KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • 1922 Çanak Krizi’nde Kanada Başbakanı Mackenzie King, İngiltere’nin savaş çağrısına Parlamento onayı olmadan asker göndermeyi reddetti. Mustafa Kemal’in sahadaki kararlı tutumu ve dominyonların desteğini alamayan Londra’nın geri adımı, Lloyd George hükümetinin sonunu getirirken Kanada’nın bağımsızlık yolunda da önemli bir dönüm noktası oldu.

Ottawa Nehri’ne bakan Kanada Ulusal Arşivi’nde, her biri “Public Record Office, London. C.O. 532/210” damgasını taşıyan belgeler 1922’deki Çanak Krizi’nin perde arkasını ortaya koyuyor. İzmir’den Çanakkale’ye ilerleyen Mustafa Kemal’in hamleleri, Londra’daki Winston Churchill’in girişimleri ve Ottawa’daki Kanada Başbakanı Mackenzie King’in kararları, aradan 104 yıl geçtikten sonra saat saat izlenebiliyor. Doç. Dr. Efe Sıvış, belgeleri gündüzleri arşivde, akşamları ise Parlamento’ya bakan tarihi Rideau Club’da inceledi. King de Mustafa Kemal’le yaşanan kriz üzerine Londra’ya yönelik en sert ifadelerini kaleme aldığı 20 Eylül 1922 günü öğle yemeğini aynı kulüpte yemişti.

Kurtuluş Savaşı çoğu zaman 9 Eylül 1922’de İzmir’in alınmasıyla sona eren Türk-Yunan mücadelesi olarak ele alınıyor. Ancak İzmir’den sonra Türkiye’nin karşısında bu kez Birinci Dünya Savaşı’nın galibi İngiltere vardı ve asıl büyük sınav bu aşamada başladı. Türk basınında ilk kez yayımlanan belgeler, Mustafa Kemal’in tek kurşun atılmadan İngiliz hükümetinin düşmesine nasıl zemin hazırladığını ve Kanada’nın bağımsızlığa uzanan sürecini nasıl etkilediğini gösteriyor.

Londra, parlamentoyu devre dışı bırakarak asker istedi

İstanbul, Çanakkale ile bugün Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ sınırları içinde bulunan bölgeler işgal altındaydı. İngiltere Başbakanı David Lloyd George ve Sömürgeler Bakanı Winston Churchill, 15 Eylül’de Parlamento’yu toplantıya çağırmadan, Bakanlar Kurulu kararıyla Mustafa Kemal’e karşı savaşmayı göze aldı. Aynı gün Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Afrika ve Newfoundland’e gizli telgraflar gönderilerek Çanakkale’ye asker yollamaları istendi.

Londra, ertesi gün asker talebini kamuoyuna da duyurdu. Bu yolla dominyonların kendi halkları karşısında baskı altına alınması ve kararın oldubittiye getirilmesi amaçlanıyordu. Kanada Başbakanı Mackenzie King, İngiltere’nin Kanada’yı “Türklere karşı bir saldırıya” çağırdığını Toronto Star muhabirinden öğrendi. King, günlüğüne bu gelişmenin kendisini öfkelendirdiğini ve “Emperyal oyunu oynamak için bilerek kaleme alınmış” olduğunu yazdı. 17 Eylül’de Londra’ya gönderdiği mesajda ise yaşananları “son derece mahcup edici” olarak niteledi.

Churchill, 18 Eylül’de Ottawa’ya gönderdiği mesajda, Mustafa Kemal yönetimindeki Türklerin Avrupa’ya saldırma ihtimaline karşı İngiltere’nin direnme kararı aldığını bildirdi. Oysa İngiltere’nin “Avrupa’ya saldırı” olarak sunduğu hareketlilik, Türk ordusunun İstanbul’a ve Edirne’ye, başka bir ifadeyle kendi başkentine ve kendi topraklarına dönmesiydi.

Londra’nın savaş ihtimalini abarttığını gösteren ifadeler Churchill’in King’e gönderdiği gizli mesajda da yer aldı. Churchill, aynı gün King’e bir saat önce gizlice “Ciddi bir savaş ihtimali yoktur” diye yazmıştı. İngiltere’nin hedefi, Mustafa Kemal’i “bütün imparatorluk arkamızda” görüntüsüyle geri adım atmaya zorlamaktı. Londra’ya göre Kanada’nın gerekirse bir birlik göndereceğini açıklaması bile bu görüntüyü oluşturmak için yeterli olacaktı. Ancak böyle bir taahhüt, çatışma çıkması durumunda Kanadalı askerlerin Çanakkale’ye gönderilmesine yol açabilirdi.

King, kararın Kanada Parlamentosu’na ait olduğunu bildirdi

King, 17 Eylül’de tuttuğu günlüğe, Parlamento toplanmadan hiçbir Kanadalı birliğin yola çıkmayacağı kararını kaydetti. Avrupa’da yeni bir savaşa girmenin doğru olmadığına inandığını ve buna sonuna kadar karşı duracağını belirtti. Kanada, ertesi gün Londra’ya gönderdiği yanıtta, Yakın Doğu’daki çatışmaya asker yollanmadan önce Kanada kamuoyunun Parlamento onayı isteyeceğini bildirdi.

King açık bir ret vermek yerine karar yetkisini Parlamento’ya bıraktı. Londra’ya bilgi beklediğini iletti, ancak asker gönderme konusunu görüşmek üzere Parlamento’yu toplamadı. Böylece hiçbir Kanadalı asker Türkiye’ye doğru hareket etmedi. İngiliz Kralı’nın Kanada’daki temsilcisi ve Londra tarafından atanan Genel Vali Lord Byng, o sırada ülke içinde seyahatteydi. Kriz nedeniyle başkente dönmesinin gerekip gerekmediğini King’e sorunca başbakan “hiç gerek yok” yanıtını verdi. Bu tavır, savaş kararını Londra’nın atadığı valinin değil, Kanada’nın seçilmiş başbakanının vereceği mesajını taşıyordu.

Kanada’da King üzerindeki baskı da artmıştı. Muhalefetteki Muhafazakârlar onu İngiltere’ye sadakatsizlikle suçlarken bazı kiliseler “Türk’ü öldürmek” amacıyla savaşa girilmesi çağrısında bulunuyordu. Londra 20 Eylül’de bu kez yalnızca destek açıklaması talep etti. King, günlüğüne “Britanya gibi gururlu, büyük bir ülkenin, bir ‘güç gösterisi’ yapabilmek için dominyonlara yalvarması gerçekten iğrenç” diye yazdı. Bir zamanlar üzerinde güneş batmayan İngiliz İmparatorluğu, Mustafa Kemal karşısında yaşadığı çıkmaz nedeniyle kendi dominyonunun başbakanından sert tepki görüyordu.

Krizin dikkat çeken yönlerinden biri de Londra’nın kendi savaş kararını İngiliz Parlamentosu’nu devre dışı bırakarak alırken, Kanada’nın “kararı benim parlamentom verir” yaklaşımıyla İngiltere’nin planını işlemez hale getirmesiydi.

Hughes, İngiltere’nin savaş kararına itiraz etti

Avustralya Başbakanı Billy Hughes, 20 Eylül’de Londra’ya gönderdiği sert telgrafta, İngiltere’nin savaş kararını dominyonlara danışmadan aldığını vurguladı. Hughes, “İmparatorluk ya tek ve bölünmezdir ya da hiçbir şeydir. Avustralya halkı savaştan bıkmıştır” ifadelerini kullandı. Ardından, “Avustralya, Türkiye zayıf diye ona haksızlık edilmesine ortak olmayacaktır” dedi.

Yeni Zelanda ve Newfoundland, İngiltere’nin çağrısına hemen olumlu yanıt veren iki dominyon oldu. Fransa ile İtalya da birliklerini Çanakkale’den çekti. Dominyonlardan beklediği desteği alamayan İngiltere, bu gelişmelerin ardından yalnız kaldı.

Mustafa Kemal'in ilerleyişi ve Harington'ın tutumu

Mustafa Kemal, baskıyı artırmak amacıyla süvari birliklerini Çanakkale’ye, kuvvetlerinin bir bölümünü de İstanbul’un giriş kapısı olarak görülen İzmit’e yöneltti. Bunun üzerine müttefikler 23 Eylül’de Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’ın Türkiye’ye bırakılmasını kabul etti.

Londra, 29 Eylül’de İstanbul’daki İngiliz işgal kuvvetlerinin komutanı General Charles Harington’a bir ültimatom emri gönderdi. Emre göre Türk kuvvetleri Çanakkale çevresinden çekilmezse İngilizler ateş açacak ve savaş başlayacaktı. Harington bu talimatı Türk tarafına iletmedi. Sahadaki durumu değerlendiren komutan, Başkomutan Mustafa Kemal’in geri adım atmayacağını görüyordu.

11 Ekim’de Mudanya Ateşkesi imzalandı ve Doğu Trakya tek kurşun atılmadan Türkiye’ye döndü. Ateşkes, Lozan sürecinin de önünü açtı.

Lloyd George hükümeti krizin ardından düştü

Çanak Krizi’nin siyasi bedelini Londra ödedi. İngiliz Muhafazakâr Parti lideri Bonar Law, 19 Ekim’de The Times gazetesine yazdığı yazıda “Dünyanın jandarmalığını tek başımıza yapamayız” dedi. Aynı gün Lloyd George başbakanlıktan istifa etti. Churchill ise bakanlık görevini kaybetti; Kasım ayındaki seçimlerde milletvekili seçilemedi.

Kanada'nın bağımsızlık sürecinde dönüm noktası

Kanada, 1914’te İngiltere savaşa girdiğinde otomatik biçimde savaşın tarafı olmuştu. Ancak 1922’de İngiltere’nin savaş çağrısını ilk kez geri çevirdi. King, 19 Eylül’de günlüğüne, yaşananların imparatorluk içindeki ilişkileri ve Kanada’nın sorumluluk sınırlarını somut biçimde gündeme getireceğini yazdı; bunun karşılarına çıkabilecek en iyi durum olduğunu belirtti.

Kanada, Lozan Antlaşması’nı imzalayan ülkeler arasında yer almadı. 1923’te ABD ile yaptığı balıkçılık anlaşmasını ilk kez İngiltere’nin imzası olmadan kendi adına imzaladı. Ardından, 1931’de İngiltere ile eşit statüsünü yasalaştırdı.

Çanak Krizi King'in portresinde de yer aldı

Aradan yıllar geçtikten sonra Churchill de King’in kriz sırasındaki tutumunu haklı bulduğunu dile getirdi. King’in günlüğünde aktardığına göre Churchill, 1932’deki görüşmelerinde Çanakkale’de King’in doğru davrandığını ve “başka türlü davranamayacağını” kabul etti.

King, Çanak Krizi’ndeki tavrıyla gurur duyuyordu. Yine 1932’de ressam J.W.L. Forster başbakanın portresini yaparken King, masanın üzerine konulacak belgeler arasına krizle ilgili evrakları da yerleştirdi. Kanada’nın İngiltere’ye verdiği ilk “hayır”, böylece başbakanın portresinin bir parçası oldu.

1915’te Çanakkale’yi geçilmez kılan Mustafa Kemal, 1922’de aynı bölgede tek kurşun atılmadan bir İngiliz hükümetinin düşmesine ve Kanada’nın bağımsızlığa uzanan yolunun açılmasına katkıda bulundu. Bu sürecin belgeleri, askeri gelişmelerin yanı sıra Kanada’nın dış politika kararlarını Londra’dan bağımsız biçimde alma yönündeki adımlarını da gözler önüne seriyor.

Geçen hafta Kanada Başbakanı Mark Carney, ülkesinin Türkiye’ye yaptığı ilk resmi ziyaret kapsamında Ankara’daydı ve iki ülke stratejik ortak oldu. Kamuoyuna yansıyan konuşmalarda Çanak Krizi’ne değinilmedi. Oysa Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi Kanada’nın bağımsızlık yolunu da etkiledi. Ottawa’daki arşivde bulunan belgeler, Türk dış politikası ve diplomatların kullanımına, ayrıca Türk milletinin takdirine sunuluyor.