KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Okulların açılmasıyla yeniden gündeme gelen baş biti vakalarında, yıllardır kullanılan permetrin ve benzeri ilaçlara karşı direnç geliştiği belirtiliyor. Uzmanlar, doğru tanı, düzenli ıslak tarama ve aynı evde yaşayan herkesin eş zamanlı kontrol edilmesini öneriyor.

Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar arasında baş biti vakalarında her yıl görülen artış yeniden gündeme geldi. Ancak uzmanlara göre bu yılki tabloyu daha endişe verici hale getiren gelişme, baş bitlerinin uzun süredir kullanılan bazı kimyasal ilaçlara karşı direnç kazanması. Sınıflarda hızla yayılabilen ve tamamen ortadan kaldırıldığı düşünüldükten sonra yeniden görülebilen bu parazitler, çocukların saç derisinde ciddi kaşıntıya yol açarken ebeveynleri de etkili korunma ve tedavi yöntemlerini araştırmaya yöneltiyor.

Reçetesiz satılan bazı standart ürünlerin yetersiz kalabildiği bu dönemde uzmanlar; bitin nasıl bulaştığının, belirtilerin hangi yöntemle doğrulanacağının, ilaçların neden etkisizleştiğinin ve yeniden bulaşmanın nasıl önlenebileceğinin bilinmesinin önemine dikkat çekiyor. Türkiye’de yapılan araştırmalar da özellikle permetrin içeren ürünlere karşı dirençle ilişkili genetik değişimlerin baş bitlerinde görüldüğünü ortaya koyuyor.

Baş biti çocuklara nasıl bulaşıyor?

Tıbbi Entomoloji Merkezi Direktörü ve baş biti uzmanı Dr. Ian Burgess, baş bitlerinin insanlık tarihi kadar eski olduğunu belirtiyor. Bu böcekler sanılanın aksine ne zıplayabiliyor ne de uçabiliyor. Bir saç telinden diğerine tırmanarak ilerleyen bitlerin temel bulaşma yolu, uzun süreli ve doğrudan kafa kafaya temas olarak öne çıkıyor. Bir bitin bir kişinin saçından başka bir kişinin saçına geçmesi yaklaşık 30 saniye içinde gerçekleşebiliyor.

Okul bahçesinde, parkta ya da aile buluşmalarında oyun oynayan çocuklar; arkadaşları ve kardeşleriyle sık sık yakın temas kuruyor. Özellikle kız çocuklarının oyun sırasında birbirlerine sarılması veya başlarını birbirine yaklaştırması bulaşma riskini artırabiliyor. Eylül ayında okulların açılmasıyla vakalarda belirgin yükseliş görülse de uzmanlar, çocukların biti yaz tatili sırasında kapmış olabileceğini ifade ediyor.

Baş bitinin neden olduğu kaşıntı ve diğer belirtiler hemen ortaya çıkmayabildiği için parazitin fark edilmesi haftalar sürebiliyor. Şapka, tarak, fırça veya havlu gibi eşyaların ortak kullanımıyla bulaşma ihtimali bulunsa da bitler kafa derisinden uzak kaldıklarında uzun süre yaşayamadıkları için bu yol nadir görülüyor. Bitlerin yalnızca kirli saça yerleştiği yönündeki inanış ise gerçeği yansıtmıyor; araştırmalar, bu parazitlerin temiz ve kirli saç arasında ayrım yapmadığını gösteriyor.

Bit ve sirke nasıl ayırt edilir?

Çocukta baş biti bulunduğunu kesinleştirmenin en güvenilir yolu, saçta canlı ve hareket eden bir bit görmektir. Yetişkin bitler yaklaşık susam tanesi büyüklüğünde olur ve renkleri gri-beyazdan kahverengiye kadar değişebilir. Bit yumurtaları olarak bilinen sirkeler ise çok daha küçük yapıdadır. Genellikle kulak arkasında ve ense çevresinde, saç tellerinin diplerine sıkı biçimde tutunurlar. Kepekten farklı olarak sirkeler saçtan sallanarak ya da basitçe taranarak kolayca uzaklaştırılamaz.

Kontrol için saç ıslak veya kuru haldeyken özel, ince dişli bir bit tarağı kullanılabilir. Tarama işlemi saç diplerinden uçlara doğru, düzenli ve bölümlere ayrılarak yapılmalı; her tarama sonrasında tarak dikkatle incelenmelidir. Kaşıntı ile saç derisinde karıncalanma hissi en sık karşılaşılan belirtiler arasında yer alır. Sürekli kaşımaya bağlı olarak ense ve kulak arkasında küçük, kırmızı kabartılar oluşabilir.

Bununla birlikte yalnızca kaşıntı görülmesi bit bulunduğu anlamına gelmez. Bazı kişilerde ise hiç kaşıntı yaşanmayabilir. İngiliz Dermatologlar Derneği’nden Dr. Leila Asfour, saçta canlı bit görülmeden tedaviye başlanmaması gerektiğini ve bit ürünlerinin koruyucu amaçla kullanılmasının doğru olmadığını vurguluyor.

Geleneksel ilaçlara karşı “süper bit” direnci

Birçok ebeveyn, bit fark edildiğinde doğrudan eczanelerde satılan hazır ürünlere başvuruyor. Dr. Burgess ise tedavide kullanılan ürünün içeriğinin belirleyici olduğunu söylüyor. Permethrin ve malathion gibi kimyasal maddelerle yıllar boyunca karşılaşan bitlerin, zaman içinde bu maddelere direnç geliştirdiği ve buna bağlı olarak evrimleştiği belirtiliyor.

İngiltere’de yürütülen araştırmalar, söz konusu kimyasallara karşı yaygın direnç oluştuğunu ve bu nedenle “süper bit” kavramının ortaya çıktığını gösteriyor. İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) de permetrin içeren ürünlerin artık etkili olmayabileceğini belirterek bu ürünlerin kullanılmamasını tavsiye ediyor.

Türkiye’de de permetrin direnci tespit edildi

Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, uzun yıllardır baş biti tedavisinde kullanılan permetrin ve benzeri piretroid grubu ilaçların etkisinin dünyanın birçok bölgesinde azaldığını ifade ediyor. Dündar’a göre bu durumun başlıca nedenlerinden biri, bitlerin söz konusu maddelere karşı genetik direnç geliştirmesi.

“Bunun en önemli nedenlerinden biri, bitlerin bu maddelere karşı genetik direnç geliştirmesi. Türkiye’de yapılan çalışmalar da permetrin direnciyle ilişkili genetik mutasyonların baş bitlerinde bulunduğunu gösteriyor. Türkiye'deki çalışmalar, özellikle İstanbul'da permetrine dirençle ilişkili genetik mutasyonların çok yüksek oranlarda bulunduğunu gösteriyor” diyen Dündar, canlı bit görülmeye devam edilmesi halinde direnç ihtimalinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Dündar, ürün talimatlara uygun ve önerilen süre boyunca kullanıldığı halde canlı bitlerin görülmeyi sürdürmesi durumunda direnç olasılığının akla gelmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye’de 2015-2022 dönemini inceleyen bir çalışmada, permetrin, piretrin ve benzeri farmakolojik etkili ürünlerin kullanımının belirgin biçimde azaldığı; fiziksel mekanizmayla etki gösteren dimetikon içerikli ürünlerin kullanımının ise iki katından fazla arttığı görüldü.

Uzman, tedavinin başarılı olabilmesi için uygulamanın uygun zamanda tekrarlanması, ince dişli bit tarağından yararlanılması ve aynı evde yaşayan kişilerin tamamının kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor.

En güvenilir yöntem: Düzenli ıslak tarama

Uygulaması zahmetli olsa da birçok uzman, baş bitlerini ortadan kaldırmada en güvenilir yöntemin ıslak tarama olduğunu kabul ediyor. Bu yöntemde bitler fiziksel olarak saçtan uzaklaştırıldığı için parazitlerin kimyasal ilaçlarda olduğu gibi direnç geliştirmesi mümkün olmuyor.

London School of Hygiene & Tropical Medicine tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, sistematik biçimde uygulanan ıslak taramanın vakaların yüzde 57’sinde tamamen temizlik sağladığını ortaya koydu. Bazı kimyasal ilaçlarda ise başarı oranı yüzde 13’te kaldı. Ancak tek seferlik tarama yeterli görülmüyor. NHS, işlemin 1, 5, 9 ve 13. günlerde tekrarlanmasını, 17. günde de son bir kontrol yapılmasını öneriyor.

Dr. Burgess, kullanılacak bit tarağındaki diş aralığının 0,3 milimetreden geniş olmaması gerektiğini belirtiyor. Daha geniş aralıklı taraklar, yeni çıkmış ve küçük boyutlu bitlerin dişlerin arasından kaçmasına izin verebiliyor. Evde yaşayan herkesin kontrol edilmesi ve canlı bit tespit edilen kişilerin aynı anda tedaviye başlaması da yeniden bulaşmayı önlemek açısından önem taşıyor.

Evde kapsamlı dezenfeksiyon gerekmiyor

Çocukta bit tespit edildiğinde evin tamamını baştan sona dezenfekte etmek, çarşafları kaynar suyla yıkamak veya pelüş oyuncakları temizlemek gerekmiyor. Baş bitleri, insan kafa derisinin sıcaklığına ve nemine uyum sağlayan canlılar. İnsan vücudundan ayrıldıklarında kısa sürede güçlerini kaybediyorlar.

Dr. Burgess, yatağa düşen bir bitin 8 ila 12 saat içinde susuz kalarak öleceğini belirtiyor. Bu nedenle ailelerin zamanını büyük çaplı ev temizliği yerine tüm bireylerin saçlarını kontrol etmeye ayırmasının daha yararlı olduğu ifade ediliyor. Çünkü bulaşma neredeyse tamamen doğrudan kafa kafaya temas yoluyla gerçekleşiyor.

Lavanta yağı ve bit kovucular koruma sağlamıyor

Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, lavanta yağı, “bit kovucu” spreyler ve bit tokalarının baş bitine karşı güçlü ve güvenilir biçimde koruma sağladığını gösteren yeterli kanıt bulunmadığını söylüyor. Ona göre asıl korunma yöntemi saça herhangi bir ürün sürmek değil; yakın teması azaltmak ve çocuğun saçını düzenli aralıklarla kontrol etmek.

Lavanta yağıyla ilgili internet ortamında yer alan bilgilerin yanıltıcı olabileceğini belirten Dündar, laboratuvar çalışmalarında lavanta ve bazı uçucu yağların bitleri uzaklaştırabildiği ya da öldürebildiğine ilişkin sonuçlar elde edildiğini aktarıyor. Ancak laboratuvar koşullarındaki bu etkinin, okul ortamında çocuğu bitten koruyacağı anlamına gelmediğini vurguluyor.

Dündar, lavanta ve çay ağacı yağı içeren bazı ürünlerin mevcut bitin tedavisinde etkili olduğunu gösteren araştırmalar bulunduğunu, hatta randomize bir çalışmada belirli bir lavanta-çay ağacı yağı preparatının tedavi amacıyla kullanıldığında yüksek başarı sağladığını ifade ediyor. Ancak bu sonuçların, “çocuğun saçına lavanta sürerseniz bit kapmaz” şeklinde yorumlanamayacağının altını çiziyor.

“Lavanta kokulu, mentollü, uçucu yağ içeren veya bitleri uzaklaştırdığı iddia edilen tokaların okul ortamında bit bulaşmasını anlamlı şekilde azalttığını gösteren güvenilir klinik kanıt bulunmuyor” diyen Dündar, söz konusu ürünleri dermatolog olarak kanıtlanmış koruyucu araçlar arasında görmediğini belirtiyor.

Korunmak için yakın teması azaltın

Dr. Dündar’a göre alınabilecek en önemli önlem saç saça teması azaltmak. Çocukların oyun sırasında birbirlerine yaslanması, sarılması, birlikte uzanması ve başların birbirine yaklaştığı oyunlar bulaşma açısından risk taşıyor. Tarak, fırça ve saç aksesuarlarının ortak kullanılmaması da önem taşıyor.

Okulların açıldığı dönemde periyodik saç kontrolü yapılması gerektiğini belirten Dündar, özellikle sınıfta aktif vaka bulunduğu zamanlarda çocukların düzenli olarak incelenmesini ve bu kontrolde ince dişli bit tarağı kullanılmasını öneriyor.

Bitlenen çocuk okuldan uzaklaştırılmalı mı?

Okullarda zaman zaman bit tespit edilen çocukların eve gönderildiği veya akranlarının önünde zorbalığa maruz kaldığı görülüyor. Dr. Makbule Dündar, canlı bit tespit edilen çocuğun o anda okuldan gönderilmesinin tıbbi açıdan zorunlu olmadığını belirtiyor. Çocuğun okul gününü tamamlayabileceğini, eve döndüğünde uygun tedaviye başlanması ve tedavi başladıktan sonra okula dönmesinin mümkün olduğunu ifade ediyor.

“Bitlenen bir çocuğun o anda okuldan gönderilmesi tıbben zorunlu değildir. Çocuk gününü okulda tamamlayabilir; eve gidince uygun tedavi başlanır ve tedavi başladıktan sonra okula dönebilir. ‘Sirke tamamen bitene kadar okula gelmesin’ şeklindeki yaklaşımı da önermemekteyim” diyen Dündar, uygulanması gereken protokolü şöyle sıralıyor:

1- Öncelikle canlı bit bulunduğu doğrulanmalı. Saçta görülen her beyaz parçanın otomatik olarak bit veya sirke kabul edilmemesi gerekiyor.

2- Durum, çocuk utandırılmadan ve sınıf arkadaşlarının önünde teşhir edilmeden ailesine bildirilmeli. Baş biti kötü hijyenin göstergesi olmadığı gibi ciddi bir hastalık da taşımıyor.

3- Aynı gün uygun tedaviye başlanmalı. Kullanılacak ürünün yaş sınırı ve kullanım talimatı dikkate alınmalı. Bazı ürünlerde yaklaşık 7-10 gün sonra ikinci uygulama yapılması gerekiyor.

4- Evde yaşayan aile bireyleri ile yakın temaslı kişiler kontrol edilmeli; canlı bit bulunan herkes tedavi edilmelidir.

5- Tarak, şapka ve havlu gibi başla temas eden eşyalar ortak kullanılmamalı. Son iki gün içinde kullanılan çarşaf ve havlu gibi yıkanabilir ürünler temizlenebilir; evin böcek ilacıyla ilaçlanmasına gerek yok.

6- Çocuğun okula dönmesi için bütün sirkelerin temizlenmesi beklenmemeli. Tedaviye başlanmış olması temel ölçüt olarak kabul edilmeli.

Kaşıntının geç başlaması biti dışlamıyor

İlk kez bitlenen çocuklarda kaşıntı hemen başlamayabilir ve belirti 4 ila 6 hafta sonra ortaya çıkabilir. Daha önce bitlenmiş kişilerde ise vücudun duyarlılığı nedeniyle kaşıntı daha erken görülebilir. Bu nedenle çocuğun kaşınmaması, saçında bit bulunmadığı anlamına gelmiyor.

Psikolojik açıdan da çocuğu bit nedeniyle okuldan uzaklaştırmak veya arkadaşlarının önünde “bulaşıcı” ya da “temiz olmayan” çocuk gibi göstermemek gerekiyor. Uzmanlar, mahremiyetin korunmasını ve tedavinin hızlı biçimde başlatılmasını daha doğru yaklaşım olarak değerlendiriyor. Okul yönetimlerinin amacı çocuğu damgalamak değil, tedavi sürecini kolaylaştırmak ve akran zorbalığını önlemek olmalı.

İlaçtan sonra bit görülmesi ne anlama geliyor?

Ailelerin sık dile getirdiği “İlacı uyguladık ancak bitler bir hafta sonra yeniden ortaya çıktı” şikâyeti, her zaman yeni bir bulaşma yaşandığını göstermiyor. Dr. Dündar, ilk uygulamada yumurtaların tamamı etkisiz hale gelmediyse yaklaşık 7-10 gün sonra yeni bitlerin ortaya çıkabileceğini belirtiyor.

Bitlerin yeniden görülmesinin diğer nedenleri arasında ürünün talimatlara uygun kullanılmaması, ikinci uygulamanın atlanması, ıslak taramanın yarıda bırakılması veya gerçekten yeniden bulaşma yaşanması bulunuyor.

Dündar, ailelerin ilaç kutusundaki prospektüste yer alan uygulama adımlarını eksiksiz yerine getirmesi gerektiğini vurguluyor. Yumurtaları öldürmeyen ürünlerde genellikle 7-9 gün sonra ikinci uygulama yapılması gerekiyor; ancak uygulanacak süre ürünün içeriğine göre değişebiliyor.

“İlaçtan sonra ince dişli bit tarağıyla düzenli kontrol/tarama yapılmalı. Tedaviden sonra 2–3 hafta boyunca 2–3 günde bir saçın kontrol edilmesi ve canlı bitlerin/sirkelerin uzaklaştırılması gerekiyor” diyen Dündar, tedavi sonrasında da düzenli takibin sürdürülmesi gerektiğini belirtiyor.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...