Haberin öne çıkan noktaları
- Suriye'de devrik Esad rejiminin kimyasal silah programından kalan mühimmat, üretim tesisleri ve kimyasal maddelerin imhası, OPCW gözetiminde başlatıldı. UAEA denetçilerinin incelemelerinde ise yaklaşık 73 ton doğal uranyum metali ile Deyrizor'da nükleer reaktör izine rastlandı.
Suriye'de Beşşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından, uzun yıllar gizli tutulan kimyasal ve nükleer faaliyetlere ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya çıkarıldı. İç savaş sırasında gerçekleştirilen ölümcül gaz saldırılarıyla ilişkilendirilen kimyasal mühimmat ve maddelerin yanı sıra, sinir gazı üretiminde kullanılan kimyasalların bulunduğu tesisler de tespit edildi. Bu unsurların imhası, Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü (OPCW) uzmanlarının gözetiminde yürütülüyor.
Çalışmaların önemi, yalnızca Suriye'nin geçmişteki silah programının kalıntılarının ortadan kaldırılmasıyla sınırlı değil. Söz konusu mühimmat ve maddelerin kontrol dışına çıkması ya da yanlış kişilerin eline geçmesi, Suriye'nin yanı sıra bölge ve dünya açısından da güvenlik riski oluşturuyor. Suriye'nin yeni yönetimi bu nedenle kimyasal silah programından geriye kalan unsurları belirlemeye ve uluslararası kuruluşların denetimi altında imha etmeye başladı.
Esad rejiminin kimyasal silah programına ilişkin ilk operasyon
Suriye'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, OPCW uzmanlarının gözetimindeki imha faaliyetlerinin Esad rejiminin devrilmesinden bu yana gerçekleştirilen ilk operasyon olduğunu açıkladı. Olabi, “Bugün sizlere tarihi bir anı duyurmak istiyorum; OPCW'deki meslektaşlarımızın inceleme çalışmaları kapsamında Suriye'de bulunan bazı kimyasal maddelerin imha sürecinin başlatıldığını bildiriyorum” ifadelerini kullandı.
BM yetkilileri, yürütülen tespit çalışmalarında iç savaş dönemindeki ölümcül gaz saldırılarıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen maddeler ve mühimmatların belirlendiğini bildirdi. Böylece rejimin kimyasal silah programından kalan unsurların yanı sıra, bu programla bağlantılı tesisler de inceleme kapsamına alındı.
Yeni üretim tesisi ve iki depolama alanı belirlendi
BM Silahsızlanma İşlerinden Sorumlu Yüksek Temsilci Izumi Nakamitsu, OPCW'nin 2014 yılından bu yana ilk kez Suriye'deki kimyasal mühimmatların imhasını doğruladığını söyledi. Nakamitsu, Suriye yönetiminin mayıs ayında Esad dönemindeki kimyasal silah programının kalıntılarını tespit ettiğini belirtti.
Yapılan incelemelerde bir kimyasal silah üretim tesisi, sinir gazı imalatında kullanıldığı değerlendirilen yeni bir kimyasal madde ve içi boş kimyasal mühimmat bulundu. Nakamitsu ayrıca, yeni belirlenen tesislerde kullanılan malzemelerin depolandığı iki ayrı kimyasal silah depolama tesisinin de tespit edildiğini açıkladı.
42 hava bombası geri döndürülemez biçimde imha edildi
OPCW, geçen ay Suriye'ye gönderdiği ekiple “üçüncü kategori” kapsamındaki kimyasal silahların imhasını denetledi. Bu çalışma sırasında doldurulmamış mühimmat ile kimyasal silahların serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla kullanılan ekipmanlar incelendi.
İncelemelerin ardından Nakamitsu, OPCW ekibinin 42 hava bombasını geri döndürülemez biçimde imha ettiğini doğruladı. İbrahim Olabi ise bu operasyonun, Suriye topraklarında on yılı aşkın süredir kimyasal maddelerin imha edilmesine yönelik gerçekleştirilen ilk çalışma olduğunu belirtti. Olabi, “Ayrıca bu, Suriye topraklarında kimyasal maddelerin imha edilmesine yönelik on yıldan uzun bir süredir gerçekleştirilen ilk operasyon” dedi.
Suriye yönetimi uluslararası işbirliği mesajı verdi
Olabi, Suriye yönetiminin iki temel hedefe odaklandığını söyledi: Kimyasal silahların yanlış ellere geçmesini engellemek ve bölgesel güvenliği korumak. Suriye'nin BM temsilcisi, güvenliği sağlanan her bölgenin ve tespit edilen her mühimmatın yalnızca Suriye için değil, bütün dünya açısından bir tehdidi ortadan kaldırdığını ifade etti.
Olabi, hesap verebilirlik konusunda uluslararası toplumla işbirliğinin devam edeceğini de belirterek, “Suriye'nin hesap verebilirlik konusundaki tutumu uzlaşmaya veya yoruma açık değildir” açıklamasında bulundu.
Nükleer faaliyetlere ilişkin yeni bulgular
Kimyasal silah kalıntılarının imha süreci başlarken, Esad rejiminin dönemine ilişkin nükleer faaliyet iddiaları da yeni bulgularla gündeme geldi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani daha önce yaptığı açıklamada, rejim döneminden kaldığı değerlendirilen “birkaç ton nükleer madde” bulunduğunu ve bu alanların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerine açıldığını bildirmişti.
Üye ülkelere dağıtılan gizli UAEA raporunda, Suriye'nin geçmişteki nükleer faaliyetleriyle ilgili yeni ayrıntılar yer aldı. Raporda, UAEA müfettişlerinin geçen ay Suriye'deki çeşitli sahalarda doğrulama çalışmaları yaptığı belirtildi. İncelemeler sonucunda, Esad rejiminin uluslararası nükleer anlaşmalar kapsamında UAEA'ya bildirmesi gereken bazı nükleer maddeleri, tesisleri ve faaliyetleri kuruma bildirmediği anlaşıldı.
Deyrizor'da nükleer reaktör ve bağlantılı alanlar
UAEA'nın tespitleri arasında Deyrizor'da inşa halinde bulunan bir nükleer reaktör, nükleer yakıt üretimiyle bağlantılı bir tesis ve yakıt depolama amacıyla kullanıldığı değerlendirilen başka bir saha yer aldı. UAEA müfettişleri 29 Ağustos'ta Deyrizor'daki tesisi ziyaret etti. Yapılan incelemelerde, sahadaki soğutma altyapısının nükleer reaktör yapısıyla uyumlu olduğu doğrulandı.
Müfettişler ayrıca Deyrizor'daki reaktörle bağlantılı üç ayrı alan belirledi. Bu alanlardan ilkinin uranyum dönüştürme veya nükleer yakıt üretimi faaliyetleriyle ilişkili olduğu değerlendirildi. İkinci alanın inşaat malzemelerinin geçici olarak tutulması için kullanıldığı tespit edildi.
Üçüncü alanın ise Deyrizor'daki sahaya taşınan ya da bu sahadan çıkarılan inşaat malzemelerinin geçici depolanmasının yanı sıra, planlanan yeniden işleme faaliyetleriyle bağlantılı olduğu belirtildi.
Bir tesiste yaklaşık 73 ton doğal uranyum bulundu
UAEA müfettişleri Suriye'deki başka bir nükleer tesiste de inceleme gerçekleştirdi. Suriye yönetimi, bu tesisin varlığını 17 Temmuz'da UAEA'ya gönderdiği mektupla kuruma bildirmişti.
İncelemelerde, kaplamalı yakıt çubukları biçiminde yaklaşık 73 ton doğal uranyum metali tespit edildi. UAEA raporuna göre söz konusu malzemenin tamamı ajansın koruması altına alındı.
Kimyasal silah kalıntılarının imhasında OPCW'nin, nükleer materyallerin güvence altına alınmasında ise UAEA'nın rol üstlenmesi, Suriye'deki geçmiş silah programlarının farklı boyutlarının uluslararası denetim altında ele alındığını ortaya koydu.



Yorumlar 0