Haberin öne çıkan noktaları
- Van Gölü'nde cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturmada, otopsi raporundaki rokuronyum bulgusu ile kaybolmadan kısa süre önce yapılan Instagram yazışmaları yeniden gündeme geldi. Aile avukatları delillerin geç incelendiğini savunurken, soruşturmanın farklı ihtimaller yönünde genişletilmesini istiyor.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in Van Gölü'nde bulunan cansız bedeninin üzerinden iki yıl geçti. Kabaiş ailesinin adalet arayışı devam ederken, otopsi raporunda yer alan rokuronyum bulgusu ve genç kadının Instagram hesabından ulaşılan son yazışmalar, soruşturmanın seyrine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Ailenin avukatları, soruşturma boyunca bazı delillerin toplanması ve değerlendirilmesi aşamalarında ihmaller yaşandığını öne sürüyor. Avukatlar ayrıca elde edilen kimi bulguların, olayın yalnızca intihar ihtimali üzerinden değerlendirilemeyeceğine ve farklı senaryoların da araştırılması gerektiğine işaret ettiğini belirtiyor.
Rokuronyum bulgusu nasıl değerlendiriliyor?
Dosyanın en çok tartışılan unsurlarından biri, Kabaiş'in midesiyle iç organlarında rokuronyum adlı anestezik maddeye ait kalıntıların bulunduğu iddiası oldu. Ameliyatlarda kullanılan rokuronyum, geçici felç etkisi oluşturan güçlü bir ilaç olarak biliniyor. Aile avukatları, bu maddenin tespit edilmesinin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yeni ihtimallerin araştırılmasını gerektirdiğini savunuyor.
Adli Tıp Kurumu'nun 6 Ekim 2024 tarihli raporunda ise rokuronyumun, Kabaiş'in 11 Eylül'de Dicle Üniversitesi'nde geçirdiği kulak ameliyatı sırasında uygulanmış olabileceği belirtildi. Raporda, söz konusu maddenin iki ay boyunca vücutta tespit edilebileceği değerlendirmesine yer verildi.
Rapordaki değerlendirme şu ifadelerle aktarıldı: “Tespit edilen rokuronyumun ameliyat esnasında verilen anestezik madde olduğu ve iki ay süreyle vücutta tespit edilebileceğinin tıbben bilindiği… mevcut verilerle kişinin zehirlenerek öldürüldüğü tıbbi delillerinin bulunmadığı…”
Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut ise bu görüşe katılmıyor. Çok sayıda uzman hekimin değerlendirmesine başvurduğunu söyleyen Karabulut, ilacın ameliyattan 34 gün sonra vücutta bulunmasının mümkün olmadığını ileri sürdü. Karabulut, rokuronyumun damar yoluyla verildiğini ve birkaç saat içinde vücuttan atıldığını belirterek, midedeki varlığın ilacın ağız yoluyla alınmış olabileceği ihtimalini güçlendirdiğini savundu.
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cenap Ekinci de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, rokuronyumun midede bulunmasını açıklayan bilimsel bir verinin olmadığını ifade etti. Ekinci, Adli Tıp Kurumu'nun değerlendirmesini “doğrulanması gereken bir varsayım” olarak nitelendirdi.
Instagram yazışmaları ve şüpheli olarak gösterilen kişi
Soruşturmanın dikkat çeken diğer başlığı ise Rojin Kabaiş'in Instagram hesabındaki son mesajlar oldu. Aile, bu yazışmalara Kabaiş'in annesi adına kayıtlı SIM kart üzerinden ulaşıldığını belirtiyor.
Emniyet Siber Bilişim uzmanlarınca hazırlanan 26 Haziran 2025 tarihli raporda, hesaptan elde edilen mesajlaşmalara yer verildi. Rapora göre Kabaiş, ortadan kaybolmasından yaklaşık 15 dakika önce iki makul şüpheliden biriyle iletişim kurdu.
Avukat Abdurrahman Karabulut, Kabaiş'in bu kişiye “hocam” şeklinde hitap ettiğini ve söz konusu kişinin genç kadınla temas kuran son kişi olduğunu öne sürdü. Karabulut, iki kişi arasındaki görüşmelerin 14.52 ve 18.48'de gerçekleştiğini, Kabaiş'in kaybolmasından hemen önce de mesajlaşmanın sürdüğünü belirtti. Şüpheli olarak değerlendirilen kişinin hesabını kapatmasının ardından dosyada makul şüpheli konumuna geldiğini savundu.
Aile, aynı ismi taşıyan iki kişinin gözaltına alınarak DNA örneklerinin alınması amacıyla savcılığa başvurdu. Bu başvurunun adli tatilin sona ermesinin ardından işleme alınması bekleniyor.
Şüphelilere ilişkin avukatların iddiaları konusunda Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görüşüne başvuruldu ancak haber hazırlanana kadar başsavcılık tarafından herhangi bir açıklama yapılmadı.
Bazı haberlerde, Kabaiş ile mesajlaştığı ileri sürülen M.Ç'nin Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yaptığı iddia edilmişti. Fakülte yönetimiyle yapılan görüşmede bu iddia kabul edilmedi. Fakülte tarafından, Rojin Kabaiş'in kaybolduğu tarihlerde M.Ç. isimli bir asistan ya da araştırma görevlisinin bulunmadığı, aynı ismi taşıyan asistanın ise 2018'de uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra başka bir kente atandığı belirtildi.
Şanlıurfa'da görev yapan uzman hekim M.Ç. de sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada hedef gösterildiğini duyurdu. M.Ç., çeşitli internet siteleri ve sosyal medya hesapları hakkında suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
DNA bulguları, aile açıklamaları ve soruşturmanın olası sonuçları
Rojin Kabaiş'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA bulunduğu daha önce açıklanmıştı. Aile avukatları, bu bulgunun soruşturma kapsamında kamuoyuna ve aileye geç bildirildiğini ileri sürüyor. Avukatlar, “Bedende iki ayrı erkek DNA'sı bulunmasına rağmen ATK bunu dokuz ay sonra açıkladı. DNA'ların yeri bir yıl sonra bildirildi. Bu nedenle ATK'den şikayetçi olduk.” ifadelerini kullandı.
Adli Tıp Kurumu yetkilileri ise yöneltilen sorulara doğrudan yanıt verme yetkilerinin bulunmadığını belirtti. Yetkililer, avukatların itirazlarını mahkeme yoluyla gündeme getirebileceğini ifade etti. Rokuronyumun vücuttaki tespit süresi, midedeki bulgunun nasıl açıklanacağı, Instagram yazışmalarının niteliği ve DNA örneklerinin kimlere ait olduğu, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında değerlendirilmesi beklenen başlıklar arasında bulunuyor.
Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, kızının intihar ettiği yönündeki iddiaları kabul etmiyor. Son gelişmelerin aile üzerindeki acıyı derinleştirdiğini belirten baba Kabaiş, “Midesinde bulunan bu ilaçla acaba kızımı işkence ederek mi öldürdüler diye kahroluyoruz.” dedi.
Nizamettin Kabaiş ayrıca son aylarda ev adresinin de bulunduğu tehdit mesajları aldığını açıkladı. Baba Kabaiş, “Davadan vazgeçmem için 'seni de Rojin'in yanına gömeriz' diye tehdit ettiler. Katiller bulunana kadar durmayacağım.” ifadelerini kullandı.
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024'te kaldığı yurttan ayrılmış, cansız bedeni 18 gün sonra kilometrelerce uzakta bulunmuştu. Otopsi raporunda ölüm nedeni “suda boğulma” olarak kayda geçirilmişti.
Van ve Diyarbakır barolarının başvurularının ardından Kabaiş'in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA bulunduğu tespit edilmişti. Ailenin girişimi üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek de Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın dosyaya dahil olduğunu açıklamıştı.
Kabaiş ailesi, 5 Temmuz 2026'da Edirne Cezaevi'nde eski HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüştü. Demirtaş, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Bir DNA tespit edilmişse kimse intihar diyemez” demişti.


Yorumlar 0