Haberin öne çıkan noktaları
- İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 27 Ekim seçimleri öncesinde rakibi Gadi Eisenkot’un gerisinde kalmasının ardından katıldığı canlı yayında Türkiye’yi hedef aldı. Netanyahu, İsrail’in geleceğini güvence altına almak için Türkiye gibi yeni rakiplerin ortaya çıkmasının engellenmesi gerektiğini savundu.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler yaklaşırken Başbakan Binyamin Netanyahu’nun siyasi baskı altındaki konumu, söylemlerini daha da sertleştirdi. Kamuoyu araştırmalarında eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un liderliğindeki Yashar Partisi’nin gerisinde görülen Netanyahu, seçim kampanyasında güvenlik tehditlerini öne çıkaran bir çizgi izliyor.
Netanyahu, ülkesinde yayın yapan Kanal 14 televizyonunun canlı yayınında verdiği röportajda, Gazze’deki saldırılarına en başından beri karşı çıkan Türkiye’yi yeniden hedef aldı. İsrail Başbakanı, Ankara’dan gelen açıklamaların yanı sıra Hizbullah Genel Sekreter Yardımcısı Naim Kasım’ın da kendisinin görevden ayrılması gerektiği yönünde açıklama yaptığını ileri sürdü.
“Düşmanlarımız Netanyahu düşmeli diyor”
İsrail’in çeşitli tehditlerle karşı karşıya olduğunu savunan Netanyahu, Türkiye başta olmak üzere bölgeden kendisine yöneltilen eleştirilerin İsrail’in askeri kapasitesine duyulan endişeden kaynaklanabileceğini iddia etti. Netanyahu, “Düşmanlarımızın ne istediğine bakın. ‘Netanyahu düşmeli’ diyorlar. Bunu neden söylüyorlar? Çünkü bizim onları vuracağımızı anlıyorlar. Bu işi bitireceğiz” ifadelerini kullandı.
İsrail’in geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Netanyahu, ülkesinin hem coğrafi hem de demografik açıdan küçük olduğunu söyledi. İsrail’in “daraltılabilecek” bir ülke olduğunu öne süren Başbakan, bu nedenle ülke yönetiminin yalnızca mevcut tehditlere karşı değil, ileride ortaya çıkabilecek risklere karşı da önleyici adımlar atması gerektiğini savundu.
Netanyahu, İsrail Başbakanı’nın ülkenin geleceğini güvence altına almak için proaktif hareket etmek zorunda olduğunu belirterek, bu yaklaşımını Türkiye’ye yönelik sözleriyle sürdürdü. İsrail Başbakanı, “Biz, daraltılabilecek küçük bir ülkeyiz. Bu nedenle İsrail Başbakanı, İsrail’i kurtarmak, geleceğini güvence altına almak, düşmanlarımızın yeniden silahlanmasını önlemek ve özellikle Türkiye gibi yeni rakiplerin ortaya çıkmasını engellemek için hareket etmek zorundadır” dedi.
Gazze için işgal tehdidini yineledi
Netanyahu, aynı röportajda Gazze’ye yönelik saldırıların kapsamını genişletme tehdidinde de bulundu. Hamas’ın silah bırakmaması durumunda İsrail’in saldırılarını artıracağını belirten Netanyahu, “Gerekirse tüm Gazze’yi işgal ederiz” ifadesini kullandı.
İsrail Başbakanı ayrıca bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına geçmişte izin vermediğini ve gelecekte de böyle bir oluşuma onay vermeyeceğini söyledi. Netanyahu’nun Gazze ve Filistin konusundaki açıklamaları, İsrail hükümetinin mevcut politikasında değişiklik öngörmediğini ortaya koydu.
İran açıklaması: “Yaklaşık 40 yıldır uğraşıyorum”
Röportajda İran’la mücadelesine de değinen Netanyahu, bu konuyla yaklaşık 40 yıldır ilgilendiğini anlattı. İsrail güvenlik teşkilatını İran’la doğrudan karşı karşıya gelme fikrine ikna etmesinin uzun sürdüğünü belirten Netanyahu, aynı yaklaşımı ABD’ye kabul ettirmesinin de zaman aldığını söyledi.
Bu süreçte yürüttüğü siyasi ve medya çalışmalarına dikkat çeken Netanyahu, “Yaklaşık 40 yıldır İran ile uğraşıyorum. Güvenlik teşkilatımızı İran ile doğrudan yüzleşmeye ikna etmem uzun zaman aldı. Ayrıca ABD’yi bu anlayışa getirmek de uzun zaman aldı. Bunu başarabildim. Çünkü Amerikan televizyonunda yaklaşık bin saat yayınlandım” diye konuştu.
Netanyahu’nun liderliğindeki Likud Partisi, 27 Ekim’deki seçimler öncesinde yapılan kamuoyu araştırmalarında eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un Yashar Partisi’nin gerisinde bulunuyor. İsrail kamuoyunda, Netanyahu’nun oy desteğini artırmak amacıyla “korku” temelli bir seçim propagandası yürüttüğü ve bu nedenle açıklamalarındaki tehdit dozunu yükselttiği değerlendiriliyor.
Netanyahu’nun canlı yayındaki sözleri, Türkiye’nin İsrail’in bölgesel güvenlik hesaplarında doğrudan dikkate aldığı ülkelerden biri olduğunu gösteren yeni bir siyasi mesaj olarak yorumlandı. Açıklamalar, seçim sürecinde güvenlik ve dış tehditler başlıklarının İsrail siyasetindeki ağırlığını koruduğunu da ortaya koydu.



Yorumlar 0