Haberin öne çıkan noktaları
- Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında 6 stratejik amaç, 18 hedef ve 61 eylem belirlendiğini açıkladı. Uraloğlu, veri merkezleri, kritik altyapılar ve çocukların dijital güvenliğine yönelik çalışmaları anlattı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı ile Bilgi Güvenliği Derneği işbirliğinde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nda (BTK) gerçekleştirilen Uluslararası Bilgi Güvenliği ve Kriptoloji Konferansı’nda Türkiye’nin siber güvenlik çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Uraloğlu, Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nın (2024-2028) 6 stratejik amaç, 18 hedef ve 61 eylem üzerine kurulduğunu bildirdi.
Uraloğlu: Verinin egemenliği stratejik mesele
Bilginin günümüzde en değerli varlıklardan biri olduğunu belirten Uraloğlu, siber güvenlik yazılımları ve teknolojilerinin bu varlığı koruyan temel savunma unsurları olduğunu söyledi. Bakan, yeni dönemin en kritik kaynağının veri olduğunu vurgulayarak verinin yalnızca depolanan bir arşiv olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Uraloğlu’na göre veri; üretim süreçlerinin girdisi, güvenliğin dayanağı, ekonomik büyümenin itici gücü ve milli egemenliğin temel unsurlarından biri niteliğinde. Yapay zeka, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve yüksek performanslı hesaplama teknolojilerinin yaygınlaştığı dönemde ülkelerin gücünün; veriyi üretme, ülke sınırları içinde tutma, işleme, koruma ve ekonomik ya da stratejik değere dönüştürme kabiliyetiyle ölçüldüğünü dile getirdi.
Verinin hangi ülkede barındırıldığı, hangi standartlara göre işlendiği ve kimlerin denetiminde bulunduğunun artık yalnızca teknolojik bir konu olmadığını kaydeden Uraloğlu, bu başlıkların ekonomik, stratejik ve milli boyutlar taşıdığını belirtti. Bakan, veri üzerindeki egemenliğini kurabilen ülkelerin geleceğin kazananları arasında yer alacağını söyledi.
Konferansın bu yılki “Yeni Dünya Düzeninde Siber Savaşlar” temasının, dünyadaki gelişmeleri doğru biçimde yansıttığını ifade eden Uraloğlu; siber dayanıklılık, caydırıcılık, platform güvenliği, teknoloji rekabeti ve siber casusluk konularının hem Türkiye hem de uluslararası toplum için kritik önem taşıdığını vurguladı.
Veri merkezleri Türkiye’nin dijital kaleleri
Türkiye’nin kamu ve özel sektör yatırımlarıyla veri altyapısını büyüttüğünü belirten Uraloğlu, bu merkezleri ülkenin yeni dijital kaleleri olarak nitelendirdi. Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde temeli temmuz ayında atılan TÜRKSAT Veri Merkezi’nin 35 bin 300 metrekarelik alanıyla Türkiye’nin en büyük veri merkezlerinden biri olacağını aktardı.
Uraloğlu, TÜRKSAT Veri Merkezi’nin kapasiteyi ilk aşamada 3 katına, ikinci aşamada ise 8 katın üzerine çıkaracağını bildirdi. Tesisin başta e-Devlet olmak üzere kritik kamu verilerini yerli yazılımlarla, uluslararası standartlara uygun biçimde ve yüksek güvenlik seviyesinde muhafaza edeceğini söyledi.
Kamuya ait kritik dijital yükün bu merkezle destekleneceğini ifade eden Bakan, özel sektör yatırımları sayesinde de Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası veri kapasitesinin artırılmaya devam ettiğini kaydetti. Eylül ayında hizmete alınan Vodafone İzmir Veri Merkezi’nin, Ege Bölgesi’nin en büyük veri merkezi olarak bu dijital altyapı zincirine dahil olduğunu hatırlattı.
Bu yatırımların Türkiye’nin dijital güvenlik haritasını aşamalı biçimde genişlettiğini belirten Uraloğlu, kamu ve özel sektör tarafından kurulan tesislerin ülkenin dijital altyapı hedefleri açısından birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kriptolojik güvenlik ve teknolojik egemenlik vurgusu
Veri merkezlerinin dijital varlıkların uzun vadeli güvenliği bakımından güvence işlevi gördüğünü belirten Uraloğlu, bu tesislerde kritik verilerin şifrelenmesi, şifreleme anahtarlarının yönetimi ve erişim izinlerinin denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Tedarik zincirinin güvenliği ile gelecekte ortaya çıkabilecek kuantum tehditlerine dayanıklı altyapıların kurulmasını da veri merkezlerinin başlıca görevleri arasında sıraladı.
Verinin Türkiye’de tutulması, işlenmesi ve korunmasının siber bağımsızlık ile teknolojik egemenliğin somut göstergelerinden biri olduğunu kaydeden Uraloğlu, devam eden projelerin artan veri üretimi, bulut bilişim ve yapay zeka ihtiyaçlarını karşılayabilecek ölçeklenebilir bir altyapı oluşturduğunu belirtti. Bakan, bu yatırımların Türkiye’nin bölgesel bir dijital altyapı ve veri merkezi üssü olma hedefini de güçlendirdiğini söyledi.
Siber Güvenlik Başkanlığı’nın görev alanı genişliyor
Uraloğlu, Türkiye’nin siber güvenlik kapasitesini geliştirmek için çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü açıkladı. Bakanlık koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nın 2024-2028 dönemini kapsadığını belirten Uraloğlu, planın siber dayanıklılık, proaktif siber savunma ve caydırıcılık, insan odaklı yaklaşım, teknolojinin güvenli kullanımı, yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesi ile uluslararası işbirliği başlıklarına dayandığını ifade etti.
Bu altı alanda toplam 6 stratejik amaç, 18 hedef ve 61 eylem belirlendiğini yineleyen Uraloğlu, stratejik planın kurumsal karşılığının Cumhurbaşkanlığına bağlı olarak kurulan Siber Güvenlik Başkanlığı olduğunu söyledi. Siber Güvenlik Kanunu’yla güçlendirilen yapının, ulusal siber güvenlik politikalarının tek merkezden belirlenmesine katkı sağlayacağını belirtti.
Uraloğlu, Siber Güvenlik Başkanlığı’nın kritik altyapıların korunması, siber saldırılara karşı kurumlar arası koordineli müdahale yürütülmesi ve kamu, özel sektör ile akademi arasındaki işbirliğinin daha etkili hale getirilmesi açısından önemli sorumluluklar üstleneceğini dile getirdi. Başkanlığın kurulmasını, Türkiye’nin siber alandaki milli çıkarlarını koruma iradesinin somut bir göstergesi olarak değerlendirdi.
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin 2024 Küresel Siber Güvenlik Endeksi’ne de değinen Uraloğlu, Türkiye’nin endeksteki tüm alanlarda tam puan aldığını bildirdi. Türkiye’nin “Seviye 1: Rol Model Ülke” kategorisinde yer almasının, ülkenin kurumsal siber güvenlik kapasitesinin uluslararası düzeyde tescil edildiğini gösterdiğini söyledi.
BTK’dan işletmecilere ek güvenlik yükümlülüğü
BTK’nın elektronik haberleşme, posta ve elektronik güven hizmetleri alanlarında düzenleme, gözetim ve denetim faaliyetlerini sürdürdüğünü belirten Uraloğlu, Kurul tarafından bu yıl alınan kararın sektörel güvenlik bakımından önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Söz konusu kararla yetkilendirilmiş bütün işletmecilerin, ekonomik büyüklüklerine bakılmaksızın ilave güvenlik tedbirleri almakla yükümlü hale getirildiğini aktaran Bakan, uygulamanın sektör genelindeki güvenlik seviyesini yükseltmeyi ve haberleşme altyapılarının siber dayanıklılığını artırmayı amaçladığını söyledi.
Çocukların dijital güvenliği öncelikli alan
Uraloğlu, Türkiye’nin kapsamlı siber güvenlik çalışmalarındaki en hassas başlıklardan birinin çocukların dijital ortamda korunması olduğunu vurguladı. Çocukların geleceğin güvencesi olduğunu belirten Bakan, dijital dünyada en fazla korunması gereken grubun çocuklar olduğunu ifade etti.
Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliği hatırlatan Uraloğlu, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal ağ hizmeti sunulmasının sınırlandırıldığını bildirdi. Düzenleme kapsamında yaş doğrulamasının e-Devlet üzerinden yapılacağını, 15-18 yaş grubundaki çocuklar için özel koruma tedbirleri uygulanacağını ve ebeveyn kontrol araçlarının zorunlu tutulacağını aktardı.
Bu adımların çocukları dijital ortamın risklerinden koruma yönündeki kararlılığın göstergesi olduğunu belirten Uraloğlu, çocukların sağlıklı gelişimini öncelemenin, aileleri desteklemenin ve dijital platformların daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamanın milli güvenlik anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.
5G ve 6G dönemine hazırlık
Konferansın siber güvenlik alanındaki küresel gelişmelerin değerlendirilmesi açısından önemli bir zemin sunduğunu belirten Uraloğlu, gelecekte verinin hızlı, güvenli ve egemenliği elinde bulunduran aktörlerin kontrolünde olacağını ifade etti. Bakan, 5G ve ilerleyen dönemde 6G teknolojilerinin, yazılım tabanlı şebekelerin ve yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla birlikte yeni güvenlik ihtiyaçlarının ortaya çıkacağını kaydetti.
Bu dönemde çekirdek ağ güvenliği, tedarik zincirlerinin korunması ve kriptografik altyapıların güçlendirilmesinin öncelikli konular arasında bulunacağını belirten Uraloğlu, siber güvenliğin yalnızca teknolojik yatırımlarla sağlanamayacağını söyledi. Bakan, insan odaklı yaklaşımın yanı sıra kamu, özel sektör ve akademi arasındaki işbirliğinin de güvenlik kapasitesinin güçlendirilmesinde belirleyici olacağını dile getirdi.
Uraloğlu, konferansın küresel siber tehditlerin analiz edilmesine, kritik altyapıların güvenliğinin daha ileri taşınmasına ve kurumlar arasındaki işbirliğinin derinleştirilmesine katkı sunacağına inandığını ifade etti.


Yorumlar 0