Savaşların en görünür yüzü yıkılan binalar ve kaybedilen hayatlar olsa da, çatışmaların uzun vadede bıraktığı en büyük izlerden biri sağlık alanında yaşanıyor. İran ve Filistin’de devam eden çatışmalar, özellikle kadınlar ve çocuklar için hayati riskler doğururken, sağlık sistemlerinin çökme noktasına gelmesi milyonlarca sivili temel sağlık hizmetlerinden mahrum bırakıyor. Uzmanlar, çatışmalar uzadıkça yalnızca can kayıplarının değil, önlenebilir hastalıklar ve tedavi edilemeyen sağlık sorunlarının da hızla arttığına dikkat çekiyor.

Hastaneler hizmet veremiyor

Çatışmalar nedeniyle birçok hastane ve sağlık merkezi ya tamamen kullanılamaz hale geldi ya da sınırlı kapasiteyle hizmet vermeye devam ediyor. Elektrik kesintileri, yakıt sıkıntısı, ilaç ve tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle ameliyatlar erteleniyor, yoğun bakım üniteleri ise büyük zorluklarla ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Sağlık çalışanlarının da saldırılar nedeniyle hayatını kaybetmesi veya görev yapamaz duruma gelmesi, bölgedeki sağlık hizmetlerini daha da kırılgan hale getiriyor. Güvenli ulaşımın sağlanamaması nedeniyle birçok hasta tedaviye zamanında ulaşamıyor.

Hamile kadınlar büyük risk altında

Savaş ortamında en ağır yükü taşıyan gruplardan biri de hamile kadınlar. Düzenli gebelik kontrollerine gidemeyen binlerce anne adayı, doğum sürecini sağlıksız koşullarda geçirmek zorunda kalıyor. Doğumhanelerde yaşanan ekipman eksikliği, ilaç yetersizliği ve sağlık personeli açığı anne ve bebek ölümleri riskini artırıyor.

Yetersiz beslenme, temiz suya erişimde yaşanan sorunlar ve sürekli devam eden stres, erken doğum ve düşük vakalarının artmasına neden oluyor. Uzmanlar, savaşın yalnızca bugünkü doğumları değil, gelecek nesillerin sağlığını da olumsuz etkileyebileceğini belirtiyor.

Çocuklar hastalıklarla da mücadele ediyor

Savaşın ortasında kalan çocuklar yalnızca bombardıman tehdidiyle değil, salgın hastalıklar ve yetersiz beslenmeyle de karşı karşıya bulunuyor. Kalabalık geçici barınma alanlarında yaşamlarını sürdüren aileler, temiz içme suyuna ve hijyen koşullarına erişmekte büyük zorluk yaşıyor.

Bağışıklık sistemi zayıflayan çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları, ishal ve bulaşıcı hastalıkların görülme riski artarken, aşı programlarının aksaması yeni sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Çocuk psikologları ise sürekli şiddete tanık olan çocukların uzun yıllar sürebilecek travmalar yaşayabileceğine dikkat çekiyor.

Sağlık hakkı savaşın gölgesinde kaldı

İnsani yardım kuruluşları, kadınlar ve çocukların temel sağlık hizmetlerine erişiminin sağlanabilmesi için güvenli yardım koridorlarının oluşturulmasının hayati önem taşıdığını vurguluyor. Anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinin yeniden işler hale getirilmesi, ilaç ve tıbbi malzeme tedarikinin sağlanması ile temiz su ve beslenme desteğinin artırılması çağrıları her geçen gün daha da güçleniyor.

Savaş bölgelerinde yaşanan tablo, çatışmaların yalnızca cephede değil, hastane koridorlarında, doğumhanelerde ve çocuk servislerinde de derin yaralar açtığını gösteriyor. Kadınlar ve çocuklar için sağlık hizmetlerine erişimin yeniden güvence altına alınması, bölgedeki insani krizin hafifletilmesi açısından en acil ihtiyaçların başında geliyor.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...