KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • New Mexico'daki mahkeme, Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta'yı kullanıcıları veri gizliliği konusunda yanıltmaktan sorumlu tutarak şirkete 25 milyar dolar ceza verilmesine hükmetti. Karar, Cambridge Analytica skandalından çocukların sosyal medya kullanımıyla ilgili davalara uzanan hukuki sürecin yeni aşaması oldu.

Meta için 2026, “korkunç yıl” ifadesiyle anılabilecek bir döneme dönüştü. ABD'nin New Mexico eyaletindeki mahkeme, Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın ana şirketi Meta'yı kullanıcılarını veri gizliliği politikaları konusunda bilerek yanıltmaktan suçlu buldu ve 25 milyar dolar ceza ödemesine karar verdi. Yıl sona ermemişken gelen bu hüküm, hem Cambridge Analytica skandalını yeniden gündeme taşıdı hem de büyük teknoloji şirketlerine yönelik hukuki baskının boyutunu ortaya koydu.

1992'den 2026'ya: “Korkunç yıl” ifadesinin anlamı

“Annus horribilis”, Latince kökenli ve “korkunç yıl” ya da “felaket yılı” anlamında kullanılan bir ifade. Kraliçe II. Elizabeth, 24 Kasım 1992'de tahttaki 40. yıl dönümü kutlamalarında yaptığı konuşmada o yılı bu sözlerle tanımlamıştı. Kraliçe'nin bu nitelemesinde, 20 Kasım'da Windsor Kalesi'nde meydana gelen büyük yangının yanı sıra üç çocuğunun yaşadığı ayrılıklar etkili olmuştu: Prens Charles, Diana'dan; Prens Andrew, Sarah Ferguson'dan; Prenses Anne ise Mark Phillips'ten ayrılmıştı. O tarihten sonra “korkunç yıl” tanımı, sıra dışı derecede olumsuz gelişmelerin yaşandığı dönemleri anlatmak için zaman zaman kullanıldı. Meta'nın 2026'da karşı karşıya kaldığı davalar ve cezalar da bu ifadeyi şirket açısından yeniden gündeme getirdi.

2016 seçimleri ve Cambridge Analytica iddiaları

New Mexico'daki davanın arka planında, Cambridge Analytica skandalı bulunuyor. The Guardian ve The New York Times'ın 2018'de yayımladığı haberlerle kamuoyuna yansıyan olayda, siyasi danışmanlık şirketi Cambridge Analytica'nın yaklaşık 50 milyon Facebook kullanıcısının profiline izinsiz eriştiği ortaya kondu. İddia makamının sunduğu belgelere göre elde edilen veriler, Donald Trump'ın 2016'da başkan seçildiği kampanya döneminde Trump'ı desteklemek amacıyla kullanıldı.

Skandalın ardından New Mexico eyaleti, 2021'de Facebook'a karşı dava açtı. Eyalet, Meta'nın kullanıcıların gizliliği ve verilerinin kullanımı konusunda tüketicileri yanılttığını ileri sürdü. Davanın sonuçlanması ise yıllar aldı. Sürecin uzunluğunda, tarafların yargılamadan önce yürüttüğü müzakereler ve iddia edilen ihlallerin kapsamı etkili oldu.

2026'da çocuk güvenliği davaları ve uzlaşmalar

Meta'ya yönelik hukuki baskı yalnızca kullanıcı verilerinin korunmasıyla sınırlı kalmadı. Mart 2026'da New Mexico'daki başka bir mahkeme, şirketi çocukların güvenliğini koruyamadığı gerekçesiyle 375 milyon dolar para cezasına çarptırdı. Ağustos ayında ise bir hakim, sosyal medya platformları üzerinden reşit olmayan kullanıcıların refahına ve ruh sağlığına zarar verdiği sonucuna vardığı Meta'nın 567 milyon dolar ödemesine hükmetti. Her iki davada da şirket, eyaletin tüketiciyi koruma yasalarını ihlal etmekten sorumlu tutuldu.

Meta, 25 milyar dolarlık kararın açıklanmasından iki ay önce, ABD genelindeki 52 eyalet başsavcısıyla ayrı bir uzlaşmaya vardı. Şirket, gençlerin ruh sağlığına zarar verme ihtimalini bildiği hâlde bu hassasiyetleri istismar edebilecek ürünler tasarlamak ve işletmekle suçlanıyordu. Uzlaşma kapsamında Meta'nın eyaletlere 10 yıllık dönemde toplam 17 milyar dolar ödemesi kabul edildi.

Şirket aynı süreçte Cambridge Analytica skandalından doğan olası gizlilik iddialarını çözmek amacıyla 459 milyon dolar ödemeyi de kabul etmişti. Ancak New Mexico, bu uzlaşmaya katılmayarak davayı mahkemede sürdürme yolunu seçti. Böylece eyaletteki kullanıcı gizliliği davası, diğer eyaletlerle yapılan anlaşmadan bağımsız biçimde ilerledi.

Jüri hesabı: 43 milyon ihlal iddiası

Santa Fe Bölge Mahkemesi'nde görev yapan jüri, Meta'nın New Mexico tüketiciyi koruma yasalarını 43 milyon kez ihlal ettiğine hükmetti. Her bir ihlal için 5 bin dolara kadar ceza uygulanabileceği değerlendirildi. Mahkeme en yüksek tutarı belirleseydi toplam ceza 215 milyar dolara kadar çıkabilecekti. Sonuçta hükmedilen 25 milyar dolar bu üst sınırın altında kaldı; ancak yine de pek çok şirket için ödenmesi son derece güç bir meblağ olarak öne çıktı.

Meta'nın mali büyüklüğü açısından ise cezanın karşılığı farklı. Şirket, bu yılın ocak-eylül döneminde 52,5 milyar dolar kâr elde etti. Dolayısıyla 25 milyar dolarlık yaptırım, söz konusu dokuz aylık kârın yarısından daha düşük bir tutara denk geliyor.

Davanın yıllara yayılmasının nedenlerinden biri, New Mexico'nun da diğer pek çok eyalet gibi Meta ile uzun süre müzakere yürütmesiydi. Universitat Pompeu Fabra bünyesindeki Barcelona School of Management'ta hukuk ve kamu politikası profesörü Rodrigo Cetina, “Lakin anlaşma New Mexico'yu tatmin etmedi, bu yüzden meseleyi mahkemeye taşımaya karar verdiler. Bu tür müzakerelerin oldukça uzun sürebileceğini unutmamak gerekiyor” dedi. Bir diğer etken de 43 milyon ihlal iddiasını destekleyecek delillerin toplanması ve incelenmesinin karmaşık ve zaman alıcı olmasıydı.

25 milyar dolar her alandaki en büyük ceza değil

New Mexico'daki karar, büyük teknoloji şirketlerinden birine tek seferde verilen en yüksek yaptırım olarak kayda geçti. Bununla birlikte, farklı sektörlerde bundan daha büyük toplam ödemeler ve uzlaşmalar görüldü. ABD'nin en büyük dört tütün şirketi, sigaranın zararlı etkilerini gizledikleri gerekçesiyle 1998'de, 25 yıla yayılacak biçimde 200 milyar dolardan fazla ödeme yapmayı kabul etti.

Meta'nın 25 milyar dolarlık cezası, Bank of America ve JPMorgan Chase'in 2008 finansal krizini tetikleyen “riskli konut kredilerinin hileli satışı” nedeniyle 2013-2014 yıllarında ödemeyi kabul ettiği toplam 30 milyar doların da altında kaldı. Buna karşılık Meta'ya verilen tutar, tarihin en büyük denizcilik çevre felaketi olarak anılan Meksika Körfezi'ndeki Deepwater Horizon petrol sızıntısı nedeniyle BP'nin 2015'te ödemesine hükmedilen 20,8 milyar doları aştı. Bu nedenle karar, teknoloji şirketlerine yönelik tek seferlik yaptırımlar bakımından rekor niteliği taşısa da tarihin her sektördeki en büyük cezası değil.

New Mexico'nun teknoloji şirketlerine karşı yürüttüğü mücadele

California ile birlikte New Mexico da büyük teknoloji şirketlerine karşı açılan davalarda ön saflarda yer alıyor. Eyalette bu mücadelenin önemli isimlerinden biri, seçmenlerin dijital haklarını korumaya yönelik çalışmalarıyla öne çıkan Demokrat Başsavcı Raúl Torrez. ABD'de 43 eyaletin başsavcısı halk oylamasıyla göreve geliyor; New Mexico da bu eyaletler arasında bulunuyor.

Torrez, 25 milyar dolarlık kararın ardından yaptığı açıklamada, “Bu, Silikon Vadisi'ne bir mesaj” dedi. Bazı analistler, eyaletlerin tüketiciyi koruma yasalarına dayalı yaklaşımının teknoloji şirketlerine karşı etkili olabileceğini savunuyor. Bu strateji, platformlarda kullanıcıların paylaştığı içerikten sorumlu olmadıklarını ileri sürerken ifade özgürlüğü korumalarına dayanan şirketlerin savunmasını da hedef alıyor.

Meta ise cezayı orantısız buluyor ve itirazını ifade özgürlüğü kaygıları üzerinden temellendiriyor. Şirketin baş hukuk sorumlusu C. J. Mahoney, karara ilişkin açıklamasında, “Bu karar ve Başsavcılığın bu yaptırıma yaklaşımı, New Mexico eyaletinde iş yapmayı neredeyse imkansız hale getiriyor. Özünde bu dava, insanların 'online' ortamda neler söyleyebileceğine dair yeni kurallar dayatmak için 'ifadelere vergi kesmeyi' amaçlıyor” ifadelerini kullandı.

Meta'yı yeni davalar bekliyor

Şirketin karşı karşıya olduğu hukuki süreçler sona ermiş değil. Önümüzdeki haftalarda, Meta'nın platformlarının öğrencilerin ruh sağlığına ve akademik başarılarına zarar verdiğini öne süren ailelerin ve okul bölgelerinin açtığı davalarda duruşmaların başlaması bekleniyor. Sosyal medyanın reşit olmayanlar üzerindeki etkisine ilişkin yasal mücadele böylece yeni duruşmalarla sürecek.

Dünya genelinde hükümetler de çocukların ve genel olarak reşit olmayan bireylerin sosyal medya kullanımını sınırlamak ve daha güvenli biçimde denetlemek için farklı adımlar atıyor. Bu kapsamda davalar açılıyor, yeni yasalar çıkarılıyor ve farkındalık çalışmaları yürütülüyor. New Mexico'daki 25 milyar dolarlık hüküm de veri gizliliği tartışmalarını yeniden alevlendirirken, teknoloji şirketlerinin çocuklar ve kullanıcılar üzerindeki etkilerine ilişkin daha geniş hukuki tartışmanın içinde yer alıyor.

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...