KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki bakanlık bütçesi görüşmelerinde Nail Çiler, fabrikaların yurt dışına taşındığını savunurken Şeref Arpacı sanayi politikalarını ve Avrupa pazarına hazırlığı eleştirdi. Arpacı, çelik kotası ve üretim verilerinin Türkiye için ciddi ihracat kaybı riski doğurduğunu söyledi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş’un başkanlığında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile bağlı kurum ve kuruluşların 2027 yılı bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporlarını görüşmeye başladı. Görüşmelerde YENİ Parti Kocaeli Milletvekili Nail Çiler ile Denizli Milletvekili Şeref Arpacı, Bakan Mehmet Fatih Kacır’a sanayide yaşanan sorunlar üzerinden eleştiriler yöneltti.

Çiler; sanayi kentlerinde fabrikaların kapanmasına, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) kredi bulmakta zorlanmasına ve yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payının düşük kalmasına dikkat çekti. Sanayideki değişimi, “Önceden tırlar fabrikalara yük almaya gelirdi. Şimdi tırlar fabrikaları yurt dışına taşımak için geliyor” sözleriyle anlattı.

İşsizliğin ve kapanan iş yerlerinin arttığını, vatandaşların geçim sıkıntısı çektiğini belirten Çiler, kademeli emeklilik konusunu da gündeme getirdi. Bir ya da iki gün farkla emeklilik hakkını kaçıranlar bulunduğunu söyleyen Çiler, bu sorunun henüz çözüme kavuşturulmadığını ifade etti. Bazı sektörlerde iş bulunamadığını dile getiren Çiler, fon meselesine ilişkin olarak da “Türkiye’de bu fon bazı seçkinlerin işi oldu herhalde” değerlendirmesinde bulundu; fon vurgununun siyasi bir ayağı olup olmadığını sordu.

Çiler, sorumluların hesap verip vermeyeceğini ve soruşturmanın hangi kurumlara ve isimlere uzanacağını da Bakan Kacır’a yöneltti. Toplumun bu sorulara yanıt beklediğini belirten milletvekili, fon vurgununun siyasi bağlantısı bulunup bulunmadığı konusunu özellikle sorduğunu yineledi.

Kocaeli’nin Kartepe ilçesinde Yıldızlar Holding’e ait hatların kurulmasına da itiraz eden Çiler, bölgenin kent merkezinde yer aldığını ve Marmara’nın turizm merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Kartepe’de haddehane kurulması için alanın endüstri bölgesi ilan edilmesini eleştiren Çiler, konuyla ilgili açtıkları davanın 10 Kasım’da görüleceğini belirterek kararın yeniden değerlendirilmesini istedi.

Arpacı’dan bütçe ve Avrupa pazarı eleştirisi

Arpacı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bütçesinin geçen yıla kıyasla yüzde 40,6 artırılarak 249 milyar liraya çıkarıldığını, ancak merkezi bütçe içindeki payının yükselmediğini söyledi. Artışın beklenen enflasyonun üzerinde olduğunu belirten Arpacı, bakanlığın merkezi harcamalardaki payının 8-10 yıldır yüzde 0,70 ile 0,90 aralığında seyrettiğini ve mevcut oranın 0,91 olduğunu kaydetti. Bakanlık bütçesinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranının binde 2 düzeyinde kaldığını, faiz giderlerinin ise bakanlık bütçesinin 16 katına ulaştığını dile getirdi.

ABD, Çin ve Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarındaki değişimlere değinen Arpacı, Türkiye’nin ihracatında Avrupa pazarının taşıdığı önemin altını çizdi. Avrupa Birliği’nin kamu alımları ve desteklerini “Made in Europe”, nihai montaj ve düşük karbon koşullarına bağladığını belirten Arpacı, Türkiye’nin ihracatının yüzde 43’ünün Avrupa’ya yapıldığını hatırlattı. Bu nedenle Avrupa’daki dönüşümün Türkiye açısından hayati olduğunu savunan Arpacı, “Avrupa Birliği ihracatın kurallarını yeniden yazdığı bir dönemde siz ne yaptınız? Türkiye’yi üç senede sanayisizleştirmeyi başardınız” dedi.

Teknoloji alanında başarılı çalışmalar yapılmış olabileceğini ancak sanayi politikalarının başarısız kaldığını ileri süren Arpacı, Kacır’a “Tarihin en başarısız sanayi bakanısınız” diye seslendi. Sanayi açısından sınıfta kalındığını savunan Arpacı, bu eleştirisini simgeleyen bir plaketi Bakan’a getirdiğini söyledi.

Arpacı, bakanlığın Avrupa Birliği’nin sanayideki dönüşümüne yeterince hazırlanmadığını da öne sürdü. Bakanlığın sorumluluğundaki 91 tedbirde “Avrupa” ya da “karbon” kelimelerinin geçmediğini, Kacır’ın sunumunda “Made in Europe” başlığının bulunmadığını ifade etti. 2027 için hazırlanan ve dönüşüme ayrılan bütçede bakanlığa pay verilmediğini savundu.

Avrupa Birliği’ndeki değişimden doğrudan etkilenebilecek otomotiv, elektrikli ekipman ve metal sektörlerinin Türkiye’nin AB’ye ihracatının yüzde 50’sinden fazlasını oluşturduğunu belirten Arpacı, ülkenin bu alanlarda hazırlıksız olduğunu ileri sürdü. Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık arasında uzlaşma sağlandığını ancak Türkiye’nin adının anılmadığını söyleyen Arpacı, 2019’da Volkswagen’in, 2025’te BYD’nin ve şimdi de Chery’nin yatırım yapıp yapmayacağının belirsiz olduğunu kaydetti. Bu gelişmelerin ihracatta büyük pazar kaybına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Üretim ve istihdam verileri kayıp riskine işaret ediyor

Avrupa Birliği’nin çelik düzenlemesine de değinen Arpacı, Türkiye’ye 2,86 milyon tonluk kota sınırı getirildiğini, Türkiye’nin ise 2025’te 7 milyon ton çelik ihraç ettiğini belirtti. Aradaki farkı 4 milyon ton olarak hesaplayan Arpacı, bunun yalnızca bir sektörde 3 milyar dolarlık kayıp anlamına geldiğini söyledi.

İmalat sanayisinin gayrisafi yurt içi hasıladaki payının 2022’de yüzde 22’den 2025’te yüzde 15,5’e gerilediğini aktaran Arpacı, 2026 hedefinin yüzde 17 olduğunu ancak bu düzeye ulaşılamadığını ifade etti. 2027 için belirlenen hedefin ise yüzde 15,9 olduğunu kaydetti.

İmalat sanayisindeki istihdamın 2025’te yüzde 3,2, 2026’nın ilk yedi ayında ise yüzde 2,7 azaldığını söyleyen Arpacı, emek yoğun sektörlerde düşüş yaşandığını belirtti. Hazır giyimde istihdamın yüzde 31, makinede yüzde 20, deride yüzde 18 ve dayanıklı tüketim mallarında yüzde 10 gerilediğini dile getirdi. Otomotiv üretiminin 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 17, adet bazında otomotiv ihracatının ise yüzde 27 düştüğünü söyledi.

Elektrikli araç ve batarya yatırımlarının Macaristan’a yöneldiğini savunan Arpacı, fabrikaların kapanması ve üretimin başka sektörlere kayması üzerinden sanayi politikalarını eleştirdi. “2 bin 400 fabrika satılık, geçen seneye göre yüzde 60 arttı” diyen Arpacı, yeni organize sanayi bölgeleri (OSB) kurulurken mevcut fabrikaların ülkeden ayrıldığını öne sürdü. Üretim araçlarının elden çıkarılarak farklı işlere yönelindiğini anlatan Arpacı, “İnsanlar dikiş makinesini, nakış makinesini, kesim makinesini satıp kahve makinesi almaya başladı. İnsanlar tornasını, CNC tezgâhını satıp masa, sandalye, ocak, fırın alıp restoran işine giriyor. Türkiye birbirine kahve satarak mı zenginleşecek Sayın Bakanım?” sözleriyle Kacır’dan yanıt istedi.

Çiler de bakanlık bütçesinin yalnızca ayrılan kaynak miktarı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Kaynakların üretime ve teknolojiye ne ölçüde katkı sunduğunun incelenmesi gerektiğini söyleyen Çiler, sanayideki gelişmelerin ve fabrikaların yurt dışına taşınmasının bütçe değerlendirmesinde dikkate alınmasını istedi.