KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Türk Eğitim-Sen, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk haftasında öğretmenlere yönelik şiddet ve itibar kaybına dikkat çekmek amacıyla “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” temasının uygulanmasını istedi. Sendika, öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının güvenli, huzurlu ve saygın bir çalışma ortamına kavuşmasını sağlayacak önlemler alınması çağrısında bulundu.

Türk Eğitim-Sen, 2026-2027 eğitim öğretim yılının ilk haftasının “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” temasıyla yürütülmesi talebiyle Milli Eğitim Bakanlığına başvurdu. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Ceylan ile Genel Başkan Yardımcısı İrfan Kılıçer’in imzasını taşıyan başvuruda, öğretmenlik mesleğinin toplumun geleceğini şekillendiren, en saygın ve stratejik kamu hizmetlerinden biri olduğu ifade edildi.

Başvuruda, öğretmenlerin kendilerini güvende hissetmediği ve mesleki itibarlarının zarar gördüğü bir eğitim ortamında hedeflenen eğitim niteliğine ulaşılmasının mümkün olmayacağı belirtildi. Öğretmenlerin haklarının, hukuklarının, can güvenliklerinin ve mesleki onurlarının korunmasının devlet ile Milli Eğitim Bakanlığının öncelikli sorumlulukları arasında bulunması gerektiği vurgulandı.

Şiddete karşı kalıcı politikalar ve güvenli okul çağrısı

Son dönemde öğretmenler ile diğer eğitim çalışanlarına yönelik fiziksel saldırı, tehdit, hakaret ve baskı olaylarının münferit vakalar olmaktan çıktığına dikkat çekildi. Bu tür davranışların çalışma barışını ve can güvenliğini tehdit eden ciddi bir probleme dönüştüğü kaydedilen başvuruda, öğretmenlere yönelik şiddet ile itibarsızlaştırmanın yalnızca cezai yaptırımlarla önlenemeyeceği ifade edildi.

Türk Eğitim-Sen, öğretmenlerin toplum nezdindeki saygınlığını ve eğitim sistemi içindeki konumunu güçlendirecek kalıcı politikaların hayata geçirilmesini istedi. Eğitim öğretim yılının açılış haftasında gerçekleştirilecek çalışmalarla öğretmenlerin yalnız ve sahipsiz olmadığının topluma açık biçimde hissettirilmesi gerektiği belirtildi.

Bu kapsamda velilerin öğretmenlerin mesleki kararlarına ve uzmanlıklarına saygı göstermesini, öğrencilerin de öğretmenlerine sevgi ve saygı temelinde yaklaşmasını teşvik edecek programların uygulanması talep edildi. Okulların çevresinde güvenliğin sağlanması için mülki idare amirlikleri, belediyeler ve kolluk kuvvetlerinin gerekli koruyucu tedbirleri eksiksiz biçimde alması gerektiği bildirildi.

Çağrıda, yalnızca öğretmenlerin değil; okul yöneticileri, rehber öğretmenler, memurlar ve destek personeli de dahil olmak üzere bütün eğitim çalışanlarının huzurlu ve güvenli koşullarda görev yapmasının güvence altına alınması istendi.

Yeni bürokratik yük oluşturulmadan uygulanması isteniyor

Planlanacak faaliyetlerin öğretmenler ile okul yöneticilerine ek evrak hazırlama, raporlama, tören düzenleme veya başka bir bürokratik sorumluluk getirmemesi gerektiği kaydedildi. Çalışmaların, eğitim çalışanlarına ilave iş yükü yüklemek yerine onların çalışma şartlarını iyileştirmesi ve mesleki itibarlarını güçlendirmesi amacıyla Milli Eğitim Bakanlığının koordinasyonunda yürütülmesi gerektiği vurgulandı.

Türk Eğitim-Sen, yeni eğitim öğretim yılının başlangıcında öğretmenlerin mesleki hak ve menfaatlerinin korunması, can güvenliklerinin sağlanması ve çalışma huzurlarının güvence altına alınması amacıyla bir yönerge hazırlanmasını talep etti. “Öğretmenimi ve Okulumu Seviyorum” anlayışını temel alacak bu yönergenin koruyucu ve farkındalık artırıcı düzenlemeler içermesi, valilikler ile il milli eğitim müdürlüklerine bildirilmesi istendi.

Sendikanın önerisinin hayata geçirilmesi halinde açılış haftasındaki çalışmaların öğretmenlere yönelik toplumsal saygının güçlendirilmesine, okul çevrelerinde güvenlik tedbirlerinin artırılmasına ve eğitim çalışanlarının daha huzurlu bir ortamda görev yapmasına katkı sunması hedefleniyor. Türk Eğitim-Sen ayrıca uygulanacak programların öğretmenlerin günlük görevlerini zorlaştırmaması ve kalıcı bir güvenlik ile itibar politikasının parçası olması gerektiğini savunuyor.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...