KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • 32 ülkeden 7 bin 200 pilotun katıldığı ankette, yarıdan fazlası yorgun uçtuğunu, yüzde 76'dan fazlası ise son dört haftada kokpitte mikrouyku yaşadığını bildirdi. Pilotların yalnızca yüzde 12'si yorgunluk raporlama sistemlerine güvendiğini söyledi.

Uçuş ekiplerinde yorgunluk, havacılık emniyetini etkileyen süregelen sorunlardan biri. Haziran 2026'da yayımlanan Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı (EASA) raporu da pilot yorgunluğunu en kalıcı ve belirgin emniyet kaygıları arasında gösterdi. Raporda uçuş planlaması, kısa süre önceden bildirilen vardiya değişiklikleri ve uçuş görev sürelerinin planlanan sınırları aşmasına kaptanların takdir yetkisiyle izin verilmesi, yorgunlukla bağlantılı operasyonel ve sosyoekonomik etkenler olarak sıralandı.

Yorgunluk; akut uyku kaybı, uzun ya da yoğun uçuş görevleri ve görevler arasında art arda yetersiz dinlenme süreleri sonucunda ortaya çıkabiliyor. Zamanla biriken yorgunluk ayrıca özel bir risk taşıyor: Pilotlar, kümülatif yorgunluğun performanslarını ne ölçüde etkilediğini, kısa süreli uykusuzluğun sonuçlarına kıyasla önceden fark etmekte daha fazla zorlanabiliyor.

Avrupa Kokpit Birliği'nin (ECA) yeni anketi, bu risklere karşın yorgunluğun sektörde yeterince bildirilmediğine işaret etti. Havacılık danışmanlığı şirketi Baines Simmons'ın yürüttüğü çalışmada 32 ülkeden 7 bin 200 pilotun yanıtları toplandı. Katılımcıların yarısından fazlası yorgun halde uçuş yaptığını söylerken, yüzde 76'dan fazlası son dört haftada kokpitte en az bir kez mikrouyku yaşadığını belirtti.

Yorgunluğu bildirme kararında iş kaygısı etkili

ECA, yorgunluğun kokpitte başın öne düşmesi, gözleri açık tutmakta güçlük, uyanıklığın azalması ve mikrouyku gibi belirtilerle kendini gösterebildiğini kaydetti. Mikrouyku, kısa süreli ve kişinin isteği dışında gerçekleşen uyku epizotları olarak tanımlanıyor.

Ankete katılan pilotların yarısından fazlası, son üç ayda en az bir uçuşu yaptıktan sonra geriye dönüp değerlendirdiğinde, yorgunluğu nedeniyle kendisini uçuşa elverişsiz ilan etmesi gerektiğini fark ettiğini aktardı. Başka bir deyişle, bu değerlendirme uçuş tamamlandıktan sonra yapıldı.

Pilotların yorgunluk nedeniyle uçuşa elverişsiz olduklarını bildirmesinin önündeki engeller arasında olumsuz sonuçlarla karşılaşma endişesi ve raporlama mekanizmalarına duyulan güvenin düşük olması öne çıktı. Katılımcıların yüzde 47'si yönetimin vereceği tepkiden kaygı duyduğunu belirtti. Yüzde 44'ü dikkatleri üzerine çekmek istemediğini, yüzde 35'i ise işverenini zor durumda bırakmaya gönüllü olmadığını söyledi.

“Pilotlar kariyerlerine ilişkin sonuçlardan çekindiğinde, yorgunluk raporlanmıyor ve risk yeniden kokpite dönüyor” diyen ECA Yönetim Kurulu Üyesi Kaptan Coen George, bildirim yapılmamasının riskin sürmesine yol açtığına dikkat çekti.

Raporlama bilgisi var, sisteme güven sınırlı

Yorgunluk risklerine ilişkin farkındalık, bildirimlerin ve bunlara bağlı değişikliklerin yaygın olduğu anlamına gelmiyor. Pilotların yüzde 82'si yorgunluk raporunu nasıl ileteceğini bildiğini ifade etmesine rağmen, raporlama sistemine güvendiğini söyleyenlerin oranı yalnızca yüzde 12'de kaldı. Yorgunluk bildirimlerinin emniyeti artıracak operasyonel değişiklikler sağladığını belirtenlerin oranı da yüzde 11 oldu.

Katılımcıların yarısı, görev yaptıkları havayolunda yorgunluk risklerinin yeterince yönetilmediğini ya da hiç yönetilmediğini dile getirdi. EASA da raporunda, bildirimlerin niteliğini ve yorgunluk konusundaki farkındalığı artıracak hedefli emniyet çalışmalarının önemini vurguladı. Ajans ayrıca personelin azarlanma korkusu taşımadan yorgun olduğunu bildirebileceği bir işyeri kültürünün geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...