Haberin öne çıkan noktaları
- AB’nin sanayiyi güçlendirmek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla hazırladığı “Made in Europe” planı, Türkiye başta olmak üzere önemli ticaret ortaklarının itirazlarıyla karşılaştı. Ankara, Gümrük Birliği kapsamındaki sanayi ürünlerinin Avrupa menşeli ürünlerle eşdeğer kabul edilmesini istiyor.
Avrupa Birliği’nin sanayi üretimini artırmak ve dış kaynaklara bağımlılığı azaltmak için hazırladığı “Made in Europe” girişimi, Türkiye’nin yanı sıra Birliğin diğer önemli ticaret ortaklarının da tepkisini çekti. Ankara, düzenlemenin dışında bırakılmamak için aylardır diplomatik temaslarını sürdürüyor.
Avrupa Komisyonu, 4 Mart 2026’da Sanayi Hızlandırma Yasası’nı (Industrial Accelerator Act) açıkladı. Yasa teklifiyle Avrupa’da üretilen malların kamu alımlarında ve devlet teşviklerinde öncelikli konuma getirilmesi hedefleniyor. Planın arkasındaki temel amaçlardan biri, özellikle Çin’den gelen düşük maliyetli ürünler karşısında zorlanan Avrupa sanayisini desteklemek.
Girişim kapsamında otomotiv, çelik, çimento, alüminyum ve temiz enerji teknolojileri gibi stratejik alanlarda Avrupa menşeli ve düşük karbonlu ürünlerin kullanımının yaygınlaştırılması öngörülüyor. AB ayrıca sanayinin birlik ekonomisindeki payını 2035’e kadar yüzde 20’ye yükseltmeyi planlıyor.
Düzenlemenin en kritik başlığı ise hangi ülkelerde üretilen malların “Avrupa üretimi” kabul edileceği. Fransa, kamu kaynaklarının öncelikle AB sınırları içinde üretim yapan şirketlere yönlendirilmesini savunurken Almanya, Avrupa sanayisiyle bütünleşmiş ticaret ortaklarının da desteklerden yararlanabilmesini istiyor.
Fransa ile Almanya arasında 16 Ekim’de sağlanan uzlaşma, İngiltere’nin belirli şartları yerine getirmesi halinde otomotiv sektöründeki “Made in Europe” uygulamasına dahil edilmesinin önünü açtı. Londra’nın, AB’nin Çin menşeli araçlara karşı uyguladığı ticari korunma önlemlerine uyum sağlaması beklenen koşullar arasında bulunuyor.
Ancak iki ülkenin otomotive ilişkin vardığı özel anlaşma, AB’nin önemli ticaret ortakları Türkiye, Japonya ve Güney Kore’yi kapsamıyor. Üstelik bu uzlaşma henüz AB’nin nihai kararı niteliğinde değil. Düzenlemenin yürürlüğe girebilmesi için diğer üye ülkelerin ve Avrupa Parlamentosunun onayı gerekiyor.
Türkiye, 1996’dan bu yana AB ile Gümrük Birliği ilişkisi içinde bulunuyor. Taraflar arasında özellikle otomotiv alanında kapsamlı üretim ve tedarik zincirleri yer alıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın verdiği bilgilere göre Türkiye ile AB arasındaki yıllık ticaret hacmi 233 milyar dolara, otomotiv ticareti ise 62 milyar dolara ulaşıyor.
Ankara’nın itirazı, Gümrük Birliği kapsamında ticareti yapılan sanayi ürünlerinin yeni Avrupa menşei kuralları nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakılmaması talebine dayanıyor. Bolat, geçen hafta Brüksel’de yaptığı açıklamada Türkiye’nin girişimin dışında tutulmaması gerektiğini belirterek, “Çözüm, güvenilir ortakları veya Gümrük Birliği’ni dışlamak olmamalı.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin yeni sistemde eşdeğer ortak olarak tanınmasını isteyen Bolat, aksi bir düzenlemenin yalnızca Türkiye ekonomisini değil, Avrupa ekonomisini de olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu. Mart ayında açıklanan ilk yasa teklifinde, Gümrük Birliği ortaklarından gelen ürünlerin belirli şartlarla AB menşeli ürünlerle eşdeğer sayılması öngörülüyordu.
Otomotiv sektörüne ilişkin sonraki görüşmeler ise Türkiye’nin bu eşdeğerlikten hangi ölçüde yararlanabileceğine dair belirsizlik oluşturdu. Türkiye’de üretim yapan şirketlerin bazı kamu teşvikleri ve alımlarının dışında bırakılması, Avrupa’ya ihracat gerçekleştiren üreticilerin rekabet gücünü zayıflatabilir. Uzun vadede yeni otomotiv yatırımlarının Türkiye yerine AB ülkelerine yönelmesi de olası riskler arasında değerlendiriliyor.
Türkiye’nin diplomatik girişimleri sürüyor
Ticaret Bakanı Bolat, temmuz ayında Brüksel’de Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamındaki konumunun korunmasını talep etti. Bolat, 7 Ekim’de AB üyesi ülkelerin Ankara büyükelçileriyle gerçekleştirdiği toplantıda da düzenlemeye ilişkin Türkiye’nin beklentilerini aktardı.
Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu toplantısı için 13 Ekim’de Brüksel’de bir araya gelen taraflar, “Made in Europe” düzenlemesini yeniden ele aldı. Son olarak 19 Ekim’de Ticaret Bakanlığı ile otomotiv sektörü temsilcileri arasında toplantı yapıldı.
Toplantıya Türkiye İhracatçılar Meclisi, Otomotiv İhracatçıları Birliği, Otomotiv Sanayii Derneği ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği yöneticileri katıldı. Görüşmede, düzenlemenin Türkiye otomotiv sanayisi üzerindeki olası etkileri ve Ankara’nın itirazlarını duyurmak için yürütülen girişimler değerlendirildi.
Bolat, Türkiye otomotiv sanayisinin yasanın tüm hükümlerine dahil edilmesi amacıyla temasların devam edeceğini açıkladı.
AB’nin sanayi planına yönelik itirazlar Türkiye ile sınırlı kalmadı. İngiltere, Avrupa otomotiv endüstrisinin üretim zincirlerinin bir parçası olduğunu belirterek düzenlemeye dahil olmak için girişimlerde bulundu. Fransa ve Almanya’nın son uzlaşması, Londra’nın bu talebi bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Norveç hükümeti de haziran ayında Avrupa Komisyonuna başvurarak Norveç’teki ve diğer Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerindeki şirketlerin Avrupa üretimi kapsamında kabul edilmesini istedi. Japonya ise otomotiv sektörüne yönelik düzenlemelerle ilgili endişelerini AB yetkililerine iletti.
Japon otomobil üreticisi Toyota, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada “Made in Europe” yerine “Made with Europe” (Avrupa ile Üretim) yaklaşımının benimsenmesini önerdi. Şirket, İngiltere, Türkiye ve Japonya gibi güvenilir ticaret ortaklarının kapsam dışında tutulmasının Avrupa otomotiv sektörünün rekabet gücünü zedeleyebileceğini savundu.
Düzenlemenin nihai kapsamı henüz kesinleşmiş değil. AB’nin kendi sanayisini koruma hedefiyle uluslararası üretim ortaklıklarını sürdürme gereği arasında nasıl bir denge kuracağı, devam eden müzakerelerin ana başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.


Yorumlar 0