Haberin öne çıkan noktaları
- Türkiye’de doğal gazın elektrik üretimindeki payı 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 11’in altına geriledi. Eylül ayında gaz santrallerinden sağlanan elektrik, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 55,4 azaldı.
Türkiye’de doğal gazın elektrik üretimindeki ağırlığı son yılların en düşük düzeylerinden birine geriledi. 28 Ekim tarihli ve uluslararası enerji verilerine dayanan değerlendirmeye göre, doğal gazın toplam üretimdeki payı 2026’nın ocak-eylül döneminde yüzde 11’in altında kaldı. 2021’de yaklaşık yüzde 32 olan oranla karşılaştırıldığında, üretim kaynaklarının dağılımında belirgin bir değişim yaşandığı görülüyor.
2020’den 2021’e: Gazın üretimdeki ağırlığı yüksekti
Doğal gazın elektrik üretimindeki payının gerilemesi farklı ülkelerde de izleniyor. Hollanda’da 2020’de yaklaşık yüzde 60 düzeyinde bulunan bu oran, 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 32’nin altına indi. Türkiye’de ise doğal gazın toplam elektrik üretimindeki payı 2021 yılında yaklaşık yüzde 32 seviyesindeydi. Aynı yıl gaz santrallerinin üretimi rekor düzeye ulaşmış, artan elektrik ihtiyacının sonraki yıllarda daha fazla doğal gaz tüketilmesine yol açabileceği öngörülmüştü.
Ancak Türkiye’de payın 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 11’in altına düşmesi, o dönemki beklentilerden farklı bir tablo ortaya koydu. Bu oran yalnızca elektrik üretiminde doğal gazın payını gösteriyor; ülkenin toplam doğal gaz tüketiminin de aynı oranda azaldığı anlamına gelmiyor. Konutların ısınması, sanayi faaliyetleri ve diğer kullanım alanları toplam talebi etkilemeyi sürdürüyor. Ayrıca 2021’in tam yıl ortalaması ile 2026’nın dokuz aylık verisi karşılaştırılırken mevsimsel tüketim farklılıklarının hesaba katılması gerekiyor.
2025’te rüzgâr ve güneşin payı yükseldi
Elektrik üretimindeki dönüşümde yenilenebilir kaynakların artan katkısı da etkili oldu. Türkiye’de rüzgâr ve güneş enerjisinin toplam üretimdeki payı 2025’te yüzde 22’ye ulaştı. Bu toplam içinde rüzgârın oranı yüzde 11,1, güneşin oranı yüzde 10,5 olarak kaydedildi. Güneş enerjisinden elde edilen elektrik, son iki yılda iki katına çıktı ve üretim yapısındaki değişimin önemli göstergelerinden biri hâline geldi.
Rüzgâr ve güneş kapasitesindeki büyüme, ithal yakıtla çalışan santrallerin elektrik üretimindeki ağırlığını azaltma potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte bu kaynakların üretimi hava koşullarına bağlı olduğu için doğal gaz santrallerine duyulan ihtiyaç tamamen ortadan kalkmıyor. Yenilenebilir kaynakların yeterli üretim sağlayamadığı saatlerde gaz santralleri, elektrik sisteminin dengelenmesine katkıda bulunmayı sürdürüyor.
2026 yazında gaz santrallerinin üretimi geriledi
Yılın yaz aylarında açıklanan üretim verileri, doğal gaz santrallerindeki düşüşün tek bir aya özgü olmadığını gösterdi. Türkiye’de doğal gazdan elektrik üretimi temmuzda 3,46 teravatsaat, ağustosta ise 4,05 teravatsaat olarak gerçekleşti. Her iki ayın üretimi de geçen yılın aynı dönemlerinde 8 teravatsaati aşan seviyelerin belirgin biçimde altında kaldı.
Eylül verilerinde yıllık gerileme daha net görüldü. Türkiye, Eylül 2025’te doğal gaz santrallerinden yaklaşık 6,54 teravatsaat elektrik üretirken Eylül 2026’da bu miktar 2,92 teravatsaate indi. Böylece gazdan elektrik üretimi bir yılda yaklaşık yüzde 55,4 azaldı. Ocak-eylül dönemindeki payın yüzde 11’in altına inmesiyle birlikte bu rakamlar, doğal gazın üretim bileşimindeki gerilemenin süreklilik taşıdığına işaret etti.
Gaz maliyetleri ve arz koşulları üretim tercihini etkiledi
Elektrik piyasasında santrallerin ne ölçüde çalışacağı; yakıt maliyetleri ve elektrik talebinin yanı sıra üretim seçeneklerine göre şekilleniyor. İthal doğal gazın pahalılaşması, gaz santrallerinde üretilen elektriğin maliyetini yükselterek diğer kaynakların rekabet konumunu değiştirebiliyor. Yenilenebilir santrallerin üretiminin arttığı dönemlerde, yakıt maliyeti daha yüksek olan gaz santrallerinin çalışma süresi azalabiliyor.
Doğal gaz fiyatlarındaki yüksek seviye ve bölgesel arz sorunları, Türkiye’deki düşüşün nedenleri arasında yer alıyor. Orta Doğu’daki çatışmaların sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatını zorlaştırması da ithal gazla elektrik üretiminin maliyetini artırdı ve piyasadaki belirsizliği güçlendirdi. Bununla birlikte gazdan elektrik üretimindeki düşüşü yalnızca fiyat artışlarıyla açıklamak mümkün değil. Yağış miktarı ve hidroelektrik üretimi, rüzgâr ile güneşten elde edilen elektrik ve talebin dönemsel seyri de üretim kaynaklarının dağılımını belirliyor.
2026’da gerileme farklı ülkelerde de görüldü
Doğal gazın elektrik üretimindeki payındaki düşüş yalnızca Türkiye’de yaşanmadı. Hollanda’da 2026’nın ilk dokuz ayında oran yüzde 32’nin altına inerken İngiltere’de yüzde 29’a geriledi. Japonya’da pay yüzde 28,4 olarak kaydedildi. Güney Kore’de oran yüzde 29’un altında, Çin’de ise yüzde 3,07 düzeyinde gerçekleşti. Enerji kaynakları ve üretim yapıları ülkeden ülkeye farklılık gösterse de Türkiye, Hollanda, İngiltere, Japonya, Güney Kore ve Çin’de gazdan elektrik üretiminin azalması ortak bir eğilim olarak öne çıktı.
Üretimdeki düşüş LNG talebini tek başına belirlemiyor
Doğal gaz santrallerinin elektrik üretimindeki payının azalması, LNG ihracatçıları için uzun vadeli talep beklentilerine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Yeni sıvılaştırma ve ihracat tesislerine yatırım yapan şirketler, özellikle büyüyen ekonomilerin elektrik üretiminde daha fazla doğal gaz kullanacağı varsayımıyla hareket ediyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu büyük pazarlarda gaz santrallerinden elde edilen elektriğin gerilemesi, bu beklentilerdeki belirsizliği büyütüyor.
Öte yandan elektrik üretiminde daha az doğal gaz kullanılması, LNG ithalatının aynı ölçüde ya da aynı hızla düşeceğini göstermiyor. Sanayi ve konutların tüketimi ile doğal gaz depolama ihtiyacı toplam ithalatı farklı yönlerde etkileyebiliyor. Gaz santralleri daha az elektrik üretseler bile, ihtiyaç duyulduğunda devreye alınabilecek kapasite olarak değerini koruyor.
İthalat maliyetlerine olası etkisi ve elektrik faturaları
Türkiye’nin elektrik üretiminde daha az doğal gaza ihtiyaç duyması, ithal yakıt fiyatlarındaki yükselişin üretim maliyetlerine etkisini sınırlayabilir. Özellikle gazın pahalı olduğu dönemlerde başka kaynaklardan elektrik sağlanması, doğal gaz ithalatına bağımlılığın azaltılmasına katkı sunabilir. Bu katkının parasal değerini belirlemek içinse ithal edilen gaz miktarının, sözleşme fiyatlarının ve diğer üretim kaynaklarının maliyetlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Üretim bileşimindeki değişim, tüketicilerin elektrik faturalarının kendiliğinden düşeceği anlamına gelmiyor. Nihai fiyatlar; üretim giderlerinin yanı sıra şebeke maliyetleri, vergiler, tarifeler ve piyasa düzenlemelerinden de etkileniyor. Buna karşın doğal gazın elektrik üretimindeki payının gerilemesi, Türkiye’nin enerji arz güvenliği ve uzun vadeli ithalat ihtiyacı açısından takip edilmesi gereken bir gelişme niteliği taşıyor.



Yorumlar 0