KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Eftychios Damilakis, Türkiye’nin savunma ihracatı ve uluslararası ortaklıklarının Ankara’ya ekonomik ve diplomatik nüfuz kazandırırken Atina’nın hareket alanını daralttığını savundu. Yunanistan’a kendi stratejik çıkar ağını kurma çağrısı yaptı.

Panteion Üniversitesi Uluslararası İlişkiler doktora mezunu Eftychios Damilakis, Türkiye’nin savunma sanayisinde büyümesinin Yunanistan açısından doğurabileceği sonuçları değerlendirdi. Damilakis’e göre Ankara, Kanada ve İtalya’dan Almanya, İngiltere ve ABD’ye uzanan ilişkilerinde savunma sanayisini diplomatik nüfuz aracı olarak kullanıyor; bu yaklaşım Atina’nın hareket alanını önemli ölçüde sınırlıyor.

Damilakis, Türkiye’nin savunma sanayisini yalnızca Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için geliştirmediğini belirtti. Değerlendirmesine göre ihracat anlaşmaları, ortak üretim projeleri ve teknoloji iş birlikleri; Türkiye’yle ilişkilerini sürdürmekten ekonomik veya stratejik fayda sağlayan ülkelerin ve şirketlerin oluşturduğu ağı büyütüyor. Böylece savunma sanayisi, ekonomik güç ve diplomatik etki üretmenin yanı sıra uzun vadeli stratejik bağlar kurmanın da aracı haline geliyor.

İhracat ve yeni sözleşmelerde büyüyen ivme

Damilakis, Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesinin yalnızca askeri güç dengesini etkilemediğini, Yunanistan’ın egemenlik haklarını korumaya çalışacağı ve olası bir kriz sırasında uluslararası destek arayacağı diplomatik zemini de dönüştürdüğünü ifade etti. Bu nedenle gelişmenin Atina’yı doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı.

Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı geçen yıl 10,05 milyar dolara ulaştı ve 2024’e kıyasla yüzde 48 arttı. Damilakis’in dikkat çektiği verilere göre bu yılın ilk dokuz ayında ihracat, yıllık bazda yüzde 15,6 yükselerek 6,93 milyar dolara çıktı.

Artan ivmenin yeni siparişlere de yansıdığını kaydeden Damilakis, Türkiye Savunma Sanayii Kurumu Başkanı Haluk Görgün’ün açıklamalarına işaret etti. Buna göre sektör, yıl içinde 15 milyar dolar değerinde yeni sözleşme imzaladı; yıl sonuna kadar bu tutarın 20 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.

Damilakis, gerçekleşmiş ihracat gelirleriyle yeni ihracat sözleşmelerinin, Türk sanayisine verilen yurt içi devlet siparişlerinin ve Türkiye’nin yurt dışından satın aldığı silah sistemlerinin ayrı ekonomik kalemler olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Ona göre bu ayrım, Türkiye’nin aynı anda ihracatını artırdığını, iç üretimini güçlendirdiğini ve uluslararası sanayi bağlantılarını genişlettiğini ortaya koyuyor.

Avrupa’daki ortaklıklar ve savunma şirketlerinin rolü

Damilakis, üretim kapasitesindeki genişlemenin Türkiye’nin siyasi etkisini de büyüttüğünü savundu. ASELSAN, Baykar, TUSAŞ, ROKETSAN, STM ve Otokar’ın artık yalnızca iç pazarın gereksinimlerine odaklanmadığını; uluslararası ihalelere katıldığını, ortak iş modelleri geliştirdiğini ve Avrupa’nın tedarik zincirlerinde yer aldığını söyledi. Şirketlerin sunduğu kapsamlı paketlerin eğitim, teknik destek, yedek parça ve ileride yapılabilecek yükseltmeleri de içerdiğini belirtti.

Türkiye’nin yerli siparişleriyle seri üretimi desteklediğini de kaydeden Damilakis, bu yöntemin üretim tabanını genişlettiğini ve işletmelere daha öngörülebilir bir çalışma ortamı sağladığını ifade etti. Yunanistan açısından asıl kaygı verici konunun ise Ankara’nın iş birliklerinin yayıldığı coğrafi alan olduğunu dile getirdi.

Kanada’yla 22 Ekim’de atılan stratejik adımın savunma sanayileri arasındaki iş birliğini güçlendirmeye dönük olduğunu belirten Damilakis, bu gelişmeye özel siyasi önem atfetti. Ona göre söz konusu adım, gerilim ve kısıtlamaların yaşandığı dönemlerde bile Türkiye’nin yeni kurumsal ve endüstriyel ilişkiler kurabilme kapasitesini gösteriyor.

İtalya’yla insansız hava araçlarının geliştirilmesi, üretimi ve bakımı alanındaki ortaklık da Damilakis’in kaygı duyduğu başlıklar arasında yer aldı. Bu ilişkinin sıradan bir ticari alışverişten daha kapsamlı olduğunu savunan Damilakis, iş birliğinin büyük bir Avrupa savunma şirketini Türkiye’nin üretim ve teknoloji altyapısıyla buluşturduğunu, Baykar’ı da daha geniş bir Avrupa sanayi ekosistemine dahil ettiğini belirtti.

Damilakis’in sıraladığı diğer Avrupa bağlantıları arasında İspanya, Portekiz, Polonya ve Romanya’yla yapılan çalışmalar bulunuyor. İspanya’daki HÜRJET eğitim uçağı iş birliği, TUSAŞ’ı Airbus ve İspanyol Hava Kuvvetlerinin eğitim programıyla bir araya getiriyor. Portekiz’de STM, donanma için destek ve ikmal gemileri inşa ediyor. Polonya 24 Bayraktar TB2 insansız hava aracı teslim alırken Romanya, eğitim ve destek hizmetleriyle birlikte aynı tipte 18 hava aracı tedarik etti.

Türkiye’nin Almanya ve İngiltere’yle ilişkilerini de özellikle önemli bulan Damilakis, 20 Eurofighter Typhoon savaş uçağının tedarik edilmesine yönelik anlaşmanın değerinin 8 milyar sterline kadar çıktığını belirtti. Ona göre anlaşma, Ankara’yı Avrupa’daki çok uluslu savunma sanayisi ve siyasi çıkarlar ağına bağlıyor; Türk Hava Kuvvetlerini İngiltere, Almanya, İtalya ve İspanya’nın da içinde bulunduğu bir Avrupa sanayi sistemine dahil ediyor.

Damilakis, Türkiye’nin bu tabloda tedarikçi, alıcı ve ortak üretim merkezi rollerini aynı anda üstlenmesinin Ankara’ya avantaj sağladığını söyledi. Türkiye’nin yalnızca silah sistemi satmadığını; pazara erişim, ortak üretim, teknoloji iş birliği ve jeopolitik fayda da sunduğunu ifade etti. Bu değerlendirmesinin ABD’yle ilişkiler için de geçerli olduğunu belirten Damilakis, Türkiye’nin kritik programlarda Amerikan teknolojilerine bağımlılığını sürdürürken Washington’la savunma kanallarını yeniden kurmayı ve genişletmeyi amaçladığını kaydetti.

Damilakis’ten Atina’ya stratejik ağ çağrısı

Damilakis, Türkiye’nin çevresinde yoğunlaşan ekonomik, teknolojik ve stratejik ilişkilerin Yunanistan’ın dış politika alanını daralttığını savundu. Bununla birlikte Türkiye’yle iş birliği yapan ülkelerin otomatik olarak Ankara’nın tutumunu benimseyeceği sonucuna varılmaması gerektiğini söyledi. Bu ilişkilerin, söz konusu ülkeler açısından Yunanistan’la bağların kopmasını önlemek için daha fazla gerekçe yarattığını belirtti.

Yunanistan’ın izlemesi gereken yolun korkuya dayalı ve pasif bir dış politika olmadığını vurgulayan Damilakis, yalnızca Avrupa dayanışmasına dayanmanın yeterli olmayacağını ifade etti. Atina’ya; dış politikasını savunma sanayisi, enerji, denizcilik, altyapı, teknoloji ve Avrupa’daki üretimle daha etkin biçimde ilişkilendirerek kendi stratejik çıkarlar ağını oluşturma çağrısı yaptı.

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...