Haberin öne çıkan noktaları
- İstanbul Küçükköy’de Hakan Sayacı’nın silahlı saldırısında yaşamını yitiren Şerife Gezer’in ailesi, sanığın daha önce de genç kadını ve ailesini rahatsız ettiğini söyledi. Aile, uzaklaştırma kararına rağmen gerçekleşen cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasını ve en ağır cezanın verilmesini istedi.
İstanbul’un Şemsipaşa Mahallesi’nde 25 Ağustos Salı günü saat 10.00 sıralarında meydana gelen olayda, Hakan Sayacı, takıntılı olduğu belirtilen Şerife Gezer’in yürüdüğü sırada önünü kesti. Sayacı’nın silahla ateş etmesi sonucu göğsünden ve boynundan yaralanan Gezer, bilinci kapalı halde özel bir hastaneye kaldırıldı. Genç kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinde iki mermi kovanı bulundu. Saldırının ardından silahı başına dayayan Hakan Sayacı ise ekiplerin ikna çalışması sonrasında gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli, adliyeye sevk edildi.
İki Yıllık Taciz İddiası
Şerife Gezer’in ağabeyi Hasan Hüseyin Gezer, Sayacı ile kardeşinin yaklaşık beş yıl önce tanıştığını anlattı. Bir süre sonra iki ailenin görüştüğünü belirten Gezer, karşı tarafın annesinin hastalanması, kolunun kırılması ve babasının rahatsızlanması gibi gerekçeler öne sürdüğünü, kendilerinin de bu ilişkinin yürümeyeceğini düşünerek görüşmeyi sonlandırdıklarını söyledi.
Hasan Hüseyin Gezer, son iki yılda Hakan Sayacı’nın kardeşini ve ailesini sürekli rahatsız ettiğini iddia etti. Şüphelinin mahallede dolaşarak Şerife’nin önünü kestiğini belirten ağabey, kız kardeşinin yaklaşık iki ay önce nişanlandığını, nikâh işlemleri için 10 gün önce arka sokaktaki sağlık ocağına gittiği sırada da Sayacı’nın genç kadının ve nişanlısının önünü kestiğini aktardı.
Bu olay sırasında tartışma çıktığını ve Şerife Gezer’in babasını aradığını ifade eden ağabey, kahvenin önünde yaşanan gelişmelerden kendisinin çalıştığı için haberdar olmadığını söyledi. Sayacı’nın hem kardeşine hem de babasına saldırdığını, polislerin olay yerine gelmesinin ardından şüpheli hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini belirten Gezer, aradan bir hafta ya da 10 gün geçtikten sonra kardeşine kendisini rahatsız eden biri olup olmadığını sorduğunu, Şerife’nin ise “Yok, sen merak etme abi” diye yanıt verdiğini dile getirdi.
Gezer, cinayetten bir gece önce Şerife’nin kendisine meyve ikram ettiğini anlatarak, “Yiyesim yok, canım sıkkın. Sen iyi misin?” dediğini, ertesi sabah ise kardeşinin cenazesini almak zorunda kaldığını söyledi. Hakan Sayacı’nın takıntılı olduğunu ve kendisinin durumdan haberdar olması halinde olayın bu noktaya gelmeyebileceğini belirten ağabey, görüntülerde şüphelinin rahat biçimde dolaşmasını kabullenemediğini ifade etti.
Adalet Talebi
Ailesinin büyük bir yıkım yaşadığını söyleyen Hasan Hüseyin Gezer, “Ben saçının teline kıyamazken bunlar onun başına geldi. Kardeşimi kendi ellerimle toprağa verdim” dedi. Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, hâkimler ve savcılara seslenen Gezer, olayın kapanmamasını ve sorumlunun en ağır biçimde cezalandırılmasını istedi. “Bizim canımız yandı, başkasının canı yanmasın. Anneler ağlamasın, abileri üzülmesin” ifadelerini kullandı.
Şüphelinin saldırıyı planlayarak gerçekleştirdiğini savunan Gezer, olay anına ilişkin görüntüleri izlediğini ve gördükleri karşısında dayanmakta zorlandığını söyledi. Görüntülerde Şerife’nin yardım istediğini, saldırganın ise bir yere girdikten sonra geri dönerek ateş ettiğini belirten ağabey; kapının neden kilitlenmediğini, şüphelinin neden dışarı çıkarıldığını sorguladı.
Uzaklaştırma kararının olaydan yaklaşık 15 gün önce verildiğini belirten Hasan Hüseyin Gezer, buna rağmen Sayacı’nın elinde silahla Küçükköy meydanında rahatça dolaşmasına tepki gösterdi. Kardeşinin “çok adaletsiz ve çok kötü bir şekilde” öldürüldüğünü söyleyen Gezer, şüphelinin saldırı sırasında dinlenerek, dolaşarak ve çay içerek hareket ettiğini öne sürdü. “Kardeşim orada can çekişe çekişe öldü, adam orada çay içe içe onu öldürdü” diyen ağabey, adalet makamlarından en ağır cezanın verilmesini talep etti.
Annenin Feryadı
Şerife Gezer’in annesi Sebahat Gezer de gözyaşları içinde, kızının Hakan Sayacı tarafından sürekli tehdit edildiğini ve bu tehditlerin sonunda canına mal olduğunu söyledi. Şüphelinin ömür boyu cezaevinde kalmasını isteyen anne Gezer, hâkim ve savcılara yalvararak en ağır cezanın uygulanmasını talep etti.
“Ciğerimi yaktılar, gonca gülümü soldurdular” diyerek acısını anlatan Sebahat Gezer, hem kendisinin hem de kızının çok büyük acı yaşadığını dile getirdi. Başka genç kızların ve kadınların zarar görmemesi, başka annelerin de kendi yaşadığı gibi evlat acısıyla ağlamaması için çağrıda bulunan anne Gezer, çocukların öksüz bırakılmamasını istedi.


Yorumlar 0