KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • AP Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, demokrasi ve hukukun üstünlüğündeki gerileme nedeniyle Türkiye’nin AB üyelik sürecinin yeniden başlamasının mümkün olmadığını söyledi. 28 Ekim’de yayımlanması beklenen Türkiye raporunun geçen yıldan daha olumsuz bir tablo çizeceğini belirtti.

Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkileri değerlendirerek, hukukun üstünlüğü ve temel özgürlükler alanındaki gerilemenin üyelik sürecinin yeniden başlamasını engellediğini söyledi. Amor, 28 Ekim’de yayımlanması beklenen Türkiye raporunda geçen yıla kıyasla daha olumsuz bir değerlendirme yer alacağını ifade etti.

Türkiye’de demokrasi ve basın özgürlüğü tartışmalarından Avrupa’nın güvenlik yaklaşımına ve yürütülen çözüm sürecine kadar çeşitli başlıklara değinen Amor, Halk TV’ye kayyım atanması ile muhalif belediyeler hakkında açılan soruşturmaların AB sürecine etkisine ilişkin de konuştu. Türkiye’nin katılım sürecinin, hukukun üstünlüğü ve temel özgürlüklerdeki gerileme gerekçesiyle 2018’den bu yana dondurulduğunu hatırlattı.

Üyelik sürecinin yeniden başlaması neden mümkün değil?

Amor, sürecin askıya alınmasından bu yana Türkiye’de demokratik gerilemenin sürdüğünü gösteren gelişmeler yaşandığını belirtti. “O tarihten beri, demokratik gerilemenin durmaksızın sürdüğüne işaret eden daha da kötü haberler aldık” diyen AP raportörü, mevcut koşullarda AB üyelik sürecinin yeniden başlatılamayacağını kaydetti.

Demokratik gerileme yatırımcı güvenini nasıl etkiliyor?

Türkiye’deki fon krizinin ekonomik ilişkiler ve yabancı yatırımcıların güveni üzerindeki etkisine de değinen Amor, hükümetin demokrasi ve hukukun üstünlüğündeki sorunları ekonomik performanstan ayrı değerlendirmeye çalıştığını söyledi. Bu alanların doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Amor, ekonomi yönetiminin yatırım ortamına ilişkin mesajlarının diğer gelişmeler nedeniyle karşılık bulmadığını savundu.

Amor, “Bakan Şimşek'in Türkiye'yi iş yapmak ve yatırım gerçekleştirmek için sağlam ve öngörülebilir bir ülke olarak sunmaya yönelik bütün çabaları, hükümetin diğer üyelerinin ve yargının eylemleri nedeniyle boşa çıkıyor” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin jeopolitik önemi AB’nin tutumunu değiştirir mi?

Avrupa’nın güvenlik kaygılarının Türkiye’deki demokratik gerilemeye yaklaşımı etkileyip etkilemediği sorusunu yanıtlayan Amor, Avrupa Komisyonu ve AB Konseyi gibi kurumların temel özgürlükler ile hukukun üstünlüğü konusunda temkinli davrandığını belirtti. AB kararlarında reelpolitik yaklaşımın ağırlık taşıdığını kabul eden Amor, Avrupa Parlamentosu gibi kurumların eleştirilerini daha açık ve güçlü biçimde dile getirdiğini söyledi.

Türkiye’nin jeopolitik önemini AB üyeliği için bir koz olarak kullanmasının sonuç vermeyeceğini belirten Amor, “Türkiye'nin jeopolitik önemini koz olarak kullanması, AB'nin kapılarını asla açmayacak. Biz bir demokrasi kulübü olmaya devam ediyoruz” dedi.

Çözüm sürecinin başarılı olması için ne gerekiyor?

Türkiye’de yürütülen çözüm sürecinin başarıya ulaşması için demokratik sistemde iyileşme sağlanması gerektiğini vurgulayan Amor, bu adımlar atılmazsa sürecin yüzeysel kalabileceği uyarısında bulundu. Amor, “Aksi takdirde süreç yüzeysel kalma ve bir gecede, bir cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ortadan kalkma riski taşır” değerlendirmesini yaptı.

AB’nin çözüm sürecinde özel bir rol üstlenmediğini kaydeden Amor, konunun Türkiye’nin iç meselesi olduğunu söyledi. Türk makamlarının talepte bulunması halinde AB’nin iş birliğine hazır olduğunu da belirtti.

28 Ekim’deki Türkiye raporunda nasıl bir tablo bekleniyor?

Avrupa Komisyonu tarafından 28 Ekim’de yayımlanması beklenen Türkiye raporuna ilişkin değerlendirmesinde Amor, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü alanlarında olumsuz bir tablo öngördüğünü dile getirdi. Muhalefete, demokratik çoğulculuğa ve temel özgürlüklere yönelik saldırılara dikkat çeken AP raportörü, yeni raporun geçen yılki değerlendirmeden daha kötü olacağını söyledi.

Amor, yıllık raporların yeni kararlar alınmasını sağlamak amacı taşımadığını, katılım sürecinin mevcut durumunu ortaya koyduğunu belirtti. Raporun yayımlanmasının ardından hangi adımların atılacağına ise AB Konseyi’nin karar vereceğini ifade etti.

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...