenin toplumsal dokusuna yerleştiğini belirten Turan, bu sürecin milyonlarca insanın hayatına dokunan gerçek bir hikâyeye dönüştüğünü anlattı.

İş gücü anlaşmasının Türk vatandaşlarının Almanya’nın kalkınmasında önemli sorumluluklar üstlenmesine imkân sağladığını kaydeden Turan, geçmişte Almanya’ya misafir işçi olarak gelen Türk çocuklarının bugün siyaset, ekonomi, sanat, spor ve eğitim başta olmak üzere çok sayıda alanda etkili ve karar sahibi konumlara ulaştığını dile getirdi.

Uluslararası ortamın krizler, belirsizlikler ve giderek ağırlaşan sınamalarla şekillendiği bir dönemde Türk-Alman ilişkilerinin ilerlemesini çok değerli bulduğunu belirten Turan, “Cumhurbaşkanımız ve Şansölye arasındaki yakın diyalog ve karşılıklı güvene dayalı temaslar, ikili ilişkilerimizi daha ileriye taşıma çabalarımıza güç vermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Beşeri ve ekonomik ilişkilerin sunduğu potansiyelin daha verimli kullanılabilmesi için bazı alanlarda ilerleme sağlanması gerektiğini belirten Turan, özellikle vize serbestisi konusuna dikkat çekti. Turan, Almanya’nın, özellikle Avrupa Birliği içindeki süreçlerde Türkiye’ye verdiği desteği sürdüreceğine yönelik inançlarının güçlü olduğunu söyledi.

Bir iş gücü anlaşmasıyla başlayan sürecin bugün Türkiye ve Almanya’nın kaderine dokunan kalıcı bir ortaklığa dönüştüğünü ifade eden Turan, “65. yılını idrak ettiğimiz Türkiye-Almanya İş Gücü Anlaşması, iki ülke arasındaki dostluğun yalnızca geçmişten miras kalan bir bağ olmadığını, her gün yenilenen canlı ve dinamik bir ortaklık olduğunu göstermektedir.” diye konuştu.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...