ABD Başkanı Donald Trump’ın çocukluk çağı aşılarına ilişkin tavsiyeleri değiştiren başkanlık kararnamesi, yalnızca ABD’de değil Avrupa’da da sağlık politikaları açısından yeni bir tartışma başlattı. Uzmanlar, aşılama takvimindeki değişikliklerin doğrudan Avrupa’daki sağlık sistemlerini değiştirmeyeceğini ancak aşı güvenine yönelik küresel etkilerin yeni salgın risklerini artırabileceği konusunda uyarıyor.

Trump’ın 11 Ağustos’ta imzaladığı kararnameyle ABD’de tüm çocuklar için rutin olarak önerilen aşıların kapsamı yeniden düzenlendi. Daha önce 18 hastalığa karşı evrensel çocukluk çağı aşılama tavsiyesi bulunurken, yeni yaklaşımda bu sayı 11’e indirildi. Kızamık, kabakulak, kızamıkçık, difteri, tetanoz, boğmaca, çocuk felci, Hib, pnömokok hastalığı, HPV ve suçiçeği aşıları genel öneriler kapsamında tutulurken bazı diğer aşılar yüksek risk grupları veya doktor-aile görüşmesine dayalı kararlar çerçevesine çekildi.

MMR aşısının ayrılması da gündemde

Kararnamenin en fazla tartışılan noktalarından biri, kızamık, kabakulak ve kızamıkçığa karşı kullanılan MMR aşısının tek bir kombinasyon halinde uygulanması yerine ayrı dozlara bölünmesi yönündeki yaklaşım oldu.

Trump yönetiminin bu değişikliği savunurken aşılara yönelik endişeleri azaltma gerekçesini öne çıkardığı belirtiliyor. Ancak sağlık uzmanları, MMR aşısının ayrı ayrı uygulanmasının daha güvenli olduğuna ilişkin bilimsel bir kanıt bulunmadığını vurguluyor. Aksine, aşıların ayrı ziyaretlere bölünmesinin aileler açısından ek randevu ve maliyet oluşturabileceği, bunun da bazı çocukların aşılarını geciktirmesine veya tamamlamamasına yol açabileceği belirtiliyor.

Özellikle kızamık gibi son derece bulaşıcı hastalıklarda aşılama oranlarının düşmesi, toplumdaki korunma seviyesinin zayıflamasına neden olabiliyor. Bu nedenle tartışmanın merkezinde yalnızca ABD’nin yeni sağlık politikası değil, bu politikanın toplumların aşıya bakışını nasıl etkileyebileceği de bulunuyor.

Tartışmanın Avrupa ayağı neden önemli?

Trump yönetiminin aldığı kararın Avrupa’daki aşı takvimlerini doğrudan değiştirmesi söz konusu değil. Avrupa ülkeleri kendi sağlık politikalarını ve çocukluk çağı aşılama programlarını ulusal sağlık otoriteleri aracılığıyla belirliyor.

Ancak uzmanların dikkat çektiği asıl konu aşı güveni. ABD gibi küresel ölçekte etkili bir ülkenin lideri tarafından yapılan açıklamalar ve uygulamaya konulan politikalar, sosyal medya ve uluslararası haber ağları üzerinden başka ülkelerdeki kamuoyunu da etkileyebiliyor.

Aşıların etkinliği ve güvenliği konusunda toplumda oluşabilecek tereddütlerin artması, yalnızca ABD sınırları içerisinde kalmayabilir. Euronews’in değerlendirmesinde de Trump’ın kararının küresel ölçekte aşı güvensizliğini besleyebileceği ve Avrupa’da bağışıklama açıklarının oluşmasına katkıda bulunabileceği belirtiliyor.

Bu durum özellikle kızamık gibi bulaşıcılığı yüksek hastalıklar açısından önem taşıyor. Aşılama oranının belirli bölgelerde düşmesi, daha önce kontrol altına alınmış hastalıkların yeniden görülmesi için uygun ortam oluşturabiliyor.

Bilim dünyasından Trump kararına tepki

Trump’ın kararına ABD’deki çok sayıda sağlık kuruluşundan tepki geldi. Amerikan Pediatri Akademisi ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği gibi kuruluşlar, yeni yaklaşımın ebeveynlerde kafa karışıklığını artırabileceği ve önlenebilir hastalıkların görülme ihtimalini yükseltebileceği görüşünü dile getirdi.

Dünya Sağlık Örgütü de ABD’deki değişikliklerin ardından mevcut bağışıklama takvimlerinin bilimsel kanıtlara dayandığını vurguladı. Örgüt, çocukluk çağı bağışıklama programlarının onlarca yıllık araştırmalar ve farklı ülkelerdeki uzman değerlendirmeleri sonucunda oluşturulduğuna dikkat çekti.

Tartışmanın bir diğer boyutunu ise Trump’ın açıklamalarında aşılarla otizm arasında ilişki bulunduğu yönündeki daha önce defalarca çürütülmüş iddialara atıfta bulunması oluşturuyor. Bilimsel çalışmalar, MMR aşısı ile otizm arasında nedensel bir bağlantı bulunduğunu göstermiyor.

Kızamık vakaları yeniden endişe yaratıyor

Aşı tartışmasının zamanlaması da sağlık uzmanlarının endişelerini artırıyor. ABD’de kızamık vakalarının yeniden önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiği bir dönemde, aşılama oranlarının daha da gerilemesinin hastalığın yayılmasını kolaylaştırabileceği belirtiliyor. Amerikan sağlık çevrelerinden gelen değerlendirmelerde, çocukların okula dönüş döneminde aşı konusunda oluşabilecek tereddütlerin özellikle önemli olduğu ifade ediliyor.

Buradaki temel risk, tek bir kararnameyle Avrupa’da salgın çıkması değil. Asıl tartışma, aşıya duyulan güvenin ülkeler arasında birbirini etkileyen bir süreç olması. Bir ülkede bilimsel konsensüsle çelişen mesajların yaygınlaşması, başka ülkelerde de benzer şüphelerin güçlenmesine zemin hazırlayabiliyor.

Avrupa şimdi neyle karşı karşıya?

Avrupa açısından önümüzdeki dönemde en önemli konu, aşılama oranlarının korunması ve toplumdaki güvenin zedelenmemesi olacak. Özellikle kızamık gibi bulaşıcı hastalıklara karşı yeterli bağışıklığın sağlanamaması, hastalığın ülkeler arasında yeniden yayılmasını kolaylaştırabilir.

Dolayısıyla Trump yönetiminin aşı politikası değişikliği, “ABD’deki yeni takvim Avrupa’da da uygulanacak” şeklinde doğrudan bir sonuç doğurmuyor. Ancak kararın küresel kamuoyunda yaratabileceği algı ve aşı tereddüdünün yayılması, Avrupa’nın da yakından takip ettiği bir halk sağlığı meselesine dönüşmüş durumda.

Önümüzdeki dönemde sağlık otoriteleri açısından kritik başlık, yalnızca hangi aşının hangi yaşta uygulanacağı olmayacak. Toplumun aşıya olan güveninin korunması, çocukların zamanında aşılanması ve kızamık gibi önlenebilir hastalıkların yeniden yayılmasının engellenmesi de mücadelenin önemli parçaları arasında yer alacak.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...