KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Nepal’de meydana gelen büyük felakette 5 binden fazla kişi kaybolurken, tünellerde mahsur kalan yüzlerce kişi için arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Nepal ile Tibet sınırında 26 Ağustos’ta meydana gelen büyük buzul ve kaya çökmesi, Himalayalar’da son yılların en ağır felaketlerinden birine dönüştü. Devasa buz, kaya ve çamur kütlesinin nehir vadilerine doğru ilerlemesiyle yerleşim alanları, yollar, köprüler ve hidroelektrik santralleri büyük zarar gördü. 4 Eylül itibarıyla Nepal’de 1.200’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, 5 binden fazla kişinin ise hâlâ kayıp olduğu bildiriliyor. Özellikle hidroelektrik santrallerinde çalışan yüzlerce kişinin tünellerde mahsur kaldığından endişe ediliyor.

Binlerce insanın akıbetinin bilinmediği, ailelerin günlerdir yakınlarından gelecek haberi beklediği böylesine büyük bir felaket ise dünya gündeminde beklenen ölçüde görünür değil. Peki Nepal’de gerçekte ne yaşandı ve bu büyük felaket neden yeterince konuşulmuyor?

Buzul ve Kaya Kütlesinin Çökmesi Felaketi Başlattı

Afetin başlangıç noktası, Nepal-Tibet sınırındaki yüksek dağlık bölgede meydana gelen büyük bir buz ve kaya çökmesiydi. 26 Ağustos’ta gerçekleşen olayın ardından buz, kaya, su ve çamurdan oluşan devasa bir akıntı aşağıdaki vadilere doğru ilerledi. Önüne çıkan yerleşimleri ve altyapıyı etkileyen akıntı, kısa sürede büyük bir yıkıma dönüştü. Bilim insanlarının uydu görüntüleri üzerinde yaptığı ilk incelemelerde, felaketten önce buz ve kaya kütlesinin hareketinde hızlanma belirtileri bulunduğu da ortaya çıktı.

5 Binden Fazla Kişiden Hâlâ Haber Alınamıyor

Felaketin üzerinden dokuz gün geçmesine rağmen bilanço ağırlaşmaya devam ediyor. Nepal'in afet yönetim kurumuna dayandırılan son haberlerde 5 binden fazla kişinin kayıp olduğu belirtiliyor. Çin'in Tibet tarafında da yüzlerce kişinin kayıp olduğu bildiriliyor. Yıkımın geniş bir alana yayılması arama kurtarma çalışmalarını da zorlaştırıyor. Bazı bölgelerde yolların ve köprülerin zarar görmesi, ekiplerin afet noktalarına ulaşmasını güçleştirirken yoğun çamur ve moloz tabakası çalışmaları yavaşlatıyor. En büyük belirsizliklerden biri ise hidroelektrik santrallerinde çalışan işçilerin durumu.

Yüzlerce İşçinin Tünellerde Mahsur Kaldığı Düşünülüyor

Nepal’in dağlık coğrafyası nedeniyle ülkede çok sayıda hidroelektrik enerji projesi bulunuyor. Felaket sırasında nehir boyunca yer alan bu tesislerin bir bölümü de ağır hasar gördü. Yerel yetkililere göre 12 hidroelektrik projesinde yaklaşık 900 çalışan kayıp. Bunlardan yaklaşık 500’ünün tünellerde mahsur kaldığı tahmin ediliyor. Yalnızca Trishuli 3A projesinde 557 çalışandan haber alınamazken yaklaşık 115 kişinin ana tünelde bulunabileceği değerlendiriliyor. Tünel girişlerinin metrelerce çamur, kaya ve enkazla kapanması nedeniyle ekiplerin içerideki çalışanlara ulaşması oldukça güç hale geldi.

Dokuz Gün Sonra Gelen Mucize

Felaketin en dikkat çekici gelişmelerinden biri ise 4 Eylül'de yaşandı. Trishuli 3A hidroelektrik projesinde çalışan 30 yaşındaki mekanik ustabaşı Sanjay Sah ile 45 yaşındaki mekanik süpervizör Kabir Maharjan, dokuz gün sonra tünelden sağ çıkarıldı. İki işçiye tünelin yaklaşık 170 metre içerisinde ulaşıldı. Kurtarma ekiplerinin daha önce tünelden sesler duyması üzerine çalışmaların yoğunlaştırıldığı ve ardından iki çalışana ulaşıldığı bildirildi. Günler sonra iki kişinin hayatta bulunması, tünellerde mahsur kalan diğer çalışanların aileleri için de yeniden umut oldu.

Kurtarma Ekipleri Zamana Karşı Yarışıyor

Ancak iki kişinin kurtarılması felaketin sona erdiği anlamına gelmiyor. Arama kurtarma ekiplerinin önünde son derece zorlu bir operasyon bulunuyor. Tünelleri kaplayan çamur ve büyük kaya parçalarının temizlenmesi gerekiyor. Üstelik bölgede yeni heyelan ve çökmelerin meydana gelme ihtimali de ekipler açısından ciddi bir tehlike oluşturuyor. Felaketten sonraki günlerde kötü hava koşulları ve yeni sel riski nedeniyle bazı kurtarma çalışmalarının zaman zaman durdurulmak zorunda kaldığı da bildirildi. Her geçen saat, tünellerde mahsur kalan insanlar açısından daha kritik hale geliyor.

Peki Bu Büyük Felaket Neden Yeterince Konuşulmuyor?

Binlerce kişinin kayıp olduğu ve 1.200'den fazla insanın hayatını kaybettiği böylesine büyük bir afetin özellikle Türkiye'de ve sosyal medyada neden daha fazla gündeme gelmediği dikkat çekiyor. Aslında Nepal’deki felaket tamamen görmezden gelinmiş değil. Reuters, Associated Press, AFP ve çeşitli uluslararası medya kuruluşları bölgedeki gelişmeleri dünyaya aktarıyor. Ancak felaketin boyutuyla karşılaştırıldığında kamuoyundaki görünürlüğünün sınırlı kaldığı söylenebilir. Bunun tek bir nedeni olduğunu söylemek ise mümkün değil. Nepal’in birçok ülke açısından uzak bir coğrafyada bulunması, afet bölgesinden düzenli görüntü ve bilgi akışının sınırlı olması ve uluslararası gündemin başka gelişmelerle yoğunlaşması bu durum üzerinde etkili olabilir. Üstelik Tibet tarafındaki bilgi akışına ilişkin ayrı tartışmalar da bulunuyor. Bölgede yakınlarını arayan bazı aileler yeterli bilgiye ulaşamadıklarını belirtirken, bilgi akışının sınırlılığı uluslararası basına da yansımış durumda.

İklim Değişikliği Riski Daha da Büyütüyor

Nepal’de yaşanan felaketin ardından dikkatlerin çevrildiği konulardan biri de iklim değişikliği oldu. Bilim insanları, Himalayalar gibi yüksek dağlık bölgelerde artan sıcaklıkların buzullar, donmuş zeminler ve dağ yamaçları üzerindeki etkilerini uzun süredir araştırıyor.

Felaket öncesindeki uydu görüntülerini inceleyen araştırmacılar, çöken buz ve kaya sisteminin hareketinde hızlanma işaretleri bulunduğunu belirledi. Yetkililere göre bu tür bölgelerin daha kapsamlı uydu sistemleriyle izlenmesi gelecekte riskli noktaların daha erken tespit edilmesine yardımcı olabilir.

Nepal’de Yaşananlar Türkiye İçin de Bir Uyarı Olabilir

Nepal ile Türkiye’nin coğrafi şartları aynı değil. Ancak yaşanan felaket, dağlık ve heyelan riski yüksek bölgelerde bulunan büyük altyapı ve enerji projelerinin afetlere karşı ne kadar hazırlıklı olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Türkiye’de de özellikle Karadeniz ve Doğu Anadolu gibi eğimli ve heyelan riskinin bulunduğu bölgelerde hidroelektrik santralleri ve barajlar bulunuyor. Nepal’de yüzlerce işçinin tünellerde mahsur kalmış olabileceği gerçeği, benzer projelerde acil durum planlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ani bir sel veya büyük bir heyelan meydana geldiğinde tünellerde çalışan işçiler nasıl tahliye edilecek? Alternatif çıkışlar yeterli mi? Haberleşme kesilirse çalışanların konumu nasıl belirlenecek? Kurtarma ekipleri yüzlerce metre ileride mahsur kalan insanlara ne kadar sürede ulaşabilecek? Bunlar yalnızca Nepal’in değil, benzer altyapı projelerine sahip ülkelerin de üzerinde durması gereken sorular.

Binlerce Aile Hâlâ Bir Haber Bekliyor

Nepal’de felaketin üzerinden günler geçmesine rağmen binlerce insanın akıbeti hâlâ bilinmiyor. Dokuz gün boyunca karanlık bir tünelde mahsur kalan iki işçinin sağ çıkarılması büyük bir umut yaratsa da arama kurtarma çalışmalarının önünde uzun ve zorlu bir süreç bulunuyor. Dünyanın bir başka köşesinde meydana gelmiş olması, yaşanan felaketin büyüklüğünü değiştirmiyor. Binlerce kayıp, yüzlerce tünel işçisi ve yakınlarından gelecek tek bir haberi bekleyen aileler var. Nepal’de yaşananlar aynı zamanda doğal afetlerin sınır tanımadığını ve iklim değişikliğiyle bağlantılı risklerin giderek daha fazla önem kazandığını hatırlatıyor.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...