Haberin öne çıkan noktaları
- Donald Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico muhabirlerinin Beyaz Saray’a girişini engellemesinin ardından ABC, CBS, NBC ve Fox News ortak başkanlık yayınlarını askıya aldı. Medya kuruluşlarının boykotunun yanı sıra, Trump’ın 2017’de atadığı yargıç Timothy J. Kelly de gazetecilerin akreditasyonlarının iade edilmesine hükmetti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın CNN, MS NOW ve Politico muhabirlerinin Beyaz Saray’a girişini yasaklaması, Amerikan medya kuruluşlarının alışılmış yayın düzenini değiştirdi. Trump’ın haberlerden duyduğu rahatsızlık nedeniyle aldığı kararın ardından, başkanlık etkinliklerini dönüşümlü biçimde takip eden televizyon kanalları bu kez ortak havuz görevini yerine getirmeme kararı aldı.
Cumartesi: Beyaz Saray’daki CNN kabini boş kaldı
Beyaz Saray’da cumartesi günü CNN’e ayrılan kabin kullanılmadı. Bunun nedeni, Trump’ın bir gün önce CNN’in yanı sıra MS NOW ve Politico’nun muhabirlerinin “halkın evi” olarak nitelendirilen binaya girişini engellemesiydi. ABD Başkanı, söz konusu kuruluşların “ulusal güvenliği” tehdit ettiğini ve bilerek olumsuz, dayanağı bulunmayan haberler yayımladığını savunuyordu.
Trump’ın yaklaşımına göre, bu kuruluşların Beyaz Saray’a girerek başkanlık faaliyetlerini izlemesi ve kendisi hakkında haber yapması kabul edilemezdi. Ancak CNN, ABC, CBS, Fox News ve NBC ile birlikte ABD başkanını televizyon yayınları için takip eden beş kuruluş arasındaydı.
Bu beş kanal, başkanlık haberlerinin ortak maliyetini paylaşıyor ve alfabetik sıraya göre belirlenen nöbet sistemiyle Beyaz Saray Basın Havuzu’na gazeteci gönderiyordu. ABD başkanının, bu kuruluşlardan hiçbirinin bulunmadığı bir seyahate çıkması ya da kamuya açık bir etkinlik düzenlemesi son derece ender görülüyordu.
Pazartesi: Ortak televizyon yayını askıya alındı
Pazartesi günü Trump’ın New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu programı için yapacağı seyahatte sıra CNN’deydi. Ancak CNN’in akreditasyonlarının iptal edilmesi nedeniyle Beyaz Saray’daki CNN kabini boş kaldı ve kanal başkanlık seyahatini izleyemedi.
CNN muhabirlerinin cumartesi günü Beyaz Saray’ın kapısından geri çevrilmesinin ardından, normalde bu görevi devralması beklenen ABC, CBS, NBC ve Fox News farklı bir tutum sergiledi. Trump’a yakınlığıyla bilinen Fox News dahil olmak üzere dört kuruluş, ortak havuz kapsamındaki faaliyetleri geçici olarak durdurdu.
Amerikan televizyon kanalları, başkanı görüntüleme fırsatından kolayca vazgeçen kuruluşlar değildi. Buna rağmen kanallar, reytingleri ya da “görevimiz bu” anlayışını gerekçe göstererek kararı geçiştirmek yerine rakip medya kuruluşuyla dayanışma göstermeyi tercih etti. Trump’la birlikte seyahat ederek nitelikli görüntü ve bilgi aktarması beklenen beş televizyon kuruluşu, bu kez ortak görevi yerine getirmedi.
Fox News Washington Büro Şefi Bryan Boughton, CNN’in önündeki engel kaldırılıncaya kadar başkanın ortak havuz kapsamındaki etkinliklerinin boykot edileceğini açıkladı. The New York Times, The Washington Post ve başka medya kuruluşları da pazartesi günü Beyaz Saray’dan fotoğraf yayımlamayacaklarını duyurdu.
Bu gelişmeyle Trump, tek başına mücadele edebileceğini düşündüğü CNN, MS NOW ve Politico’dan daha geniş bir rakiple karşı karşıya kaldı: Amerikan medyasının önemli bölümü.
Beyaz Saray yayınları kendi kanalıyla sürdürmeye çalıştı
Beyaz Saray’ın pazartesi günü yayımladığı videoda Trump’ın yeni helikopter pisti için kurdele kestiği görüldü. Ancak görüntülerin sesinde önemli bir sorun vardı; arka plandaki helikopterin gürültüsü, başkanın konuşmasını bastırıyordu.
Trump’ın övgüyle söz ettiği yeni helikopter pistinin açılışına büyük televizyon kanallarından hiçbiri profesyonel kamera veya mikrofon götürmedi. Beyaz Saray da etkinliği YouTube üzerinden canlı yayımlamakla yetindi. Böylece başkanlık programının görüntü ve ses aktarımı, ana akım televizyonların sağladığı teknik standartların uzağında kaldı.
CNN sunucusu Erin Burnett, aynı gece yaşanan tabloyu, “Mikrofonu kapanınca nefessiz kalıyor” sözleriyle değerlendirdi. Burnett ayrıca, “Trump nefret ettiğini söylediği basında haber olmaktan besleniyor” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray da aynı akşam Amerikan televizyonlarının uyguladığı boykota karşı “Trump TV” adını verdiği kendi yayınını devreye soktu. Bu yayın, yönetimin görüşlerini doğrudan aktaran ve bir tür rejim organı işlevi gören bir kanal olarak nitelendirildi.
Ancak hafta boyunca Beyaz Saray etkinliklerinden ve başkandan ana akım televizyonların sağlayacağı nitelikte görüntüler gelmedi. Ortaya çıkan yayın akışını yalnızca birkaç küçük kuruluş üstlendi.
Çarşamba ve perşembe: Şi Cinping’in ziyareti de canlı yayımlanmadı
Boykotun etkisi çarşamba akşamı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in Beyaz Saray’a gelişinde de görüldü. ABD’nin hiçbir büyük medya kuruluşu, Şi’nin Beyaz Saray’a varışını canlı yayımlamadı. Fox News, CBS ve NBC muhabirleri karşılama töreninde bulunmasına rağmen görüntü kaydı almadı.
Boykot perşembe günü de devam etti. Trump ile Şi Cinping’in Beyaz Saray’daki görüntülerini hiçbir büyük ABD televizyon kanalı canlı olarak ekranlarına taşımadı. Söz konusu görüntülere ilişkin fotoğraf, Haiyun Jiang tarafından The New York Times için çekildi.
İki küçük muhafazakar kanal, Real America’s Voice ve LindellTV, büyük kuruluşların yayın yapmamasını fırsat bilerek kendi alternatif ortak yayın havuzlarını kurdu. Ancak ana akım medya kuruluşları bu yayınlara itibar etmedi ve onları ortak başkanlık yayınlarının yerine koymadı.
Trump’ın atadığı yargıçtan başkana karşı karar
Medya kuruluşlarının dayanışmasının ardından CNN, MS NOW ve Politico’nun birlikte açtığı dava, Trump yönetiminin karşısına yeni bir engel çıkardı. Davada, gazetecilerin Beyaz Saray’a erişiminin bir gecede ve gerekçe gösterilmeden kaldırılmasının anayasal güvencelere aykırı olduğu savunuldu.
ABD Anayasası’nın Birinci Değişikliği, görüş temelinde ayrımcılık yapılmasını ve anayasaya aykırı misillemeleri yasaklıyor. Beşinci Değişiklik ise adil yargılanma hakkını güvence altına alıyor. Bu düzenlemeler çerçevesinde, başkanın gazetecilerin Beyaz Saray’a girişini hiçbir usule bağlı kalmadan engelleyemeyeceği belirtildi.
Bu konuda 1977 tarihli Sherrill v. Knight kararı da emsal oluşturuyordu. Kararın özünde, gazetecilerin Beyaz Saray’a erişiminin yasal usul güvencesi sağlanmadan ve açık bir gerekçe ortaya konulmadan engellenemeyeceği kabul edilmişti.
Trump yönetiminin avukatları ise savunmalarında, “Beyaz Saray’a erişim hak değil, ayrıcalık” görüşünü ileri sürdü. Ancak davaya bakan ABD Bölge Yargıcı Timothy J. Kelly, basın özgürlüğünün taşıdığı önemi vurgulayarak yönetimin tutumuna karşı çıktı.
2017 yılında bizzat Trump tarafından atanan Kelly, anayasal hak ihlalinin sürmesini önlemek amacıyla Trump yönetimine CNN, MS NOW ve Politico muhabirlerinin Beyaz Saray akreditasyonlarını derhal geri verme emri verdi.
Cuma: CNN yeniden Beyaz Saray’a girdi
CNN sunucusu Pamela Brown, cuma sabahı kanalın Beyaz Saray’a yeniden erişim sağladığını duyurdu. Brown, “CNN Beyaz Saray’a yeniden erişebiliyor” derken, televizyon kanallarının ortak yayın düzeninin de normale döndüğünü belirtti.
CNN, MS NOW ve Politico adına davayı takip eden avukat Ted Boutrous, Beyaz Saray Basın Havuzu’na yeniden erişimin hem Trump yönetimi hem de Amerikan halkı açısından olumlu olduğunu söyledi.
Ancak Kelly’nin kararı, davanın tamamını sonuçlandıran kesin bir hüküm değildi. Karar, 14 gün süreyle geçerli geçici bir tedbir niteliğindeydi ve yargı süreci devam ediyordu.
Cumartesi: Air Force One yasağı sürdü
Beyaz Saray, geçici tedbir kararına rağmen cumartesi günü CNN’in Trump’la birlikte başkanlık uçağı Air Force One’da seyahat etmesine izin vermedi. Böylece CNN’in Beyaz Saray’a erişimi yeniden sağlanmış olsa da kanalın başkanlık seyahatlerindeki konumu tamamen eski haline dönmedi.
Trump’ın medya kuruluşlarıyla yaşadığı gerilim, başkanın kendi yönetiminin atadığı bir yargıcın kararıyla gazetecilerin akreditasyonlarını iade etmek zorunda kalmasıyla yeni bir aşamaya taşındı.
Medya dayanışmasının geçmişteki örnekleri
Amerikan medya kuruluşlarının ortak tavır alması ilk kez yaşanmıyordu. Trump, 2018 yılında Beyaz Saray’daki bir basın toplantısında soru sormaya çalışan CNN muhabiri Jim Acosta’ya sert biçimde tepki göstermişti.
Trump, Acosta’ya “Bırak da ülkeyi ben yöneteyim, sen CNN’i yönet” demiş ve ardından şu ifadeleri kullanmıştı: “Yalan haber, ki CNN bu işi iyi bilir, sizi halk düşmanı eder.”
Başkan, bu sert söylemin ardından Acosta’nın Beyaz Saray akreditasyon kartını iptal etti. CNN bunun üzerine dava açarken, çok sayıda medya kuruluşu da kanalı yalnız bırakmadı ve mahkemeye ortak bir bildiri sundu.
Dönemin Fox News Başkanı Jay Wallace, CNN’e destek vererek, “Beyaz Saray basın kartları katiyen bir silah olarak kullanılmamalı” açıklamasını yaptı. O davada da karar veren yargıç, 2017’de Trump tarafından atanan Timothy J. Kelly’ydi. Acosta’nın basın kartı, mahkeme kararıyla yaklaşık bir hafta sonra geri verildi.
Medya kuruluşlarının benzer bir ortak tutumu 2009 yılında da görülmüştü. Dönemin ABD Başkanı Barack Obama yönetimi, Fox News’un bir Hazine Bakanlığı etkinliğine katılmasını engellemeye çalışmış; bunun üzerine büyük yayın kuruluşları birlikte hareket ederek yönetimin geri adım atmasını sağlamıştı.


Yorumlar 0