KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası, A101 çalışanlarının koşullarının iyileştirilmesi amacıyla 11 ilde 15 mağazanın önünde basın açıklaması yaptı. Diyarbakır’daki eylemde ücretsiz içme suyu, oturma hakkı, daha yüksek yemek ücreti ve fazla mesailerin ödenmesi talep edildi.

DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası, A101 çalışanlarının çalışma koşullarının iyileştirilmesi için 11 ilde toplam 15 mağazanın önünde eş zamanlı basın açıklaması gerçekleştirdi. Diyarbakır’daki açıklama, Ofis Mahallesi Ekinçiler Caddesi’nde bulunan bir A101 mağazasının önünde yapıldı. Sendika üyesi Semiha Güler, çalışanların ücretsiz içme suyuna erişmesi, oturma hakkının güvenceye alınması, yemek ücretinin yükseltilmesi ve fazla mesai karşılıklarının ödenmesi gerektiğini söyledi.

Diyarbakır’daki açıklamada çalışma koşulları gündeme geldi

Mağaza önünde konuşan Güler, A101’in Türkiye’nin en büyük zincir marketleri arasında yer aldığını ve büyümesini sürdürürken yüksek kâr sonuçları açıkladığını belirtti. Bu büyümenin arkasındaki çalışanların ise ağır çalışma şartları, hak ihlalleri ve sistematik mobbing iddialarıyla karşı karşıya kaldığını savundu. Güler, açıklamanın amacını, düşük fiyat ve erişilebilirlik söyleminin arkasında bulunduğunu öne sürdüğü çalışma düzenini görünür kılmak ve çalışanların hak taleplerini duyurmak olarak ifade etti.

Güler’in aktardığına göre çalışanlar, düşük ücretlerin yanı sıra İş Kanunu’na ve temel insan haklarına aykırı olduğunu düşündükleri uygulamalarla mücadele ediyor. Personel sayısının yetersiz kaldığını belirten sendika üyesi, bazı mağazalarda iş yükünün iki ya da üç çalışanın omuzlarına bırakıldığını söyledi. Kasiyer olarak işe başlayan bir çalışanın aynı gün mal kabulü yapabildiğini, ağır ürünleri taşıdığını, rafları düzenlediğini, temizlik işleriyle ilgilendiğini ve envanter sayımına katıldığını dile getirdi. Güler, bu görev çeşitliliğinin çalışanlara angarya yüklediğini savundu.

Açıklamada çalışanların gün boyunca ayakta tutulduğu ve oturabilecekleri bir tabureye dahi erişemedikleri iddiası da öne çıktı. Güler, mağazalarda su bulunmasına rağmen çalışanlara ücretsiz içme suyu verilmediğini, işçilerin bu temel ihtiyacın giderilmesi için kendi bütçelerinden harcama yapmak zorunda kaldığını söyledi. Sendikanın talepleri arasında hem suya ücretsiz erişim hem de oturma hakkının güvence altına alınması yer aldı.

Güler, mesai sürelerinin de açıklamada ele alınan başlıklardan biri olduğunu belirtti. Mağazalar açılmadan önce yapılan hazırlıkların ve kapanıştan sonra sürdürülen temizlik ile kasa sayımı işlerinin resmi çalışma süresine eklenmediğini öne sürdü. Bu uygulamalar nedeniyle haftalık 45 saatlik yasal çalışma sınırının aşıldığını savunan Güler, karşılığı ödenmeyen bu çalışmaların fazla mesai ücretlerinin çalışanlara verilmemesi anlamına geldiğini ifade etti.

Yemek ücretinin artırılması istendi

Konuşmasının devamında A101 çalışanlarının beslenme hakkına dikkat çeken Güler, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki binlerce mağazada çalışanların sabah erken saatlerden gece geç vakitlere kadar yoğun emek verdiğini söyledi. Enflasyonun, yaşam maliyetlerinin ve gıda fiyatlarının arttığı mevcut ekonomik koşullarda çalışanlara verilen günlük yemek ücretini yetersiz ve kabul edilemez bulduklarını belirtti. Güler, bu tutarla bir tas çorba ya da basit bir sandviç almanın bile mümkün olmadığını savunarak, çalışanların sağlıklı beslenme hakkının karşılanmadığını ileri sürdü.

Sendika üyesi, mevcut yemek bedelinin çalışanların gün içinde harcadığı enerjiyi karşılayacak tek bir öğün için dahi yeterli olmadığını söyledi. Şirketin yüksek kâr açıklarken çalışanların yemek masrafını karşılamak için zaten yetersiz buldukları maaşlarından harcama yaptığını öne sürdü. Ağır kolileri taşıyan, uzun süre ayakta reyon düzenleyen ve kasa başında görev yapan çalışanların yetersiz beslenme nedeniyle sağlık sorunlarıyla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. Sendika, günlük yemek ücretinin güncel ekonomik şartlara ve gıda enflasyonuna uygun biçimde artırılmasını, çalışanların dengeli beslenmesine imkân verecek gerçekçi bir seviyeye çıkarılmasını ve ücretin her yıl enflasyon oranında yenilenmesini talep etti.

Açıklamada kasa açıkları ve son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerle ilgili uygulamalar da gündeme taşındı. Güler, sistem kaynaklı olduğunu belirttiği kasa açıklarının hukuka aykırı biçimde çalışanların cebinden karşılandığını iddia etti. Son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin kota baskısıyla personele sattırılmaya çalışıldığını, satılamayan ürünlerin ise maaşlardan kesinti yapılarak çalışanlara aldırıldığını öne sürdü. Bu uygulamaların çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdığını savunan sendika, kasa açığı ve ürün satış kotası dayatmalarının sona ermesini istedi.

Sendikadan A101 yönetimine çağrı

Güler, söz konusu uygulamaları yalnızca yönetimsel bir sorun olarak görmediklerini, anayasal çalışma haklarına yönelik bir saldırı niteliği taşıdığını düşündüklerini belirtti. A101 yönetiminin çalışanların geçim sıkıntısından yararlanarak hukuka aykırı olduğunu savundukları uygulamaları şirket politikası haline getirdiğini öne sürdü. Sendika, yetkililere ve yönetime seslenerek çalışanların temel haklarının sağlanması çağrısında bulundu.

Talep listesinde işçilere ücretsiz içme suyu verilmesi, insani koşullara uygun yemek ücreti sağlanması ve oturma, başka bir ifadeyle tabure kullanma hakkının derhal güvenceye alınması yer aldı. Sosyal-İş ayrıca mağaza açılışından önce ve kapanıştan sonra yapılan çalışmalar da dahil olmak üzere tüm fazla mesailerin hesaplanmasını istedi. Güler, her bir dakikalık fazla mesainin ücretinin geriye dönük biçimde ve eksiksiz ödenmesi çağrısı yaptı.

Sendikanın diğer talepleri arasında mobbingin ve çalışanlar üzerindeki psikolojik baskının sona erdirilmesi de bulunuyor. Güler, kasa açıklarının ve son kullanma tarihi yaklaşan ürünlere ilişkin kota uygulamalarının çalışanlara dayatılmamasını istedi. Yemek ücretinin yalnızca artırılmasının değil, her yıl enflasyon oranına göre düzenli biçimde güncellenmesinin de gerekli olduğunu vurguladı.

“Sadaka değil, emeğimizin karşılığını istiyoruz”

Güler, çalışanların şirketin başarı raporlarında bir rakam ya da bilançolarında bir gider kalemi olarak görülebileceğini dile getirdi. Buna karşın işçilerin çalışma hayatında yaşadıklarının, emeklerinin ve ortaya çıkan değerdeki paylarının farkında olduklarını söyledi. A101 yönetiminin önceliğinin kâr, çalışanların önceliğinin ise insanca yaşamak olduğunu belirten Güler, iki tarafın çıkarlarının aynı olmadığını savundu.

Sendika üyesi, çalışanların taleplerinin güzel sözlerle, dergi röportajlarıyla ya da parlak kariyer vaatleriyle geri plana itilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti. İşçilerin haklarının işverenin vicdanına bırakılmasına karşı çıktıklarını söyleyen Güler, taleplerinin bir yardım değil, verilen emeğin karşılığını almak olduğunu vurguladı. Sosyal-İş’in hak ihlallerine maruz kaldığını belirttiği A101 çalışanlarının yanında durmayı sürdüreceğini aktardı.

Güler, çalışanlar insanca çalışma koşullarına kavuşana kadar meydanlarda, sokaklarda ve farklı platformlarda mücadelenin büyütüleceğini söyledi. A101 yönetimini sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve çalışanları sefalete mahkûm ettiğini öne sürdüğü tutumdan vazgeçmeye çağırdı. Açıklama, A101 çalışanlarının yalnız olmadıkları ve emek sömürüsü olarak nitelendirdikleri uygulamaları kabul etmeyecekleri mesajıyla sona erdi.