KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • YENİ Parti Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, 2027 bütçesinde sosyal güvenliğe 2 trilyon 887 milyar, faiz ödemelerine 3 trilyon 975 milyar lira ayrılmasını eleştirdi. Komisyon görüşmelerinde Aylin Yaman da çocuk işçiliği, engellilerin hakları ve istihdam hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 2027 yılı bütçesini görüşmek üzere Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın sunumunun ardından YENİ Parti grubu adına önce Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, ardından Ankara Milletvekili Aylin Yaman söz aldı.

Taşcıer bütçe tercihlerini eleştirdi

Taşcıer, 2027 bütçesinde sosyal güvenlik için 2 trilyon 887 milyar lira, faiz ödemeleri içinse 3 trilyon 975 milyar lira öngörüldüğünü belirtti. Faiz kaleminin sosyal güvenliğe ayrılan kaynağı 1 trilyon 88 milyar lira aştığını söyleyen Taşcıer, bu karşılaştırmayı “Yani emekliye 100 lira, faize 138 lira” sözleriyle ifade etti.

İktidarın ekonomi yaklaşımını eleştiren Taşcıer, ekonomik büyümenin emeğe yansımadığını savundu. Vatandaşların çalışırken yoksullaştığını, emeklilik döneminde ise daha ağır geçim sıkıntısıyla karşılaştığını belirten Taşcıer, bütçe büyürken işçinin payının küçüldüğünü söyledi. İşsizliğin değil, işsizlerin umudunun azaltıldığını dile getiren Taşcıer, ekonomi modelinde artış göstermeyen unsurun vatandaşların refahı olduğunu ifade etti.

Taşcıer, ekonominin büyümesiyle emeklilerin yoksullaşması ve mali dengelerin düzelirken çalışanların alım gücünün düşmesi arasındaki çelişkiye dikkat çekerek, “Peki kimin istikrarı bu?” diye sordu. Bütçedeki her 100 liranın bu yıl 9 lira 87 kuruşunun sosyal güvenliğe ayrıldığını, 2027 için bu payın 10 lira 59 kuruş olarak hesaplandığını kaydeden Taşcıer, artışın 72 kuruşla sınırlı kaldığını söyledi.

Emeklilere yaşlarına göre farklı refah payı verilmesinin değerlendirildiğine ilişkin haberleri de gündeme getiren Taşcıer, yüksek prim ödeyen emekliler ile malulen ve erken emekli olanların durumunun nasıl ele alınacağını sordu. Aynı yaştaki iki emeklinin primlerinin, çalışma sürelerinin ve haklarının farklı olabileceğini belirterek 65 yaşındaki emekliler üzerinden örnek verdi. Bakan Işıkhan’a seslenen Taşcıer, “Sayın Bakan, emeklinin yaşını hesaplayacağınıza hakkını hesaplayın” dedi.

Net asgari ücretin 28 bin 75 lira, dört kişilik bir ailenin açlık sınırının ise 37 bin 801 lira olduğunu aktaran Taşcıer, ücret ile açlık sınırı arasındaki farkın maaş hesaba yatmadan 9 bin 700 lirayı aştığını belirtti. İşçinin ayın ilk 20 gününü geçirip kalan 10 gününde nasıl yaşayacağını soran Taşcıer, geçim koşullarına ilişkin eleştirisini bu örnekle dile getirdi.

Taşcıer’in aktardığına göre 2023’ten bu yana vazgeçilen vergi gelirlerinin toplamı 15 trilyon liraya yaklaştı; bunun 4 trilyon lirası şirketlere sağlanan avantajlardan oluştu. 2027 bütçesinde de yaklaşık 5 trilyon liralık vergi gelirinden vazgeçilmesinin öngörüldüğünü söyleyen Taşcıer, bu ayrıcalıkların emekçilere nasıl yansıdığını sorguladı. Kalıcı ve güvenceli işlerin, insanca yaşamaya yetecek ücretlerin ve kadın istihdamındaki yapısal sorunların çözümüne ilişkin sorular yöneltti.

Bakanlığın iş gücüne katılım ve istihdam hedeflerini gerçekleştiremediğini, gelecek yıl için belirlenen hedefleri de düşürdüğünü savunan Taşcıer, iş aramaktan vazgeçenlerin resmi işsiz sayısına dahil edilmediğini hatırlattı. Geçen yıl 2,4 milyon olan iş aramayı bırakanların sayısının 2,5 milyonu aştığını belirtti. Bu gruba 200 bin kişinin daha eklenmesi halinde sayının ilk kez resmi işsiz sayısını geçeceğini söyleyen Taşcıer, “İş yok ama işsizlik düşüyor” dedi.

Kadınların istihdam oranının yüzde 32 olduğunu belirten Taşcıer, iş bulma umudunu yitirenlerin yüzde 57’sini kadınların oluşturduğunu kaydetti. 2021’de 810 bin olan iş aramaktan vazgeçmiş kadınların sayısının bu yıl 1,5 milyona yaklaştığını ifade etti.

Türkiye’de fiili haftalık çalışma süresinin 42,5 saat, Avrupa Birliği ortalamasının ise 36 saat olduğunu aktaran Taşcıer, Türkiye’deki bir işçinin yılda 338 saat daha fazla çalıştığını söyledi. Temmuz 2026 verilerine göre sendikalaşma oranının kamuda yüzde 76, özel sektörde yüzde 6,5 düzeyinde bulunduğunu belirtti. Özel sektörde sendikalı olmanın neredeyse istisnaya dönüştüğünü savunan Taşcıer, örgütsüz işçilerden işveren karşısında ücret pazarlığı yapmalarının beklendiğini dile getirdi.

İş kazaları, çocuk işçiliği ve sosyal haklar gündemde

Taşcıer, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) 2025 yılı kayıtlarında 766 bin iş kazasının yer aldığını, bu kazalarda 1.931 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaşamını yitirenler arasında 22 çocuğun bulunduğunu söyledi. Bu kayıpların yalnızca istatistik olarak görülemeyeceğini belirten Taşcıer, çalışanların yaşamı korunamıyorsa bunun ciddi bir yönetim sorumluluğu doğurduğunu ifade etti.

Türkiye’de 22 milyon çalışana karşılık yalnızca 916 meslek hastalığı tanısının kayda geçtiğini ve meslek hastalığı nedeniyle ölüm sayısının sıfır gösterildiğini aktaran Taşcıer, SGK kayıtlarında meslek hastalığı kaynaklı 11 bin ölüm geliri dosyası bulunduğunu söyledi. Taşcıer, “Hastalık yok değil, siz görmüyorsunuz” ifadesini kullandı.

Taşcıer, 2023 seçimlerinden önce küçük esnafın Bağ-Kur prim gün sayısının 9 binden 7 bin 200’e düşürülmesi ve ev kadınlarının emeklilik primlerinin üçte birinin devlet tarafından karşılanması yönünde vaatler verildiğini hatırlattı. Birinci dereceye yükselen tüm memurlara 3 bin 600 ek gösterge sağlanması, her aileden en az bir kişinin istihdama katılması, bakım emeğinin sosyal güvenceye alınması ve yaşlı bakım sigortasının hayata geçirilmesi de sıraladığı vaatler arasındaydı. Ayrıca çalışan memurlara 2023’te verilen 8 bin 77 liralık seyyanen artışın memur emeklilerine yansıtılmadığını belirtti.

Konuşmasını bütçe tercihlerine ilişkin değerlendirmesiyle tamamlayan Taşcıer, yerine getirilmeyen vaatlerin emeğin milli gelirden aldığı payı azalttığını, sermayenin bölüşümdeki gücünü artırdığını savundu. Bütçeyi “faize cömertlik, emekliye kuruş, işçiye nasihat, işsize istatistik, kadına vaat bütçesi” olarak nitelendirdi.

Taşcıer’den sonra söz alan YENİ Parti Ankara Milletvekili Aylin Yaman, Sayıştay raporunda SGK’nın muhasebe sistemi ile alacakların takibinde kullanılan yazılımlar arasında uyumsuzluk bulunduğuna dikkat çekildiğini söyledi. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan da söz eden Yaman, işsizlerin yalnızca sınırlı bir bölümünün işsizlik ödeneği alabildiğini belirtti.

Çocuk işçiliğinin çocuk yoksulluğuyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Yaman, 15-17 yaş grubunda yaklaşık 900 bin çocuğun çalıştığını aktardı. Bakanlığın çocuk işçiliğiyle mücadele kapsamında 32 bin çocuğa ulaşma hedefini yetersiz buldu; mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının eğitim durumuna yönelik bir hedef belirlenmesini de istedi.

Orta Vadeli Program’da gençler, kadınlar ve engelliler için öngörülen istihdam olanaklarının Bakanlığın performans göstergelerine yansıtılmadığını söyleyen Yaman, toplantı sayısının performans hedefi olarak kabul edilemeyeceğini ifade etti. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ise 2025’te çalışırken hayatını kaybeden işçi sayısını 2 bin 105, bu kişiler arasındaki çocuk sayısını 94 olarak açıkladı. Ölümlü iş kazalarına ilişkin hedefin bir oran üzerinden belirlenmesini eleştirdi.

Engellilerin emeklilik koşullarındaki değişikliklerden sonra daha önce aylık bağlanan kişilerin yeniden kontrole çağrıldığını belirten Yaman, sağlık değerlendirmelerinde engellilik oranlarının düşürülmesinin mağduriyete yol açtığını söyledi. Bakım sigortasının yıllardır plan ve programlarda yer aldığını, ancak bu konuda somut adım atılması gerektiğini dile getirdi.

Yaman, 8 Eylül 1999’dan sonra ilk kez sigortalı olan ve emeklilikte yaşa takılanlara yönelik düzenlemeden yararlanamayanların taleplerini de gündeme taşıdı. Bütçede yaş ve prim koşullarının sigorta başlangıç tarihine göre kademelendirilmesini sağlayacak bir düzenleme göremediklerini ifade etti.

Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu ile SGK listelerini karşılaştırdığını belirten Yaman, 28 kanser ilacının geri ödeme kapsamında bulunmadığını söyledi. Bazı ilaçlarda geri ödemenin belirli kullanım alanlarıyla sınırlı kaldığını da kaydetti.

Tip 1 diyabetin yaşam boyu devam ettiğini vurgulayan Yaman, sürekli glikoz ölçüm sensörleri için uygulanan geri ödeme yaş sınırına itiraz etti. “Neden 18 yaş sonrasını cezalandırıyorsunuz? Mutlaka yaşam boyu devam etmeli” diyen Yaman, işitme cihazları ve akülü tekerlekli sandalyeler için yapılan ödemelerin piyasa fiyatlarının çok altında kaldığını belirtti. Bu cihazları alamayan kişilerin durumunun izlenip izlenmediğini de sordu.