Haberin öne çıkan noktaları
- Scope Ratings, Türkiye’nin uzun vadeli kredi notunu BB- ve görünümünü durağan olarak teyit ederken enflasyon, rezervler ve finansal kırılganlıklara dikkat çekti. Kuruluş, tek haneli enflasyona geçişin 2029’a kalmasını bekliyor ve bu takvimi dahi iyimser buluyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Scope Ratings, Türkiye’nin uzun vadeli yerel ve yabancı para cinsinden kredi notunu BB-, not görünümünü ise durağan seviyede bıraktı. 23 Ekim Cuma gecesi duyurulan değerlendirmede sıkı para politikası ile mali disiplin notu destekleyen başlıca unsurlar olarak öne çıkarken yüksek enflasyon, azalan döviz rezervleri ve finansal piyasalardaki kırılganlıklar risk başlıkları arasında sıralandı.
Scope’un değerlendirmesinde önümüzdeki iki yıla ilişkin faiz ve enflasyon beklentileri de yer aldı. Kuruluş, fiyat artış hızındaki gerilemenin süreceğini ancak hedeflere ulaşılmasının zaman alacağını öngördü. Son dönemde yatırım fonları çevresinde yaşanan gelişmelerin finansal sistem üzerindeki olası etkileri de incelemenin kapsamına girdi.
Faiz ve enflasyon görünümü
Scope Ratings, Türkiye’de yıllık ortalama enflasyonun 2027’de yüzde 25’e, 2028’de ise yüzde 20’ye düşmesini bekliyor. Para politikası tahminlerine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının politika faizi 2026 sonunda yüzde 35’e, 2027 sonunda yüzde 30’a gerileyebilir.
Merkez Bankası 22 Ekim’de politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirmişti. Scope’un yıl sonu öngörüsü, mevcut seviyeden 100 baz puan daha indirim yapılabileceğine işaret ediyor. Bu oran kuruluşun tahminini yansıtıyor; TCMB’nin ilerleyen toplantılarda alacağı kararların kesinleştiği anlamına gelmiyor.
Enflasyon görünümünü etkileyen unsurlara ilişkin değerlendirmede, ABD ile İran arasındaki çatışmanın enerji fiyatları üzerinden baskı yaratarak dezenflasyon sürecini yavaşlattığı belirtildi. Öte yandan ekonomik faaliyetin ivme kaybetmesi, Türk lirasındaki değer kaybının sınırlı kalması ve akaryakıt vergilerinde yapılan düzenlemeler fiyat artışlarını azaltıcı etkenler olarak gösterildi.
Eylül ayında yıllık enflasyonun yüzde 29,7’ye inmesi Scope tarafından olumlu karşılandı. Ancak tek haneli enflasyon hedefinin 2029’a ötelenmiş olması ve bu tarihe ilişkin beklentinin mevcut koşullarda bile iyimser görünmesi, kuruluşun dikkat çektiği temel uyarılardan biri oldu. Böylece enflasyondaki yön olumlu değerlendirilirken düşüşün hızına ilişkin temkinli bir tablo çizildi.
Fonlar ve rezervler
Türkiye’de yatırım fonları ve portföy yönetim şirketleri çevresinde son dönemde yaşanan sorunlar da Scope’un analizinde ele alındı. Bazı fonların işlemlerinin durdurulması ve tasfiye ihtimalinin gündeme gelmesi, finansal istikrar açısından takip edilen gelişmeler arasında gösterildi.
Kuruluş, söz konusu fonların yönettiği varlıkların yaklaşık 20 milyar dolar olduğunu tahmin etti. Bu miktarın milli gelirin yaklaşık yüzde 0,7’sine karşılık gelmesi, doğrudan ekonomik büyüklük bakımından sınırlı bir etkiye işaret ediyor. Bununla birlikte fon piyasasındaki sorunların yatırımcı güveni ve finansal gözetim açısından önemini koruduğu vurgulandı.
Rapora göre TCMB, likidite desteği ve makroihtiyati tedbirlerle piyasaların düzenli çalışmasına katkı sağlıyor. Finansal İstikrar Komitesi de mevcut riskleri sınırlı ve kontrol edilebilir düzeyde görüyor. Bu çerçevede Scope, fon piyasasındaki gelişmeleri Türkiye’nin kredi notunu tek başına doğrudan değiştirecek ölçekte sistemik bir tehdit olarak değerlendirmedi.
Finansal sektörde izlenmesi gereken riskler fon piyasasıyla sınırlı değil. Yüksek dolarizasyon, kredi hacmindeki büyüme, şirketlerin döviz pozisyonlarının bozulması ve takipteki krediler üzerindeki baskı da kuruluşun sıraladığı diğer kırılganlıklar arasında yer aldı.
Scope, uluslararası rezervleri ve Türk lirasının iç ve dış gelişmeler karşısındaki hassasiyetini kredi notunu sınırlayan temel etkenlerden biri olarak tanımladı. Kuruluşun hesaplamasına göre swap hariç net yabancı varlıklar, Şubat 2026’da 66 milyar dolar düzeyindeyken eylül ayında 30 milyar dolara indi.
Yaklaşık 36 milyar dolarlık gerilemede piyasa koşulları ile altın işlemlerinin etkili olduğu belirtildi. Scope ayrıca altın fiyatlarındaki düşüşe ve Merkez Bankasının altın satışlarına dikkat çekti. Buna karşılık 9 Ekim itibarıyla brüt uluslararası rezervlerin 171,6 milyar dolar olduğu kaydedildi.
Brüt rezervler ile swap hariç net yabancı varlıklar farklı göstergeler olarak öne çıkıyor: Brüt rakam toplam varlık büyüklüğünü yansıtırken net yabancı varlıklar merkez bankasının döviz likiditesine başka bir açıdan bakılmasını sağlıyor. Dolayısıyla brüt rezerv seviyesinin yüksek olması, net rezervlerdeki düşüşün beraberinde getirdiği riskleri bütünüyle ortadan kaldırmıyor.
Dış finansman gereksiniminin azalması ve rezerv yeterliliğinin iyileşmesi, Scope’a göre ileride not artışını destekleyebilecek gelişmeler arasında. Buna karşılık rezervlerdeki kaybın belirgin biçimde sürmesi, dış şoklara karşı dayanıklılığın zayıflaması ve finansal istikrar risklerinin büyümesi kredi notu üzerinde aşağı yönlü baskı yaratabilir.
Büyüme ve not riskleri
Scope, Türkiye ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7 büyümesini bekliyor. Kuruluşun tahmini 2027 için yüzde 3,5, 2028 için ise yüzde 3,8 düzeyinde. 2027’deki ekonomik toparlanmada seçim öncesi uygulanabilecek ılımlı mali teşviklerin etkili olabileceği değerlendiriliyor. Buna rağmen bu büyüme oranları, Türkiye ekonomisinin 2010-2019 döneminde kaydettiği yüzde 5,9’luk ortalamanın altında kalıyor.
Cari işlemler açığının milli gelire oranının 2025’teki yüzde 1,9’dan 2026’da yüzde 2,5’e yükselmesi bekleniyor. Scope, bu artışta enerji ithalatındaki yükselişin önemli rol oynayacağını belirtti. Enerji fiyatlarının mevcut seviyelerde kalması ve enflasyonla mücadele politikalarının devam etmesi halinde cari açığın 2027 ve 2028’de de yüzde 2,5 civarında seyretmesi öngörülüyor.
Kamu maliyesi tahminlerinde Scope, genel yönetim bütçe açığının 2026-2031 döneminde milli gelire oranla ortalama yüzde 3,5 olacağını hesapladı. Aynı süreçte faiz dışı açığın ortalama yüzde 0,5 düzeyinde kalması, kamu borcunun milli gelire oranının ise 2031’e kadar yaklaşık yüzde 25 seviyesinde dengelenmesi bekleniyor.
Kuruluş, faiz ödemelerinin kamu gelirlerindeki payının yükselmesini de mali görünüm açısından izlenmesi gereken bir unsur olarak değerlendirdi. Bu oranın 2025’te yüzde 8,8’den 2031’de yüzde 10,1’e çıkabileceği tahmin ediliyor. Kamu borcunun milli gelire oranı görece düşük kalsa da finansman maliyetlerinin bütçe üzerindeki baskısının sürmesi bekleniyor.
Scope’un durağan görünüm kararı, önümüzdeki 12 ila 18 ay içinde Türkiye’nin kredi notuna yönelik olumlu ve olumsuz risklerin dengede olduğu değerlendirmesini ifade ediyor. Türkiye’nin uzun vadeli BB- notu yatırım yapılabilir seviyenin altında bulunuyor. Kuruluşun not skalasında yatırım yapılabilir en düşük derece olan BBB-’ye ulaşmak için üç basamaklık artış gerekiyor.
Enflasyonun belirgin ve kalıcı biçimde düşmesi, dış finansman ihtiyacının azalması ve uluslararası rezervlerin güçlenmesi not artışını destekleyebilecek koşullar arasında gösterildi. Kamu maliyesinde iyileşme sağlanması ve borçlanma maliyetlerinin hafiflemesi de olumlu değerlendirmeye katkı sunabilecek gelişmeler olarak sıralandı.
Diğer yandan ekonomide sert bir yavaşlama, rezervlerde kayda değer kayıp ve finansal istikrar risklerinin artması not indirimi olasılığını yükseltebilir. İç siyasi istikrarsızlık, güvenlik koşullarının kötüleşmesi ve uluslararası ilişkilerde ciddi gerilimlerin ortaya çıkması da aşağı yönlü riskler arasında yer aldı.
Scope, Türkiye’nin kredi notunu değiştirmeyerek önümüzdeki dönemin temel sınavlarını enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi, rezervlerin yeniden güç kazanması ve para politikası disiplininin korunması olarak ortaya koydu. Özellikle 2027’ye yönelik faiz ve enflasyon tahminleri, ekonomik normalleşmenin sürmesinin beklendiğini ancak sürecin hızlı ilerleyeceğinin düşünülmediğini gösteriyor.


Yorumlar 0