Haberin öne çıkan noktaları
- Murat Çakır, Fransa’da protestolara katılan gençlerin polis müdahalesiyle otoriter devletin işleyişini deneyimlediğini, buna rağmen ortak mücadeleden geri durmadığını savunuyor. Çakır, Almanya’da da gençlerin, işçilerin ve yoksulların taleplerini siyasal alana taşıyacak bir öncü güce ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtma amacıyla hazırlanıyor. Bu kapsamda Murat Çakır’ın değerlendirmesine yer verilmesi, yazıda dile getirilen görüşlerin onaylandığı ya da desteklendiği anlamına gelmiyor.
Sokaklardaki isyan
Murat Çakır, dijital medyada yayımlanan protesto görüntülerinin egemen sınıfları öfkelendirdiğini belirtiyor. Arjantin’den Arnavutluk’a, Belçika’dan Brezilya’ya; Fransa, İspanya ve İtalya’ya uzanan sokak eylemleri sürerken, burjuva medyasının göstericileri hedef alan bir söylem kurduğunu ve toplumun çoğunluğunun düşüncelerini bu yolla etkilemeye çalıştığını ifade ediyor.
Çakır’a göre özellikle Almanya’da egemen siyasetin ve sermayenin sözcülüğünü üstlenen burjuva medyasının kullandığı dil giderek daha fazla kin içeriyor. Medyanın bu söylemini ağır biçimde eleştiren Çakır, ortaya çıkan tabloyu, tarladaki gübre kokusunun bile bu nefesin yanında gül kokusu gibi kalacağı bir benzetmeyle anlatıyor.
Fransa’da sokak deneyimi
Çakır, mevcut koşullara itiraz eden Fransa gençliğinin, dünyanın başka bölgelerindeki eylemciler gibi kriz ve militarist dönüşüm dönemlerinde otoriter burjuva devletinin ne anlama geldiğini doğrudan deneyimlediğini savunuyor. Ona göre gençler, polis coplarının da etkisiyle bu düzenin niteliğine ilişkin adeta hızlandırılmış bir pratik eğitimden geçiyor.
Ancak Çakır, gençlerin baskıya rağmen geri adım atmadığını vurguluyor. Birlikte hareket etmenin ne kadar güçlü olabileceğini de yine eylemlerin içinde, hızlı ve doğrudan bir biçimde öğrendiklerini kaydediyor.
Almanya’da öncü güç arayışı
Almanya’da yaşayanların isyan eden gençlere ve işçilerin sınıf mücadelesine katılımına gıptayla baktığını belirten Çakır, ülkedeki arayışın sürdüğüne işaret ediyor. Eylemcileri korumak için polisin önüne geçecek siyasetçileri ve gençlerin, emeklilerin, çalışan sınıfların ve yoksulların taleplerine tercüman olabilecek bir öncü gücü aradıklarını ifade ediyor.
Çakır’a göre böyle bir güç, Almanya’da kıpırdanmaya başlayan direniş potansiyelini ileriye taşımalı. Bu potansiyelin; demokratik ve sosyal haklara, ücretlere yönelik saldırılara, yukarıdan dayatılan sınıf savaşına, militarizme ve yayılmacılığa karşı siyasal mücadeleye dönüştürülmesi gerektiğini savunuyor.



Yorumlar 0