Haberin öne çıkan noktaları
- ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı hakkında yaptığı son açıklamada, boğazı “çok yakında Amerikan toprağı ilan edeceğini” söyledi. Açıklama, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz sürdürebileceğini duyurduğu ve Hürmüz'deki gemi trafiğinin tarihi düşük seviyelere gerilediği bir dönemde geldi. Trump son aylarda önce boğazın açılması için İran'a baskı yapmış, ardından ABD'nin Hürmüz üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu savunmuştu. Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği stratejik bir enerji koridoru olması nedeniyle küresel ekonomi açısından büyük ön
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ABD arasındaki gerilimin merkezinde bulunan Hürmüz Boğazı hakkında dikkat çeken bir açıklama yaptı. Trump, New York'ta yaptığı konuşmada, “Çok yakında Hürmüz Boğazı'nı Amerikan toprağı ilan edeceğim” ifadelerini kullandı. Açıklama, haftalardır devam eden Hürmüz krizinde tansiyonu yeniden yükseltirken, Trump'ın son aylarda boğazla ilgili yaptığı açıklamalar da yeniden gündeme geldi.
Trump'ın son çıkışı, ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasını sürdüreceğini açıkladığı bir dönemde geldi. Washington yönetimi 13 Ağustos'ta İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz olarak sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu duyurmuştu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, bölgedeki savaş gemilerinin rotasyonuyla ablukanın devam ettirilebileceğini belirtirken, Hazine Bakanı Scott Bessent de İran'a karşı daha önce görülmemiş ekonomik baskı önlemlerinin hazırlanmakta olduğunu açıklamıştı.
Trump: “Hürmüz Boğazı'nı Amerikan Toprağı İlan Edeceğim”
Trump'ın 14 Ağustos'taki açıklaması, ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddiasının yeni bir aşamaya taşındığını gösterdi.
Trump, daha önce 12 Ağustos'ta yaptığı açıklamada ABD'nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu savunmuş ve ABD Donanması'nın uyguladığı ablukayı “çelikten duvar” şeklinde nitelendirmişti. Trump, İran'ın bu durum karşısında yapabileceği bir şey olmadığını ileri sürmüştü.
İki gün sonra ise söylemini daha da ileri taşıyarak boğazı “Amerikan toprağı” ilan edeceğini söyledi. Bazı haberlerde Trump'ın bu açıklamayı İran'ın yenilgisinin ardından yapmayı planladığı aktarılırken, konuşmasında bunun zamanlamasına ilişkin “çok yakında” ifadesini kullandığı bildirildi.
Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: Trump'ın açıklaması, Hürmüz Boğazı'nın hukuken ABD toprağı olduğu anlamına gelmiyor. Hürmüz Boğazı, coğrafi olarak İran ile Umman arasında yer alan uluslararası deniz ulaşımının kritik geçiş noktalarından biri. Boğazın en dar noktası yaklaşık 21 deniz mili genişliğinde ve bölgedeki deniz yetki alanları İran ve Umman'ın karasularıyla örtüşüyor. Uluslararası deniz hukuku açısından boğazlardan geçiş konusunda “transit geçiş” rejimi önemli bir hukuki tartışma konusu oluşturuyor.
Dolayısıyla Trump'ın “Amerikan toprağı ilan edeceğim” sözleri şu aşamada siyasi ve askeri bir iddia/açıklamaniteliğinde. Bunun nasıl ve hangi hukuki temelle gerçekleştirileceğine ilişkin kamuoyuna açıklanmış somut bir hukuki mekanizma bulunmuyor.
Geçmişten Bugüne Hürmüz Boğazı'nda Neler Yaşandı?
Hürmüz Boğazı krizi aslında son günlerde ortaya çıkmadı. 2026 yılının ilk aylarından itibaren İran ile ABD arasında yaşanan çatışmaların en kritik başlıklarından biri boğazın kontrolü ve uluslararası gemi trafiğinin güvenliği oldu.
Mart 2026: “Gemilere ABD Donanması Eşlik Edebilir”
Kriz tırmanırken Trump yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan geçmek isteyen ticari gemilere ABD Donanması'nın eşlik edebileceğini açıkladı. Trump, petrol tankerlerinin güvenli şekilde geçiş yapabilmesi için askeri eskort ve savaş sigortası desteği sağlanabileceğinin sinyalini verdi.
Bu dönemde İran tarafı ise boğaz üzerindeki kontrolün kendisinde olduğunu savunuyordu. İran Devrim Muhafızları, Mart ayında Hürmüz Boğazı'nın tamamen İran'ın kontrolünde olduğunu açıklarken, boğazdan geçen gemilerin güvenliği konusunda ciddi belirsizlikler yaşandı.
ABD'nin müttefiklerinden bazıları ise Trump'ın gemilere eskort talebine mesafeli yaklaştı. Almanya, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin savaş gemisi gönderme konusunda isteksiz davranması, krizin yalnızca ABD-İran meselesi olmadığını ve Avrupa ülkelerinin de doğrudan askeri müdahale konusunda ciddi çekinceleri bulunduğunu gösterdi.
Nisan 2026: Trump'tan İran'a “Boğazı Açın” Baskısı
Nisan ayında Trump'ın söylemi daha da sertleşti. ABD Başkanı, İran'a Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması için süre verdi ve aksi halde çok ağır sonuçlarla karşılaşabileceği mesajını verdi.
Trump ayrıca ABD'nin gerektiğinde Körfez'i yeniden açabileceğini savundu. Washington ile Tahran arasında müzakereler yürütülürken Hürmüz'ün yeniden açılması, görüşmelerin en önemli başlıklarından biri haline geldi.
İngiltere Parlamentosu Kütüphanesi'nin hazırladığı değerlendirmeye göre de Hürmüz'ün yeniden açılması, ABD-İran görüşmelerinin temel meselelerinden biri haline gelmişti. Trump, Nisan ayında İran'ın ateşkes kapsamında boğazı açmayı kabul ettiğini savunmuştu.
Mayıs 2026: ABD “Gemileri Serbest Bırakacağız” Dedi
Mayıs ayında krizin boyutu daha da büyüdü. Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemiler gündeme gelirken Trump, ABD'nin boğazda sıkışan gemilerin geçişini sağlamaya yardımcı olacağını açıkladı.
Trump'ın bu dönemdeki açıklamaları, Washington'ın yalnızca diplomatik baskıyla yetinmeyebileceğinin ve gerektiğinde deniz gücünü kullanabileceğinin işareti olarak değerlendirildi.
Bu süreçte Hürmüz'den geçen gemi sayısındaki düşüş, enerji piyasalarında da ciddi endişelere yol açtı. Çünkü Hürmüz Boğazı, dünya enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri.
Haziran 2026: “Boğaz Yeniden Açılacak” Umudu
Haziran ayında ise diplomasi trafiği hızlandı. ABD ve İran arasında ateşkes ve savaşı sona erdirmeye yönelik bir anlaşma duyuruldu. Trump, anlaşmanın ardından Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine yeniden açılacağını açıkladı.
13 Haziran'da Reuters'a yansıyan gelişmelerde de ABD tarafının boğazın açılacağını açıkladığı, İran tarafının ise geçişler için ücret alınması gerektiğini savunduğu aktarılmıştı.
Ancak bu normalleşme uzun sürmedi.
Temmuz-Ağustos 2026: “Kontrol Bizde” Söylemi
Gerilim yeniden yükselirken Trump'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik açıklamaları da değişmeye başladı.
20 Temmuz'da Trump, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün ABD'de olduğunu savundu.
Ağustos ayının başında ise Trump, boğazın “yarın bile” açılabileceğini söyledi. 3 Ağustos'ta yaptığı açıklamada Hürmüz'ün çok kısa sürede yeniden açılabileceğini belirtirken, İran ile anlaşmaya varılması gerektiği mesajını verdi.
6 Ağustos'ta ise Trump, boğazın yeniden açılması için yürütülen görüşmelere kendisinin de dahil olduğunu ve anlaşmanın “yakında” sağlanabileceğini söyledi.
Fakat diplomatik çözüm gerçekleşmeyince söylem yeniden sertleşti.
12 Ağustos'ta Trump, “ABD Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrole sahip” açıklamasını yaptı. 13 Ağustos'ta ABD yönetimi İran'a yönelik deniz ablukasını süresiz sürdürebileceğini duyurdu. 14 Ağustos'ta ise Trump, boğazı Amerikan toprağı ilan edeceğini söyledi. Böylece birkaç ay içerisinde söylem, “boğazı açacağız” noktasından “boğazın kontrolü bizde” ve ardından “Amerikan toprağı ilan edeceğim” noktasına geldi.
Hürmüz Boğazı Neden Bu Kadar Önemli?
Hürmüz Boğazı'nın dünya gündeminin merkezine oturmasının temel nedeni enerji ticareti.
Boğaz, Basra Körfezi'ni Umman Körfezi ve ardından Hint Okyanusu'na bağlayan stratejik bir deniz geçiş noktası. En dar noktasında yaklaşık 21 deniz mili genişliğe sahip olan boğazdan normal dönemlerde çok sayıda petrol ve enerji taşıyan tanker geçiyor.
Reuters'ın 14 Ağustos tarihli haberine göre savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günde 130'dan fazla gemi geçerken, son dönemde bu sayı yalnızca birkaç gemiye kadar geriledi. Boğaz üzerinden normal dönemde dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'si taşınıyor.
Bu nedenle Hürmüz'deki herhangi bir aksama yalnızca İran, ABD veya Körfez ülkelerini değil; Avrupa'dan Asya'ya kadar çok sayıda ülkeyi doğrudan etkiliyor.
Petrol arzının azalması, ham petrol fiyatlarının yükselmesine ve bunun da akaryakıt fiyatlarından taşımacılık maliyetlerine kadar geniş bir alanda zincirleme etki oluşturmasına neden olabiliyor. Nitekim 14 Ağustos'ta Brent petrolün varil fiyatı 88,50 dolara kadar yükselirken, ABD tipi WTI petrol de 82,81 dolara çıktı.
Son Durum: Hürmüz'de Gerilim Tırmanıyor
14 Ağustos itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndaki durum son derece kritik.
Reuters'a göre boğazdan geçen ticari gemilerin sayısı normal seviyelerin oldukça altında. 14 Ağustos'ta yalnızca dokuz ticari geminin geçiş yaptığı, bunun Ağustos ayındaki günlük ortalamanın altında kaldığı bildirildi. Aynı gün Birleşik Arap Emirlikleri de iki petrol tankerinin saldırıya uğradığını açıkladı ve saldırılardan İran'ı sorumlu tuttu. İran ise boğaz üzerindeki kontrolünü savunmaya devam ediyor.
Bu tablo, Trump'ın “Amerikan toprağı ilan edeceğim” sözünün yalnızca diplomatik bir polemik olmadığını; bölgedeki askeri, ekonomik ve hukuki gerilimin yeni bir aşamaya taşındığını gösteriyor.
Ancak Trump'ın açıklamasının hayata geçirilip geçirilmeyeceği, ABD'nin bunu hangi hukuki ve siyasi çerçevede yapacağı ve İran'ın buna nasıl karşılık vereceği henüz belirsiz.



Yorumlar 0